Güzel Şehir Selanik, Yunanistan

| Kasım 30, 2015 | 2 Yorum

Selanik, kendimizi evimizde hissttiğimiz bir şehir. Sabah erkenden uçak yolculuğu ile keşfetmek için yola koyulduk. Bu sefer tek fark yanımızda bir küçük bıcırık hanımın olması idi. Evet kızımız Selma artık bizimle beraber seyahat ediyor…

Güneşli ama serin bir Selanik sabahında havalimanına indik. Selanik’teki havalimanı son derece küçük ve sade. Buradan yaklaşık 25-30 Euro gibi bir bedel ile şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. Bebekli ve bol eşyalı bir aile olarak taksi ile gitmek çok daha efektif ancak otobüslerde her 30 dakikada bir hareket ediyor. Şehrin biraz batısında ancak merkezde bulunan otelimize yerleştikten sonra kahvaltı etmek üzere dışarı çıkıyoruz.

Artık bebekli bir aile olduğumuzdan dolayı Sedef ile yıllardır sabah 9 akşam 23 tempomuzdan biraz daha ödün vererek ve kızımızın akışına uyumlu bir şekilde gezme konusunu her tatilimizde deneyimlemeye başladık. Yemek saatlerimiz sarksa da bu Yunanistan’da sorun değil zira Yunanlılar öğünlerini bize göre çok geç saatte alıyorlar.

Kahvaltı Yunanistan’da genelde sabah 8-10 arası frappe (soğuk kahve) eşliğinde bol kalorili börekler ve poğaçalardan oluşuyor. Selanik’in diğer en önemli ürünlerinden biri de Selanik simidi. Aynı bizde olduğu gibi sokakta satılıyor. Kahvaltıdan sonra sahil kesiminde yürüyüş yapıyoruz. Burası birçok kafe ve orta genişlikte bir sahil yürüyüş hattına sahip bir cadde, adı Nikis Caddesi.

Meşhur İzmir Kordon ile eş değer görülen bu sahilde yürüyüş yapmak çok keyifli ayrıca Pazar günleri de trafiğe kapanması ile büyük kalabalıklara sahne olan bir bölge. Bu caddenin sonuna doğru beyaz kuleyi görüyoruz. Burası 1535’te Osmanlılar tarafından yapılıp senelerce hapishane ve infaz yeri olarak kullanıldığından tarihe kanlı kule olarak geçmiş. Önünde fotoğraf çektirmeyi ihmal etmiyoruz. Tekne turları da buradan hareket ediyor, belirtelim.

Şehir bize biraz kalabalık geldi, bu Cuma ve Cumartesi olmasından kaynaklansa da bize son derece enerjik bir şehir havası verdi. Kafeler dolu, gençler gündüz gece buralarda oturuyor. Fiyatlar Euro olmasına rağmen makul. İnsanlar %50 azaltılan emekli maaşlarına, %25lere ulaşan işsizliğe rağmen gene iyi yaşıyorlar. Deniz ürünleri temiz, denizleri kirli değil, sokaklar eski, grafitti dolu, bazen sokak köşelerinde evsizler, hayvanlar yan yana, bazı yerler pis ama gene de karakteri olan, güvenli ve keyifli bir şehir. Biz çok beğendik ve tekrar kesin gideceğimizi daha yazının ortasında dile getirmek isterim.

Diğer önemli görülmesi gereken yerlerden biri de renovasyon geçirmiş Selanik Limanı. Burası daha çok kültürel bir alan haline gelmiş ve antrepolar restoran, kafe, fotoğraf ve sinema müzesi haline getirilmiş. Burada gitmeniz gereken yerlerden biri de Kitchenbar isimli kafe/restoran. Ayrıca bizim gittiğimiz tarihte de Selanik Film festivali vardı.

Selanik meydanları ile ünlü bir şehir. En önemli meydanlarından biri Aristoteleus Meydanı. Bu şehrin kalbi ve buluşma noktası. 1917 yılında Selanik yangınından sonra şehrin yapılanması buradan başlamış ve bu meydanın mimarı bir Fransız. Ayrıca Yahudi müzesinde ikinci dünya savaşı sırasında Nazi işgali bu meydanda da çok acı olaylara sahne olmuş. Sabah erkenden Yahudi erkeklerin bu meydanda toplanması ve aşağılanması çok yerde dile getirilmektedir.

Aya Sofya ve Galerius Kemeri de gene gezerken gördüğümüz önemli yapıtlardan biri. 8.yy’da yapılan bu Bizans Klisesi zamanının en önemli Bizans mimarisine örnek teşkil etmektedir. Haçlılar döneminde katedrali Türkler döneminde ise Cami’ye çevrilmiş. Unesco dünya kültür mirası ve koruma altındaki yerler listesinde bulunuyor.

Ladadika bizim en çok keyif aldığımız, Beyoğlu Nevizade ya da Asmalımescit kıvamında klasik meyhane ve tavernalardan oluşan müthiş canlı bir bölge. Gece 22:00 olmadan masaya oturulmayan, Yunan mezeleri, buzuki ve Uzo dolu kadehlerin şakırtısından geçilmeyen son derece enerjik bir bölge. Burada biz Zithos isimli restorana gidiyoruz. Buranın özellikle mezeleri çok başarılı. Öneririz.

Bir başka görülmesi gereken bölge ise Exohes yani diğer adı ile Vassilissis Olga Caddesi. Bu cadde şehir duvarları arkasında kalan ilk mahalle. 1880’lerden itibaren zengin Yunanlılar, Avrupalılar ve Yahudilerin evleri bu cadde üzerinde bulunuyor. Son derece görkemli olan evler, dışarıdan bakıldığında müzeyi andırıyor. Bazı ünlü evler; Villa Bianca, Modiano Köşkü, Villa Mordoch ve Villa Kapantzi… Bu bölgede gezerken şehrin altın çağındaki izlere rastlayacaksınız. Bu binaların çoğu listelenmiş binalar yani koruma altındalar.

Selanik’te yeme içme ayrı bir keyif ve zevk. Önereceğimiz restoranlar arasında 7 Thalasses gelmekte. Burası Mitropoleos caddesinin arkasında bulunan bir balık restoranı. Biraz daha yüksek fiyatlı olmasına rağmen kesinlikle kalitesine göre son derece makul. Diğer bir kaliteli restoran ise Clochard. Biz ilk gün Frappemizi Cuma öğleden önce Sinatra isimli kafede içtik. Burası şık dükkânların bulunduğu bölgede. Aynı kafe Cuma ve Cumartesi canlı müzik eşliğinde gençlerin neredeyse ortak buluşma noktası.

Şehrin orta kuzeye bakan kısmında eski Yahudi yerleşimlerine yakın olan bölgede ise harika restoranlar var. Biz Kapodistriou sokağında Ouzeria Agora ve Ta Trai Gourounakia isimli iki tavernaya gittik. Bunları da hem fiyat hem de yemek kalitesi ile öneririz. Selanik’te çocuklu bir aile için en kritik konu 190dan fazla restoranın %99unda içeri mekânlarda sigara içilmesi. Bu konuda maalesef yapabileceğiniz şey biraz üşüyerek dışarıda yemek yemek…

Selanik pastaneleri ile ünlü bir şehir… Bunlardan bir tanesi Konstandinidis. Diğeri ise Electra Palace Hotl altında bulunan Plaisir isimli Kafe. Selanik’in klasik lezzetleri arasında Kazandibi, Simit, Bugatza isimli tatlı ya da tuzlu börek, Trigona panoramotos isimli şuruba batılmış peynirli poğaça gelmekte…

Birçok müze gezdik bu seyahatimizde. Bunlardan en önemlisi ve bizi en çok etkileyeni Büyükelçilik bahçesinde bulunan Atatürk’ün evi idi. Son derece mütevazı bu evdeki 40 dakikalık tur bugüne kadar en çok ağladığımız tur oldu. Evdeki Atatürk’ün eşyalarını görünce çok duygulandık. Onu anlatan fotoğraflar, banyosu, ayakkabıları, çocuklara adanmış görseller ile basit bir müze olmasına rağmen onu içimizde hissettik. Oturduğumuz yere yığıldık, çok zor konuştuk, çok zor bir 30-40 dakika geçirdik. Onu ne çok sevdiğimizi anlamamıza yetti ve arttı bile. Bu sevgi içimizde ve kalbimizde imiş. Bunu unutmamız veya çocuklarımıza öğretmememiz en azından ben ve Sedef için imkansız, onu anladık….

Yahudi müzesi gene önemli müzelerden biri. Selanik geçmişte Avrupa’daki en fazla Yahudi nüfusuna sahip bir şehir idi. Bu müzeden 1500-1950 arasındaki nüfusun yaşamı, kültürü ve hayatından kesitleri bulabiliyorsunuz. Büyük bir yangında bu mahalleler talan olmuş. Nazi Almanya’sı tarafından işgal edilmiş ve büyük bir kıyıma uğramış. Bu şehirdeki çoğu kişi toplama kamplarında maalesef hayatlarını kaybetmişler.

Diğer önemli müzeler arasında Makedonya Çağdaş Sanat Müzesi, Arkeoloji Müzesi ve Bizans kültürü müzesi gelmekte…

Önemli görülmesi gereken diğer mekânlar arasında Sur içi, Eski şehirdeki Türk evleri, Bedesten, paşa bahçeleri, Musa baba türbesi ve Yedikule gelmekte…

Alışveriş için Tsimiski Caddesi ve Mitropoleus caddelerini tavsiye ediyoruz. Biz çok alışveriş yapmadık ancak bu dükkânlar Yunan Ekonomisinin gidişatı ile beraber bazen iyi fırsatlar sunmakta. Biz daha çok lokal yerlerden bebeğimize bazı oyuncaklar aldık.

Konaklama için önereceğimiz Oteller arasında Hotel Lüksemburg, Macedonian Palace, Mediterranean Palace Hotel, Electra Palace, The Excelsior otel gelmekte… Bunun dışında butik otellerde mevcut. Ladadika’da kalırsanız gece çok geç saate kadar ses konusunda ses etmeyin. Şehrin simgesi ise tabiki Electra Palace…

Biz çok keyifle gezdik. Turna.com sitesinde Türkiye’den Selanik’e Ucuz uçak bileti kampanyaları sık sık yapılıyor. Uygun uçak bileti yakaladığınızda bu güzel şehri keşfedin! Düz ayak bir şehir Selanik. Kısa orta mesafede taksi uygun, çok yorulursanız binin. Otobüsler çok dolu çünkü çok ucuz. Kafelerde bir frappe keyfi yapın… Uzolu bol mezeli bir akşam yemeği yemeden dönmeyin. Tekrar geleceğiz Selanik…



Etiketler: , , , , ,

Yorumlar (2)

Trackback URL | RSS Feed Yorumları

  1. özge dedi ki:

    Selanik’e geçen sene yaptığım seyehatte en çok heyecanlandığım ,merak ettiğim ve en çok da hüsrana uğradığım yer Ata’mızın evi olmuştu. Selaniğe en çok Atatürk’ün evini görmek için gitmiştim. Son derece mütevazi olan evde Atatürk’e ait kişisel eşya , dönemi ve ev yaşamını canlandıran eserlerin olmaması bizi üzdü.Oysaki Kavalalı Mehmet Ali Paşanın müzesinde o dönemdeki yapraklar bile sergileniyordu. Atamızın evinde ise boş duvarlara barkovizyon ile basit anlatımlar yapılmıştı.Atatürk’ün şişli’deki evinde bile daha çok kişisel eşya ve yaşanmışlık izleri vardı. Ama herşeye rağmen içimizdeki Atatürk sevgisi o kadar çoşkuluyduki oradan çıkasımız gelmedi. Daha sonra basında gelen tepkiler üzerine evin yenilendiğini okudum ama görmek kısmet olmadı. Sanırım siz yeni halini gördünüz.

  2. İzmir’in kardeş şehri Selanik’i görmek için sabırsızlanıyorum. Çok güzel bilgiler ve fotoğraflarla keyifle okudum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir