UTMB TDS Rapor

| Ağustos 29, 2011 | 30 Yorum

Tam 10 aydır hayalini kurduğum yarışa gitmek için sabah erken kalktım ve trenle Londra Gatwick havalimanına gittim. Elimde sırt çantam ve içinde bagaj kaybolmasına karşılık zorunlu malzemelerim vardı. Su geçirmez diğer bir çantamda ise kullanacağım jeller, ayakkabı ve kıyafetlerim. Çok uyuyamamıştım. Tabiiki de heyecandan. Dünyadaki ultra trail running anlamında bir nevi senede bir yapılan bir olimpiyatdı bu. Ultra Trail du Mont Blanc !

I got early in the morning to reach my dream race, the Ultra Trail Mont Blanc ! I couldn`t slept well due to increasing nervous and joy.I had my mandatory equipment as a carry on not to make a fault before the race. UTMB is a race that is the top inside the so called  “Trail Olympics”

Uçakta kestirdim ve Cenevre havalimanına indim. Uçakta giydiğim geçen seneki yeleğim, herkesin eliyle beni göstermesine sebep olması bu yarışın ne kadar gurur verici bir şey olduğunun göstergesi idi. İndikten sonra İngiliz ve Amerikalı yarışmacılarla sohbet edip AlpyBus ile önceden rezervasyon yaptığımdan gidiş geliş1 er saatte 23.5 euro’ya Chamonix‘e ulaştım. Önceden ayarlamanız önemli.

I slept in the plane a little bit as the flight from London Gatwick is only an hour. I had my CCC 2010 Finisher vest on which took attention of some racers in the beginning and we have become friends with them. I used the Alpybus as a transfer. If you book
early than you will have a round trip for 47 Euros instead of 70.

Chamonix’e varmadan önce Caner, Bakiye ve Faruk’un bir gün öncesinden ulaştığını biliyordum. Caner saolsun beni Hostelimize götürmek için tren istasyonunun önünden minibüsten aldı. Minibüste İngiliz yarışçılar Stuart ve arkadaşı ile sohbet ettik ve arkadaş olduk. Bu yarışların en güzel özelliği dünyayı gezmeniz ve yeni arkadaşlar elde edip sonraki yarışlara onlarla katılmanız. Chamonix , güneşli idi. Hemen Canerle planladığımız turumuzu attık.

Our Turkish team reached Chamonix before. Caner, my TDS comrade has welcomed me in the train station to take us to our Hostel. Sunny Chamonix with beautiful mountains topped up my joy.

Daha sonra aklimatizasyon ve biraz dinlenip yarış hakkında planlarımız çalışmak için Chamonix‘deki start alanının arkasından teleferikle önce 2.000 daha sonra 2.800 metreye çıktık ve orada 1.5 saat kalıp fotoğraf çektik, haritamızı ve zaman dilimlerimizi inceledik.

As we planned before, we went up to first 2.000m and then immediately to 2.800 with a cable car to view magnificent Mont Blanc and had some aclimatisation. Chatted about the race and planned the strategy and check points.

  
  

Haritayı ve rotayı çalıştıktan sonra bu yarıştaki önemli ipuçlarından biri olan zaman kapılarını hızınız, yorgunluğunuz ve temponuz ile ayarlamanız gerekmekte. Caner ile benimde geçen seneki deneyimlerimi onun eşsiz harita ve rota okuma becerisi ile birleştirip küçük kartlar hazırladık. Bu kartlarda hem yarış sırasında hesaplarımızı kontrol edebilecek ve geride kalmamızı engelleyecektik. Şunu söyleyebilirim, ikimiznde tahminleri inanılmaz tuttu ve yarışı ikimizin zaman planları çerçevesinde tamamlamamız gerekenleri yapabildik.

The important thing  about planning the UTMB is to define the checkpoints, your health, your power and do the best guess about when are you going to pass the CPs. The plan that we had has mine and Caner`s guesses. During the race I can say that we were
always between these limits. This is due to experience in the mountains.

Aşağı indikten sonra Fırat Kara ile buluştuk, Hostele geçtik, ben çantamı ve yarış ekipmanlarımı hazırladım. Akşam Chamonix‘deki malzeme dükkanlarını gezdik. Yemek için geçen seneki pizzacıyı seçtik, yemek muhteşem olmasına rağmen inanılmaz yavaş servis bizi yordu. Jel ve Salomon parmak arası S-Lab sandaletlerim dışında hiçbirşey almadan Hostelde bir erken uyku çekmeye başladık.

After we come down  the mountains we met with Firat, an experienced Turkish mountaineer and trail runner. We went to see some trail running equipments in Chamonix. Most of the things were expensive, I only got gels and Salomon S-Lab Sandals and fell into a sleep for tomorrow.

24 Ağustos Çarşamba

Sabah çok erken uyanıp kayıt sırasında ekiple 5 kişi buluştuk. Burada yarışçılarla sohbet ettik, kamera ve sohbet kayıtları aldık.

We  have got up early and met in the registration office. We chatted with foreign racers and distributed  DASK ADAM Anatolian
Mountain marathon leaflets and showed and explained Turkey as volunteer tourism officers.

Elimizde Fırat’ın getirdiği DASK ADAM Dağ maratonu broşürlerini yarışçılara dağıttık ve ülkemizi tanıttık.

Kayıt sırasında önde olmamıza rağmen malzeme kontrolü çok sertti, özellikle benim yanımda jellerimin olmaması ve uzun kollu taytımı yarışta giyeceğime ikna edememden dolayı maalesef Hostele gidip geri gelmek zorunda kaldım. Kayıt inanılmaz düzenli, sadece kayıtta 60 kişi çalışıyor. Sıra ile dolaşıp önce chip depozitosu ödüyor sonra malzeme kontrolünden geçiyorsunuz. Daha sonra bilekliğiniz takılıyor, numaranızı alıyorsunuz.

Even though we were among the top 30 people that are waiting for registration, I forgot to bring my gels and log trousers. That’s why I walked back to hostel to get them. I did not mind as this was my fault and organization controlled them effectively. I cannot say %100 all the controllers obey the rules same J During the registration more than 60 people work and you give 20 euro for chip deposit, get your wrist chip, waist number, bags, t-shirt, bus ticket, SMS subscription and drop bags in a route which is in a perfect order.

T-Shirt ve otobüs biletiniz veriliyor ve çıkıyorsunuz. Bu süreç tamamen mükemmel ilerliyor.

Daha sonra sıradan çıkıp beşimiz ekip ile buluşum Salon Ultra’yı gezdik. Burası tüm dünyadan gelen yarış tanıtımlarının ve malzemelerin bulunduğu bizim gibi koca bebekler için bir oyun bahçesi.

Then we visited the Salon Ultra which is the heaven for trail runners as many of the important races have representatives as you can ask questions, by goods, explore new products and learn a lot.

  

Burada çeşitli broşürler aldık, Faruk, Bakiye ve Fırat Jel aldılar, Caner matara aldı. Çekimler yaptık. Daha sonra otele eşyaları bıraktık ve ben biraz dinlendim. Çünkü yarış sabahı otelden çıkıp eşyaları Bakiyelerin oteline bırakacaktık. Ondan dolayı zaman kazanmak açısından otele gidip düzenlemeleri yaptım. Canerler ile daha sonra buluşup yemek yedik. Bol makarna ve karbonhidrat aldıktan sonra UTMB CCC yarışçısı Rachel ve UTMB yarışçısı Sertan ile buluştuk.

Turkish team got some gels, walking sticks. We shooted some documentary here as well. Then I moved back to hostel to pack my bag and arrange the goods that I am going to use in the race. We then moved to a restaurant with a slow service but with delicious pasta and pizza to intake some carbohydrate loads.

Akşam odada buluştuk. Kullancağım jelleri hazırladım. Bunlar Kramp engelleyici anti oksidan jeller ve MyoCramp, enerji ve carbonhidrat için GU, tuz için domatez sulu ve yokuş öncesi patlayıcı enerji veren jeller, unutmadan elektrolit lokumları ve hapları. Yanıma 18 jel, 7 oksidan, 25 adet tuz hapı aldım. bunlardan sadece 6 jel, 1 antioksidan ve 5 hap geri geldi. Kötü tahmin değildi ama fazladan 300 gram taşımışım. Sırt çantam ve hazırlıklar hakkında detayları bu yazımda bulabilirsiniz.

As we meet in the room in the evening, I organised my gels. These are anti oxydan like MyoCramp, energy and carbo load like GU, salty with tomato souce, boosters and chews. I got 18 gels, 7 antioxydants, 25 salt sticks. 6 Gels, 1 antioxydan and 5 salt sticks are the ones that I did not used. I carried 300 grams of excess load. This is the experience that you learn every race and it is valuable. You can read my preparations and eqipment list in my following post:Equipment

Gece genelde bol su içip tuvalete kalkmak ve vücudumuzu bol sulamak ile geçti. Ve rüyalar, finişi kurduğum hayaller, gergin bekleyiş ile…

I spent the night drinking a lot of water and going for toilet at least 3 times.

25 Ağustos Perşembe-Yarış Günü

Sabah 5′te uyandık. Hazırlanmaya başladık. Kameraman arkadaşımız Onur’un bizimle ilgili çekim yapacağı yerleri sabah kahvaltısında tekrar konuştuk. Çantaları aldık ve Bakiyelerin odasına doğru yürümeye başladık.

We woke at 5. Preperations started. Our crew/Cameraman Onur and us discussed where we should shoot and when. We grabbed the trail packs and started moving to our friends hotel to leave our luggages before changing the hotel.

Eşyalarımızı onların odası bıraktık ve otobüslerin bizi alacağı ve yarışın başlayacağı Italyan kasabası Courmayeur’a geçmek için yürümeye başladık.

After that we started moving to the busses which will take us to Courmayeur.

Ve süpriz bizi orada bekliyordu. Rachel ve Sertan erkenden uyanmışlar ve bizi uğurlamaya gelmişerdi. Arkadaşlık, destek ve moral bu olmalıydı. Sabah gerginliği komple azaldı. Eksik olmasınlar.

There is the big surprise ! Even they are tired, Rachel and Sertan came to say goodbye and wish luck to us. That is friendship which gives a boost of morale.

Otobüse binerken onlara el salladık. Başarılar diledik. Ve 35 dakika sürecek olan otobüs yolculuğumuza doğru yola çıktık.

We waived them and wished luck to them as well and started the bus trip.

Otobüsten indikten sonra kısa bir yürüyüşten sonra start alanının yakınında çay içtik ve kuruyemiş yedik. Bu geçen senede Sedef, Serkan ve Sertan ile oturduğumuz küçük kafe idi. Burada son hazırlıklarımızı gerçekleştirdik.

After the bus trip, we had our toilet stops and ate and drink tea and some stuff. This is the small coffee shop where we Sertan, Serkan and my wife Sedef sat and chatted before the start.

Daha sonra yüce Türk bayrağımızı yürüyüş batonuna bağlayarak beşimiz start alanına doğru yürümeye başladık. Alan çoktan dolmuştu. Arkalarda yer bulduk ve yerimize geçmek için ilerlemeye başladık.

We than started with raising our gorgeous Turkish Flag. The area is full. We found some places on the back.

Sol üst köşede starta yürürken bayrağımız

Start alanında çok gergin bir bekleyiş oluyor. Bu süreci eğlenceli geçirdik. Organızasyonda bunun için eğlenceler, gösteriler düzenliyor, sürekli anonslar ise sizi inanılmaz bir biçimde motive ediyor. Bu yarışı dünyada en özel yarışlardan biri yapan şey bu.

The start line has a special tension and feeling mix. Even though the organization speeches and music is great but you feel it before the start This is the most special part of this race.

Herkes birbiri ile sohbet etti, sarıldık ve herkese başarılar diledik. Fırat ve Faruk performan olarak önde gideceklerinden onları bir daha göremeyecektik. Keza Bakiye ile de. Biz Caner ile hem çekim yapmak hem de yarışı bitirmek amacında olduğumuzdan kapasitelerimizden emindik. Genelde beraber gitmek için anlaşmıştık. GoPro kamera ile çekim yaptık. Ve geriye sayımı duyduk.

All of us hugged and wished good luck to each other. Firat and Faruk is planned to go with a higher performance as well as Bakiye too. We, with Caner are planning to take footages and enjoy the course and of course finish it in the limits. We than started our head cameras and heard the countdown. 5-4-3-2-1…

Türk bayrağımız start alanında

Start verildikten sonra bayrağımı finişten son 10km kala geri almak üzere kameraman arkadaşımız Onur’a verdim. Bağırış, çağırış ve herkesin alkışları arasında kayak merkezinın tepesinde olan ilk kapı noktamıza yani Col Checroit’e doğru ilerlemeye başladık.

I gave my flag after the start to our crew Onur to take back on the 100th km. Then we started to move to the point called Col
Checroit which is on the top of a ski Resort with a huge ascent.

Bu yaklaşık 800 metrelik çıkış içeriyordu. Bu yürüyüş sırasında patikalardan çıkmamanız gerkiyor. Kısa yoldan gitmek size zaman cezası ya da diskalifiye olarak geri dönebilir. Yollar sarı fosforlu küçük bant ve çubuklar ve yerlerde asfalt bölümlerde turuncu TDS yazıları ile işaretlendiğinden yön kaybı yaşamanız imkansız. Bu kapıya tahmin ettiğimiz süre olan 10:23′te vardık.

This ascent is almost 800m climb. You should not take yourself out of the path as this may cause penalty. You should follow the marked path with yellow glowing papers or sticks. In tarmac or roads this is sprayed TDS letters. TDS is much more sharp, natural and has more ascent. Shorter than UTMB but the paths and nature is one of the hardest.

Daha sonra daha dik çıkış olan Youlaz’a doğru ilerledik. TDS yarışı CCC’ye göre çok daha dik ve zor. UTMB yarışından daha kısa olmasına rağmen özelikle zemin ve geçişleri daha kırıcı.

While moving to Youlaz, we lost some time because of the queue in the paths. On the other hand Caner and I always had precise forecasts about the entering to the check points. The first check point, we had reached at 11:53. It is great to have a great comrade in the trails where you can enjoy. Then we move to La Thule CP. The time limit was 14:30 but we made to here at 13:23. Grabbed some Coke and soup and moved quickly. You should have to lose any minute in UTMB.

Youlaz’a ilerlerken sıralanmaktan ve tırmanış sırasındaki kuyruktan biraz zaman kaybetmemize rağmen Caner’in 11:50 benim 12:00 diye tahmin ettiğim kapıya 11:53′te vardık. Yolda ekip ve anlaştığınız biri ile bu deneyimi yaşamanızın en keyifli kısmı sürekli bu tahminler,kimin kime kola ısmarlayacağı gibi espriler yapıp birbirinizi motive etmeniz.


 


Daha sonra uzun bir iniş ile La Thule kapısına geldik. Buradaki zaman limit 14:30 idi. Biz ise bir saat erken 13:23′te vardık.Hemen bir iki kola içip ve yemek yedik ve ilerlemeye devam ettik. Bu yarışta geçen seneden en büyük tecrübem kesinlikle kapılarda oyalanamamak idi. Bu yarışta bunu inanılmaz bir başarı ile gerçekleştirdiğimize çok mutluyum.

Yarış hakkında bilgi vermek gerekirse sadece ara kapılardaki durak noktalarında toplam 4 yarış için harcanan emek ve malzemeyi hesaplarsanız nasıl dev bir organizasyon olduğunu sanırım daha iyi anlayabilirsiniz.

The race has a massive audience and volunteers to support this organization.

1700 gönüllü, 33 yemek ve içecek noktası, 48 kontrol noktası. 30 doktor, 70 hemşire, 150 ilk yardım çalışanı, taşınan insan sayısı :13 000, 48 000 Tuc bisküvisi, 20.000 gofret, 7.500 muz, 400kg salam, 2.600 kg peynir, 8. 500 litre çorba, 10.000 litre Cola.

1700 volunteers, 33 food stops, 48 CPs, 30 doctors, 70 nurses, 150 First aid Kits, number of Transported around 13.000, Tuc biscuits around 48.000, 20.000 chocolate bars. 7500 bananas, 400kg of salami, 2600 kg of cheese, 8500 liters of soup and 10.000 liters of Coke.

La Thule’den sonra St Bernard geçişine doğru ilerledik. Bu sırada GoBeyond yarışından tanıdığım arkadaşım Steve’i 2-3 dakika bile olsa görmek güzeldi. Steve çok dayanıklı çöllerde yarışmış biri. Onu geçmemize rağmen yarışta 100 kişi önümüzde bitirmiş. Bu tepeyi çıktıktan sonra büyük bir inişimiz ve yarışın en kırıcı çıkışına gelecektik. Bazı noktalarda hafif yağmur başladı. Caner dağcılık tecrübesinden iyi bir iniş tekniğine sahip olduğundan hızlı inebilmekte idi. Ben ise yokuşlarda onunla başabaş gitmekte düzlükte ise belki de daha fazla antreman yaptığımdan daha fazla tempo yapabilmekteydim. Ama yarışın uzun olduğunu ve dayanıklılığın önemli olduğunu ikimizde bildiğimizden ikimizde birbirimizi uyarıp sürekli olarak hızımızı düşürdük. St Bernard’a Caner 15:45 ben 15:30 demiştim, 15:32′de vardık. Gerçekten tahminlerin içinde olmak çok keyif verici idi.

After La thule we moved to the St Bernard CP. I saw Steve from my Go Beyond Ultra. He is so strong and even we passed him he finished 100 people ahead of me. He has enormous experience and such a humble good man he is. After passing this hill, the rain started. Caner has a better descent technique from his years old mountaineering experience. I am not. But I trained a little bit more than him and I trust my past experience in CCC and endurance skills. We are always supporting each other in timing. We entered to St. Bernard CP at 15:32.

St Maurice noktasına geldiğimizde 44Km koşup, yürüyüp, çıkıp inmiştik.  19:30 olan bu kapı limitine 17:53′te gelmeyi başardık. Burada 2 kap çorba içtik. Kapılarda çorbayı bol tuzlu içmek inanılmaz fayda sağlıyor. Bu kapıda Kameraman arkadaşımız Onur çekim yaptı. Sohbet ettik. Malzemelerimizi organizasyon eksik olup olmadığına emin olmak için kontrol etti. Yarışta hafif olmak önemli olduğundan bazı yarışçılar malzemelerini kontrol ettirdikten sonra bırakabiliyorlar. Yarışta bazı malzemelerin ne kadar kritik olduğunu anlatacağım. Daha sonra yokuş çıkmaya başladık, sürekli jel ve tuz hapı aldığımızdan arada mide bozuklukları ve baş ağrıları çekebiliyorsunuz. Bu yarışın en kritik konusu bunu yönetebilmeniz.

When we reached St Maurice CP we have climbed and run around 44kms. We reached here at 17:53 where the CP limit was 19:30. We had soups. The salty soup is incredible fuel for your body in this race. Onur our Crew took pic sans video shoots, the organization checked our mandatory gear, phone, raincoat and etc. Last race I figured out how gear is crucial. I always take the best one with me.

Hava kararmaya başladı ve Platte kapısında bize rotanın tepelerdeki problemden dolayı yaklaşık 8km uzayacağı ve başka bir yokuştan tepeye çıkılacağı söylendi. Bu sırada hava karardı. Fenerlerimizi taktık. Yolda tempo yaparak çok sayıda yarışmacıyı geçtik. Yarışın diğer bir gerçeği ise midenizdeki bozuklukların maalesef sürekli alttan üstten gaz çıkarmanıza sebep olması. Sürekli olarak bu kesintisiz doğal ve vahşi ortam maalesef vücudunuzda ağzının kuruması, pişik olmanız anlamına geliyor. Bunun içinde yanımızda küçük tablet şeklinde pişik kremi taşıyıp sürdük.

The night is coming, in Platte CP they informed us that the race is 8km s long and we are avoiding a climb and changing the course due to the extreme weather conditions. The professional UTMB race directors are positioning the race in any case. This is why this race is the world’s epic race. The other part is gastro intestinal situations that you are facing. Your stomach and intestines are sending enormous signals. Farting or peeing sometimes does not help. You might have blisters, other problems in Genital areas as well due to non-stop walking. I carry creams and use it frequently.

Yarıştaki Roseland kapısına vardığımızda soğuk başlamış ve pes edenler baş göstermeye başlamıştı Sadece son iki kapıda 180 yarışmacı pes etmişti. Otobüsler onları götürmek için bekliyordu. Yarışta pes edenlerin devam eden yarışmacılara bakışları aslında devam edenleri daha çok rahatsız ediyor onlar için üzülüyordunuz. Dayanıklılığın kesinlikle fizik gücü, kas gücü, iyi antreman yapmış , yıllardır spor yapmış olmasıyla alakası yok. Ağrıya , acıya, pişiğe, krampa dayanmak ve iyi su içmek, iyi beslenmek, iyi ekipman ve morale dayanmakta. Bu yarışın çok ciddi bir kısmı mental. Hayatta zora gelmeyen bir insan için bu yarışa başlamak bile mantıklı değil. Dünyanın en zor yarışlarından biri olan UTMB gerçekten hata affetmiyor. Bu kapıda iyi besleniyoruz. Caner çorba konusunda organizasyona zarar veriyor ve her kapıda 3 kap içiyor. Ben ise biraz daha sesntetik beslenmeye midemi alıştırdığımdan anında kalori veren jellerimle 1.5 çorba, peynir, salam alıp kahve yudumlayıp kapıdan çıkıyoruz.

When we came to Roseland CP we saw 2 buses full of DNF people. (did not finish) They are sad and looking to us in an envy. This is almost 60th km. Only in last two CPs 180 of them quitted. The endurance has nothing to do with as if you are in a good physical condition or trained well. The most important thing is mental, if you believe it, you will definitely do it. If you hesitate, you will loose… We had our soups, cheese, salami and coffee before our hardest part… The night…

Mideniz özellikle ağzınızdaki kuru yemekleri kabul etmiyor. Çok fazla çiğneyip küçük parçalarla su ile yutmak sizi rahatlatıyor. Hem kuru hem sert hemde sulu yemekleri karıştırmak sağlıklı. Yolda devam ederken en büyük zorlu bölüme geliyoruz. Gece yarısı ! Bu saatten sonra vücudunuz mantıklı olmayan şeyler yaptığınızı anlıyor ve tepkisini adam gibi koyuyor.

You have to teach your stomach to eat in the ultra-marathons. You have to both eat soups and liquids as well as hard meal too… At mid night your body starts resisting that you should learn to manage.

Caner midesi rahatsızlandığından biraz kestirmek istiyor. Biraz duruyoruz. Her duruşumuzda zaman kaybı olacağından onu devam etmeye ikna ediyorum. Bu ikimiz içnde önemli çünkü soğuk tepede 2500 metrelerde inanılmaz. Üstüme 2. katman uzun kolumu, yağmurluğumu ve Goretex pantalonumu ve eldivenlerimi giyiyorum. Organizasyonun bunları neden zorunlu tuttuğunun ne kadar önemli olduğu belli. Caner ile bu noktadan sonra ayrılıyoruz. Ben yokuşlarda abanıp hızlı gideceğimi onun iyi inişlerle farkı kapatacağını söylüyorum. Ve Col du Joly kapısına doğru gidiyorum. Ucu ucuna yetişeceğimi bildiğimden çok seri hareket ediyorum. Kapıya gelirken güneş tam 2315 metre civarında doğmaya başlıyor, yaylalardaki süt çiftlikleri ve dev ineklerin yanından kontrol noktasına geliyorum. 7:15′te kapanacak olan bu noktaya ben 6:36′da giriyorum yemek yedikten ve kola içtikten sonra tam çıkarken Caner 6:44′te geliyor. Kapıdaki görevlilerden yarışın kontrol kontalarına bu noktadan itibaren birer saat fark eklendiğini öğreniyoruz. 8km’lik yarışın uzamasından dolayı. Bu moral oluyor.

Caner wants a rest at this point. He has stomach problems. I did not let him to do so as the edge is so cold and windy and is a great place to be caught in hypothermia. I am putting my second long sleeve layer, rain pants and jacket on, with gloves and second Buff. We then separate with Caner, I am going to boost in the climbs and he will catch me in the descent. I arrive to Col du Joly CP. I pass the milk farms, huge cows.. I see the sun shining after a long night with cold and climbs. I arrive to CP at 6:36 where the limit is 7:15. Caner arrives at 6:44. We learned that due to 8km of course change we have now 1 more hour in door limits. Smile !

Daha sonra Les Contamines kapısına doğru inişe geçiyorum. Burada ilk defa büyük tuvaletimi yapıyorum. Pişikten dolayı ve temizlikten dolayı zor bir durum. Çöpünüzü kesinlikle yanınıda ki özel torbalar koymak ve atmamak zorundasınız. Fransız bir kız inişlerde zorlanıyor. Sohbet ediyoruz. İnişlerim yavaş ve dizlerime inanılmaz ağrı bindiriyor. Hafif topuk ile iniyorum. Çıkarken ise Caner’in önerisi olan arada bir parmak ucu ile çıkış beni rahatlatıyor. Les Contamines kapısında geldiğimde acaip ateşimin olduğunun farkındayım. Tepedeki fırtına ve rüzgarlardan olmalı. Minoset dışında bir ilacım yok. Minoset ve Ibufren alıyorum.Buf’ımı ıslatıyorum ve başıma bandana yapıyorum. Onur burada bizi karşılıyor. Bayrağımı alıyorum. Finişte Türk bayrağını açmaktan daha önemli bir şey yok benim için.

Then we start descending till to Les Contamines CP. I then go to the toilet but it is painful due to the blisters. You should avoid throwing your papers that you used. I put it into a special bag and put it my sack. The pain in my knees due to the descent is huge but I try and try . Because of the last nights wind and cold, I have a cold. I realize this when I reach to the CP. I take a pill, and my flag from Onur in the CP.  I make my Buff wet, to decrease my hot body and headache.you have to manage these by your own. You do not have a nanny in an ultra !

Kapıda çorbamı içip çıkarken gene son anda Caner geliyor. Ve ilerleyeceğimi ve zaman kaybetmemesini söylüyorum. Önümüzde son 16KM Les Houches’a gidiyor. Sonra sadece düz bir 8km var finişe. 16KM’nin 8km’si çok çıkış ve 3.5km’si inanılmaz dik. Burada çok ciddi motivasyon yapıyorum. Kendi kendime konuşup abanıyorum. Onümde daha çok yaşlı yarışmacılar ve deneyimliler var.

Caner arrives when i leave. i talk to him that he should not loose time. We only have 16kms to Les houches and 8km to chamonix after that.

Durmadan gidiyorum. 5Km sonra bir yaylada su alıyorum ve dik yokuşta sanırım 50′den fazla yarışmacıyı geçiyorum. Les Contamines’den 9:30da ben Caner 9:50′de çıkıyor. Les Houches’a gelmeden önce gene çıkışı olan köprü ve iplere tutunarak uçurumlardan geçen Belleveue kayak merkezine ben 13:34 Caner ise 13:56′da varıyor. Tabloya tıklayarak kapı zamanlarımız görebilirsiniz.

I then speed up and pass almost 35 people in the climb. the 16km path has a huge 3.5 km ascent where i boost there. Caner arrives Belleveue Ski Resort at 13:56 and me 13:34.

Bellevue kapısından sonra Les Houches istasyonu artık son. Caner’in gelmesine kesin gözü ile bakıyorum. Kameraman arkadaşımız Onur bizi tepelik bir alanda karşılıyor. Onunla 1dk sohbet edip devam ediyorum. Artık son 8km ve yürüsemde kesinlikle bitireceğimden hiç koşmuyorum. Acaip bir duygu. Eşim Sedef arıyor ve onunla konuşuyorum. SMS’lerden benim nerede olduğumu biliyor. Onun konuşması moral oluyor bana. Her kapıda geçisimde otomatik giden SMS’ler biraz geç çalışmış ama genede sona doğru düzelmiş. Son 1 KM’ye gelirken batonumu uzatıyorum.

After Les Houches, i become relaxed and walk. This is the longest walk i have ever made. 8kms and i do it in 1.5 hours with the stop. I talk with Sedef on the phone. i even check my SMSs. For the last 1km i arrange my walking poles to waive my Flag.

Türk bayrağımı halkasından batonun sizvri ucuna geçiriyorum. Sonra aşağı doğru bir lastik ile gerip bayrak direği gibi açıyorum ve koşmaya başlıyorum.

Herkes çılgınca alkışlıyor. Yanımdaki İtalyan yaşlı yarışmacıyı hadi koş diyorum ve onu da gaza getiriyorum. Ağlamak üzereyim ama ağlamıyorum.

Then everybody starts clapping inside Chamonix, i am almost on the edge of crying but i am not…

Mutluluk inanılmaz. O sırada bir restorandan 3 çift ayakta bana doğru Türkçe bağırıyorlar.” Muhteşemsiniz , gurur duyuyoruz” diye. Çok duygulanıyorum.

Accidentaly, Turkish tourists in Chamonix are shouting to me in Turkish, “We are proud of you” !

Arkamdan hanımlardan birinden gelen ses ise bogazımın düğümlenmesi ve beni daha da duygulandırmaya yetiyor. “Çok fena oldum, inanılmaz duygulandım bayrağımızı görünce” diyor.

Koşarken ileride anons yapan adamın “Turqie” dediğini duyuyorum. Bakiyeyi startın yanında görüyorum, Amerikalı Irunfar.com sitesi kurucusu Bryon Powell bana bağırıyor. Bayrağım sürekli dalgalanıyor ve finişe 31 saat 21 dakika 17 saniye uyumadan, durmadan, oturmadan geliyorum.

I see Bryon Powell from IRUNFAR.com. He shouts at me as well… I am now Waiwing my nations flag for the first time in TDS after 31 hours 27 minutes of non stop running, walking and climbing.

Yarış direktörü Catherine Poletti beni kucaklıyor. Ona geçen sene CCC’de yarıda kaldığımı bu yarışın önemini söylüyor ve teşekkür ediyorum. Beni öpüyor. Muhteşem bir insan. Eşi ile beraber bu dünyada çok önemli bir yarışı organize eden muhteşem biri. Faruk, fırat ve Bakiye tebrik ediyor. Onur çekim yapıyor. O sırada arkama bakıyorum. Benden tam 7 dakika sonra Caner’de finişe giriyor ve onunla kısa bir röportaj yapıyorlar. O da organizasyona teşekkür ediyor.

Catherine Poletti, the race direcotr of this magficent race hugs me and congratulates me

Caner than comes with two Canadian women racers 
after 7 minutes from me …

Finişten sonra verilen yeleğimi gururla takıyorum. Ekip olarak beşimizde bitiriyoruz. Ve gurur ile yeleklerimizi takıyoruz.

We than wear our finishers vests… All of us finished…

Takim/Team: Fırat Kara-Faruk Kar-Bakiye Duran-Emre Tok-Caner Odabaşoğlu

Yağmur altında Sertan, Serkan ve Devrim’in sart aldığı UTMB’yi izliyoruz.

We watch Sertan, Serkan and Devrim`s start for the UTMB.

Hasar raporu iki düşmek üzere tırnak, kas ağrıları. Uçuş bitiyor eve geliyorum. Eşyalarımı yere seriyorum ve toparlamadan önce evin hali bu şekle dönüyor.

The damage report, two lost toenails and pain in the muscles. Flight is over and the house is like below…

Bir de tabi gururla giyeceğim T-Shirtum ve Buff Bandanam var …

But I have a bandana and a t-shirt that I will wear with pride.

Our Documentary Teaser…

And First Episode

Herkese desteği için teşekkürler…

Thank you for all the support…

 

Diğer Yarış Raporları – Other Race Reports

 




Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Yorumlar (30)

Trackback URL | RSS Feed Yorumları

  1. Yegane Güley diyor ki:

    Congratulations on your extraordinary efforts! TEBRİKLER hemserim!! Super bir basari! Gurur duydum!!! Nicelerine!

  2. Cenk diyor ki:

    Hocam bir solukta keyifle okudum. Geçen senenin yarış iptaliyle oluşan hayal kırıklığının acısını bu sene çıkarmış oldun. Ve eminim ki içinde bulunduğumuz koşu/spor delisi güruhtan bir çok kişinin ilham kaynağı oldunuz ve önünü açtınız. En keyiflisi yakından tanıdığımız, birlikte onlarca antrenman ve yarışta koşturduğumuz bir çok arkadaşımızın katılıp yarışı başarıyla tamamlaması oldu. Önümüzdeki sene Türkiye’den rekor katılım olursa şaşırmamak lazım. Ayağınıza, yüreğinize sağlık. Bayrak fikri de süper olmuş, gururluyuz:) Keyfini çıkar. Sevgiler

  3. serap koç diyor ki:

    gecenin bir yarısı nasıl bir heyecanla okuduğumu anlatamam. hepinizde müthiş insanlarsınız. kendinizle gurur duyun sonuna kadar, çünkü ben hikayenizi okuyunca her birinizle ayrı ayrı gurur duydum…

  4. mustafa kızıltaş diyor ki:

    kalemine sağlık… inan, okurken çok duygulandım… hepinizi yürekten kutluyorum… sevgi ve saygılarımla…

  5. ALPER DALKILIC diyor ki:

    Emre, yine bizi baştan çıkartan, hadi dedirten bir faaliyet, başarı, azim, paylaşım ve kendinle de yarışı içeren Yazı olmuş. Hepinizi tek tek tebrik ediyorum. Her anını iliğine kadar hissetiğine eminim, bizler de oturdugumuz yerden takip ettik, teknoloji bu durumda en büyük dost. orada değiliz ama takipteyiz. Umuyorum nicelerine omuz omuza,ADIM ADIM’a, birbirimizi iterek, çekerek, vereceğimiz motovasyon ile hep beraber katılacak ve yarışları bitireceğiz. Tebrikler dostum, nicelerini merak, heyecan ve nefesleri tutarak bekliyorum. Sevgiler, adımlarına ve nefesine kuvvet. ALPER D.

  6. Zeynep Taptik Bilgen diyor ki:

    Emre tekrar tebrikler, gurur duydum okurken

  7. fatih boran berber diyor ki:

    Okurken gözlerim doldu, gurur duydum.

    Gem Türkiye adına, hem de insanlığımızın gücünü ispat etmek adına çok güzel katılımlar Emre.

    Tekrar tebrik eder, paylaşımın için de çok teşekkür ederim.

    Sevgilerimle.

    NOT: İnşallah 2015 gibi ben de seninle gelirim. Ancak hazırlanırım :)

  8. Tolga Palaogullarindan diyor ki:

    Emre tebrikler hocam, muhteşem performans. Atom karınca yaptın yine yapacağını! :) Nicelerine.

  9. Soner Sarıhan diyor ki:

    Sevgili Emre,
    Tibet Çınar’ın örnek alacağı senin gibi cesur bir abisi var.
    Selamlar

  10. Mehmet Erkanar diyor ki:

    Çok büyük heyecan ve gurur ile okudum, yaşadıklarını hayal etmeye çalıştım. Seni gönülden tebrik ederim; Atatürk’ün dediği gibi “..hayal ettim, hayalimin önündeki engelleri teker teker kaldırınca hayalim kendiliğinden gerçek oldu..”. Sevgiler.

  11. Beril Ates Caliskan diyor ki:

    Cok cok tebrikler.. Azmin elinden hicbir sey kurtulmadiginin kaniti.
    Daha nice basarilara…
    Sevgiler

  12. mehmet coka diyor ki:

    Tatilde sabah ilk okdugum senin blogun oldu ve cok gurur duydum inan cok duygulandim helal sana!

  13. deniz gul diyor ki:

    Tebrik ederim!!!gurur duydum seninle…basarılarının devamını dilerim…
    Sevgiler

  14. Nilgün Başkır diyor ki:

    Yarışa katıldığıız için, bitirdiğiniz için tebrikler Emre. Ayrıca bu kadar detaylı yazıp paylaştığın, tecrübelerini en küçük detayına kadar aktardığın için çok teşekkürler! Bu hevesi hepimize bulaştırıyorsun.İçten teşekkürler. Nilgün

  15. Ersin Etik diyor ki:

    Tebrikler kardeşim, gurur duydum.
    Bir çırpıda okudum, ayalarına, ellerine ve yüreğine sağlık.

  16. İlker Atalay diyor ki:

    Bro, tebrikler. Gururumuzsun :) Sırada Iron Man var sanırım :p

  17. Hulya diyor ki:

    Çok çok çook tebrik ederim. Okurken dahi duygulandım, orada olmak ve o havayı solumak nasıl olurdu, hayal etmeye çalışıyorum. Hepiniz muhteşemsiniz…

    Sevgiler,

  18. Gökben Utkun diyor ki:

    Tekrar Tebrikler Emre! 31 saat 21 dakika dile kolay…
    Gene son dakika fotolarında da gayet güler yüzlü ve acısız görünüyorsun :-) Özellikle bu yönünden dolayı da ayrıca kutluyorum…

  19. emre diyor ki:

    Mayis-Temmuz arasi 70.3 mil half ironman ile o sahaya da giriyorum…

  20. evren diyor ki:

    tebrikler emre abi cok gururlandım.

  21. emel pinhas diyor ki:

    Yarışınızı soluk soluğa takip ettim. Caner’le ikiniz sürenin 32 saate çıkarıldığını biliyordunuz ama biz değil; İstanbul’da masa başında maillere bakıp “hadi, hadi, yakalayın şu süreyi” diye az tezahürat yapmadım sizin için -sessizce-. Hayranlıkla ve gururla okudum hikayeyi, hepinizi gönülden tebrik ederim.

  22. Ulaş ÖNOL diyor ki:

    2 günlük bir deneyim için 1 yıl motive olup antreman yapabilmek, onca fedekarlık ve sonunda ömür boyu unutulmayacak deneyimlere sahip olmak. Bu, çok az insanın başarabileceği birşey. Tebrik ediyorum, kıskanıyorum ve sağsalim bitirebildiğiniz için ise çok seviniyorum. Tutkunu hiç kaybetmemen dileğiyle. Seni seviyoruz. Nice mutlu sonla biten aktivitelere, hep birlikte..

  23. emre diyor ki:

    Soner, evren, Ulas,gokben , hulya , Ersin, Ilker, Cenk, Yegane, tolga, Mehmet, Mustafa, Beril,Deniz, Nilgun, fatih, alper, Serap hepinize cok tesekkurler cok duygulandim… Emel evet son bir saati heyecandan mesaj bile atamadik tanidiklara… Yakinda daha buyuk bombalar geliyor bizleri takip edin…

  24. Onur diyor ki:

    Ancak şimdi okuma fırsatı bulabildim. Yeniden o ortamı bütün detaylarıyla hatırladım sayende Emre. Şu ana kadar pek çok spor karşılaşması veya macera yarışı’nı çektim ama herhalde en çok etkilendiğim organizasyon buydu.

  25. Hakan Eşme diyor ki:

    Harikasınız arkadaşlar, okurken sizinle beraber hissettik, acıyı, keyfi, gururu. Ne mutlu, gurur duyduk hepinizle. Tebrikler, yürek dolusu…

  26. Leyla Uzunlar diyor ki:

    Çılgınsın Emre………Söylenecek başka şey yok….

  27. sultan diyor ki:

    resimlerede yaşadıklarınızada imrenerek bakıp okudum.Keşke bende yapabilsen olabilsem .tebrik ediyorum hepinizi..

  28. Faruk AYKAN diyor ki:

    Merhaba Emre ;

    seni tanıdığım, ardaşın, dostun olduğum için kendimle çok gurur duyuyorum.

    yaptığın herşey için başarmanın yanı sıra bunları bizimle paylaşıyor olman, ayrı bir güzellik ve motivasyon kaynağı.

    özelikle bayrak ile koştuğun son km lerde orda olmak, paralelinde koşarak, ellerim kızarıncaya kadar alkışlamak isterdim.

  29. emre diyor ki:

    Saol Farukcum… Bizler sporcu dogmadik, egitimini almadik ama gonul verdik boyle beraber arkadaslar olarak.. Senle sohbet edip Belgradda kostugumuz gunler aklima geldi. Vatan hasreti arada boyle dostluklari ozleyerek vuruyor… Saol duygulandirdin beni… Ben kalabaliga bakinca tek tek hepinizi alkislarken gordum zaten emin ol … Sevgiler EMRE

  30. MeTaLlIcA 4-ever diyor ki:

    Emre bey sizin böyle bir şeyi başardığınızı okumak çok gurur verici, tek solukta okudum müthiş bir yazıydı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir