Smith and Wollensky

Smith and Wollensky, New york ziyaretimizde deneme fırsatı bulduğum et konusunda gerçekten son derece başarılı bir restoran. Aslında bir kozmetik ürün satıcısı olan Alan Stillman, annesinden aldığı 5.000 dolarlık yatırım ve girişimciliği ile 1965 yılında  Manhattan adasındaki First avenue’da açılan T.G.I. Friday’s restoranının mucidi. Bu aslında ABD’deki ilk bekarlar bar konseptinin de yaratılması demek idi. Daha sonra hızlıca 13 lokasyona yayıldı. Bugün ise dünyada 50 ülkede 1.000’den fazla T.G.I. var…

Daha sonra 1976 yılında hisselerini satan Stillman, 1977 yılının Ekim ayında 49. Cadde ile 3. Bulvar’ın kesişiminde Smith & Wollensky ‘yi açtı. İsmi ise New York’taki sarı sayfalarda bulunan iki tane rastgele soyadını seçerek koyması, yaratıcılığı ve farklılığını anlatmak için yeterli.

New York’teki en en özel Steak House’lardan biri olan bu restoran ABD’nin her yerinden özenle seçilmiş çok farklı Steak’leri geleneksel yöntemler ilebekletmesi, yıllandırması ve pişirmesi ile ünlü.

Kasaplık zor zanaat. Özellikle et konusunda Türkiye’de Günaydın, Nusr-et gibi önemli isimlerin restoranlarında Anadolu’nun kekikleri ile beslenmiş hayvanları yedikten sonra dünyada çoğu ülkede özellikle İngiltere’de hala çok istediğimiz tarz et yediğimizi söyleyemem. Ancak burası başka bir dünya. Gerek porsiyonları, servis kalitesi ve tlerin pişirilmesi ile muhteşem bir deneyim yaşatıyor.

Duvarları dünyaca ünlü dergiler tarafından notlar, ünlü fotoğrafları ve makaleler ile bezenmi bu restoran New York Manhattan göbeğinde ve özellikle öğren saatlerinde çok dolu. 2006 yılında The Devil Wears Prada isimli filmde hem restoran hem de mutfağı kullanılmış.

Ayrıca Christian Bale ve Willem Defoe’nun oynadığı Amerikan Sapığı isimli filmde de buluşma mekanı olarak kullanılmış. Restoran’ın en çok basında duyulduğu konu ise ünlü Warren Buffet ile akşam yemeği yemek için girişimcilerin milyonlarca dolar vermesi. Yemek tabiki bu restoranda…

Rezarvasyonsuz kapıyı açarak çok rahat kıyafetler ile bu restorana Sedef’in ete doymasından dolayı tek geliyorum. Kendisi iki sokak farklı mekanda deniz ürünü ile keyif çatarken ben restoranda kapıda kalacağımı düşünüp hayıflandım. Son derece beyefendi beyaz önlüklü bir görevli geldi ve bana rezarvasyonum olup olmadığını sordu. Olmadığını söylememe rağmen beni orta karar bir kolasyonda güzel bir masaya oturttu.

Önce harika ekmekler ve muhteşem bir tereyağı geldi. Seçimi kendilerine bıraktım, Colorado Bifteğinde karar kıldık.

Hafif yağlı ve kocaman bir et geleceği, yemek öncesi muhteşem tahta saplı klasik bir et bıçağının gelmesinden belli idi. Şarap uçuş öncesi içmediğimden kolanın bu et için en uygun hazmettirici olduğunu düşündüm ve onda karar kıldım.

Etim geldiğinde ise göslerime inanamadım. Yaklaşık 650-700 gram ağırlığında bu et Floransa’daki Buca Lapi ve Buca Mario’da yediklerimden bile büyük. Yağlarını biraz ayrıştırsam bile çok ağır ve keyifle yavaş yavaş yedim. İnsanoğlunun belkide en iyi şekilde protein aldığı an… Bu büyüklükte bundan daha iyi pişirilmiş bir et yediğimi hatırlamıyorum.

New York dışında Philadelphia, Houston, Columbus, Las Vegas, Miami, Chicago, Boston and Washington D.C. gibi lokasyonlarda da bu restoranlardan var. Ama klasik olanı New York’taki. Aşağıdaki ilk video’da bir yemek belgesel kanalının ziyaretini ve ikinci video’da ise Amerikan tarzı esprisi ile kendi reklam filmini bulabilirsiniz.

New York’a giderseniz saçma sapan yerlerde burger, junk yemek keyfine varılabiliyor. Ancak pahalı olmasına rağmen önceden rezarvasyon yapıp gitmenizi öneririm. Hayat boyunca elde edeceğiniz nadir deneyimlerden.

Adress: 49th Street & 3rd Avenue New York, NY 10022 (212) 753-1530

Open: 7 Days a Week:
Lunch 11:45am, Monday – Friday
Dinner until 11 pm, 7 Nights a Week

 

Londra`dan beğendiğimiz Kafe , Pub ve restoranlar / Best Food spots & posts from London

http://www.turkishairlines.com/tr-tr/ucak-bileti/new-york/

Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir