Wimbledon 2011

| Eylül 26, 2011 | 1 Yorum

Londra`ya geldiğimizde bu sene oynanacak olan Wimbledon Tenis turnuvasına bilet bulamamıştık. Turnuva başladıktan sonrada maalesef imkan olmadı. Bir gün koşu arkadaşım Cenk Turan milli tenisçimiz İpek Şenoğlu’nun twitter hesabından londrada yaşan türklere fazla bilet ile maçlarına davet ettiğini öğrenip bize haber vermesi ve İpek hanımın eşim ile bana bilet vermesi ile bu hayalimizi gerçekleştirdik.

Havanın yağmurlu olması ile bazı günler yağmur yağsa da ben 1 gün Sedef ise 2 gün boyunca hem standart kortlardaki hem de biraz da şansımızın da yardımı merkez ve 1 numaralı korttaki maçları takip etme fırsatı bulduk.

Wimbledon metro ile yeşil hat üzerinde (district line) ulaşabileceğiniz muhteşem bir yerleşim birimi. Burada 20’ye yakın kort bulunuyor. Bu kortlarda turnuva boyunca maçlar devam ediyor. Siz biletlerinizi normal kortlar, 1 numaralı kort ve merkez kort olarak 3 bilet tipi ile alabiliyorsunuz. aldıgınız en üst mevkii bilet digerlerini de takip etmenizi sağlıyor. ancak örneğin standart korlara erişiminiz (ground) var ise diğer kortlara girmeniz maalesef mümkün değil.

Kortlardaki disiplin, hakemleri ve kort görevlilerinin kıyafetleri inanılmaz düzenli ve kesinlikle çok titzce eğitilmiş top toplayıcılar, malzeme taşıyıcılardan oluşuyor. Yağmur başladığında onlarca kez antreman yapmış olan bu tenis sever gençler özel bir teknik ve çalışma ile hızlıca kortların zarar görmemesi için kortları kapatıyorlar.

Sponsorların hangi noktalarda ve ne kadar logo ile yer alacağından su mataralarının ya da içeceklerin nerelere koyulacağına kadar herşey en ince ayrıntısına kadar planlanmış, dünyanın en ayrıcalıklı Tenis organizasyonu bu.

Hakemler son derece eğitimli ve disiplinli.  Seyirciler bilinçli, kesin sessizlik ve ne zaman nerede alkışlanacağı belli. Kesinlikle tenisin en elit izleyicisinin gittiği bir organizasyon.

 

Merkez kortun arkasında bulunan dev ekran ise sizlerin giremediğiniz maçları gene wimbledon ritueli olan şampanya, şarap ve çilek eşliğinde çimenlere ya da basamaklara oturarak piknik yapıp izlemenize olanak veriyor.

Bizim en büyük şansımız ise bu ekranı takip ederken son gün Federer’in önde gittiği bir maçın 2. oyunun hemen başında 5 GBP gibi komik bir fiyata charity bağış biletlerinin satışa sunulması sonucu  depar atmam ve kendimizi 2 ve 3. maçlar boyunca Merkez kort atmosferinde bulmamızdı.

İçeri girdiğimize inanamıştık. Kort tamamen dolu idi ve boş olan 200’e yakın bilet ise 5 dakika içinde tükendi. Şanslılardan biri olarak Feder’i bu kortta biraz geride olsak bile izlemek inanılmaz bir deneyim idi.

Teşekkürler bu fırsat için İpek !

Wimbledon’a gelecekler için muhakka suretle bu deneyimi yaşamalarını ve blok bilet alma imkanı olanların kesinlikle sadece bir gün değil arka arkaya 2 ya da 3 gün burada tenis izlemesini öneriyorum. Ground biletler ilk turlarda 20-25 Pounddan başlıyor ve bu fiyata saat 13’ten itibaren 6’ya yakın maç izleyip Tenis’e doyuyorsunuz.




Etiketler: , , , , , , ,

Yorumlar (1)

Trackback URL | RSS Feed Yorumları

  1. Ferudun Tok dedi ki:

    Benim nasıl Tenis hastası olduğumu biliyorsun.Seni kıskandım.Keşke bende yanında olabilseydim.Ancak,hep istediğim ama hayata geçiremediğim bu hayalimi
    senin gerçekleştirdiğini görmek hazların engüzeli.
    İnan Emre fotoğrafları görünce bende senle orda idim.Tebrikler benim yapamadığımı yaptığın için.Seni çok seven BABAN.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir