San Sebastian

| Ağustos 6, 2013 | Yorum yapılmamış

San Sebastian… Aklımızın kaldığı yegane şehirlerden biri. Her zaman ve ölmeden en az bir iki defa gitmeyi düşündüğümüz yer… Yemekler, sahili, Bask kültürü ile İspanya’nın bu güzel şehrini aslında tam 3 sene önce uzun bir İspanya yolculuğu sırasında gezme fırsatı bulduk.

Fransa ile sınır bir şehir. 30km sonra gişelerden geçince sizi Biarritz şehri ve pahalı benzin karşılıyor … Şehir 20. yüzyıla kadar çok şatafatlı. Bir çok festivale ev sahipliği yapıyor ama asıl olay yemek !

1813 yılına kadar Fransızlar tarafından yönetilen bu şehir aslın ilk defa koylarından dolayı balıkçı ve ticaret şehri olarak yapılanmış. İşgalden kurtuluş sancılı olmuş ve şehir harabeye dönmüş. İspanya kraliçesi Maria Christina’nın burayı yazlık olarak kullanması ile tekrar popüler olmuş.

Onun adı verilen köprüler ve sokaklar mevcut. San Sebastian’ın en eski iki yapısı; San Vicente Eliza ve Santa Maria Eliza kiliseleri. Bu iki kiliseyi birleştiren sokağa, “31 Ağustos Sokağı” deniyor.

Bilbao Bask ülkesinin en büyük kenti. San Sebastian ise kültürel başkenti.  San Sebastian’ın Baskça adı Donostia. Baskça’da Donostia Baskların Ülkesi demek. Dördü İspanya, üçü Fransa’da toplam yedi eyaletten oluşan Bask ülkesi, farklı dil yapısı ve yemekleri ile son derece ün yapmış. Londra’da aynı isimli Bask yöresinin yemeklerini yapan Donostia isimli restoranı’da sizin için yazmıştık.

İspanya dünya savaşına girmeyince daha rahat ve sakin bir dönem geçirmiş. Buraya özellikle entelektüel ve politikacı eğitimli kitleler geldiğinden daha farklı bir kültür ile yoğrulmuş San Sebastian.

Şehir Urumea nehrinin başına kurulmuş. Şehrin merkezi Constitution Square’in olduğu yerde. Burada eskiden boğa güreşleri yapılırmış. Constitution Square şehrin merkezinde. Eskiden burada boğa güreşleri yapılırmış.Eski şehir Urgull dağının eteklerinde bulunmakta. Üç plaj ise Zurriola, Concha ve Ondaretta.

Anayasa Meydanı çok güzel bir meydan. Eskiden bu meydanda boğa güreşleri yapılıyormuş. San Sebastianlıların boğa güreşlerini izlediği localar artık insanların yaşadığı daireler haline gelmiş. Hala o günlerden kalan bazı loca numaralarına burada şahit olabiliyorsunuz.  Anayasa meydanından diğer sokaklara geçen kemerlerden altından direk barların ve restoranların olduğu sokaklara geçebiliyorsunuz.

Şehrin plajla iç içe olması çok güzel. Sabah koşanlar, hava serinken yürüyenler… Gece ise yemek ve barlar tıklım tıklım. Bask bölgesi İspanya’nın ekonomik lokomotifi. Dolayısı ile ekonomik krizin nispeten etkileri sanırım daha azdır. Mekanlar küçücük ve çok kalabalık. Her birine girip çıkıp biraz orda biraz burda değişik mezeler ve Pinxchos tadarak geceyi devam ettiriyorlar. Bask dilinde Tapas Pinchos demek. Küçük ekmekler üzerinde ve daha çok balık ağırlıklı.

Bara gidip tüm geceyi orada geçirmek buraya göre değil. San Sebastianlılar her bara uğruyor, sahibi ile sohbet ediyor, eşit olarak gezerek her mekana katkıda bulunuyorlar. Bu bir kültür. Dayanışma ve Keyif…  Bu geleneğin adı “txikiteo”. Yöreye özgü “txacoli” (biraz sert beyaz şarap) eşliğinde bunu yapmanız tabi elzem.

Binalar gayet eski ama bakımlı. Ben bu tarz 19-20 yy. mimarisini seviyorum. Yüksek tavanlı ihtişamlı apartmanlar.. Ama hiç biri kule değil. Üç dört katlılar. Sahil boyunca bir çoğu uzanıyor. San Sebastian’ın lakabı Cantabria Denizi’nin uyuyan denizkızı … Ve bunu gidince görürsünüz çok ama çok hakkediyor.

Şehre ulaşmanın yolu Bilbao ya da Biarritz’e uçmak. Galiçya’nın baş şehri Santiago de Compostela’ya da THY’nin uçak seferleri mevcut. Tren ile de Madrid ve Barcelona’dan ulaşmak mümkün.

Biz ise imkansızı başarıp Endülüs turumuzdan sonra 900km yol kat edip Cordoba’dan araba ile yağmurlu bir günde gelmiştik. Tren’den inerseniz istasyonun yakınındaki Buen Pastor (İyi Çoban) Katedrali’nin yüksek kulesini görürsünüz. 19ç yy’da yapılan bu katedral, Neo-Gotik tarzda ve 75 m yüksekliğinde.

Aynı lokasyona yakın diğer bir önemli bina ise Kursaal Kongre Sarayı. Mavi renki bir bina.  San Sebastian Film Festivali de her yıl eylül ayının ikinci yarısı bu binada düzenlenmektedir.

Şehirde yaşı belirli bir kesinde olan tercih ettiği ama genelde herkesin sevdiği bir bere de var. Aslında bunun adı Bask beresi. Genelde Ressamların kullandığı bu bere, köylerde ve milli bayramlarda çok tercih ediliyor. Siyah ya da kırmızı en çok tercih edilen renkler arasında geliyor.

La Concha ise San Sebastian’ın dışında Bask ülkesinin en ünlü plajlarından biri. Yürüyüş için çok uzun ve ideal… La Concha Koyu limandan Igeldo Tepesi’ne kadar uzayor. Kayalık bir tepe bu kumsalı ikiye ayırıyor. Küçük bir tünelden geçip diğer plaja yani Ondarreta Plajını gezebiliyorsunuz.

Diğer önemli etkinliklerden biri de ünlü San Sebastian Film Festivali. Hollywood ve Avrupa sinemasından pek çok ünlü yönetmen ve oyuncunun da katıldığı San Sebastian Film Festivali her yıl Eylül ayı sonlarında yapılıyor. “Altın İstiridye” (Concha de Oro) ise verilen büyük ödülün ismi. Deniz kıyısındaki bu kent için şaşırtıcı bir isim değil.

San Telmo Modern Sanatlar Müzesini  de hem ilginç mimarisi hem de koleksiyon zenginliği açısından gezmenizi öneriyoruz.

Diğer gezmenizi önerdiğimiz yerler ise  Akvaryum, Bağımsızlık Savaşı sırasında öldürülen İngiliz askerlerin defnedildiği İngiliz Mezarlığı, 12. yüzyılda inşa edilen Mota Kalesi ve  hemen yanındaki dev Sagrado Corazon (İsa Peygamber) heykeli.

Pintxos

Tabii tüm seyahatin ayrı bir noktası olan ve hala rüyalarımıza giren San Sebastian ve tapas kültürünü çok ama çok sevdik. Bask’da Pintxos (Pinços okunuyor) adıyla daha farklı ve özellikle deniz ürünlerinin ağırlıkla kullanıldığı bir mönü var.

İspanya’dakinin aksine daha emek harcanmış, ödüllü şefler tarafından denenmiş, hazırlanmış ve bu konuda bir çok yarışma yapılan bir kültür.  Ekmek kullanımı Güney’deki İspanya Endülüs bölgesine oranla daha fazla. Madrid, Barcelona, Sevilla, Cordoba, Granada’da bulunduk ama tapas denince aklımızda hep Madrid, Sevilla cve tabiiki San Sebastian kaldı.

Sagardotegi – Bask Cider’i ve Bask Pastası yani Gateau Basque, Pastel de Vasco’yu da denemenizi öneririz.

Aşağıda ağzınızı sulandıracak bir çok  Pinços fotoğrafı sizi bekler. Ya da bu linkten onlarca değişik Tapas fotoğrafımıza ulaşabilirsiniz… http://www.geziyorum.net/tapas/

Diğer İspanya Gezilerimize de bakmaya ne dersiniz ?

http://www.geziyorum.net/madrid-gezisi/
http://www.geziyorum.net/sevilla-gezisi/
http://www.geziyorum.net/cordoba-gezisi/ 

http://www.geziyorum.net/granada/
 
http://www.geziyorum.net/segovia/

http://www.geziyorum.net/medina-azahara/

Gezdiğimiz Tapas barları ve Restoranları

http://www.geziyorum.net/boqueria-tapas-new-york/
http://www.geziyorum.net/donostia/
http://www.geziyorum.net/barrafina-tapas-bar/
http://www.geziyorum.net/pizarro/
http://www.geziyorum.net/fino/

http://www.geziyorum.net/la-granja/
http://www.geziyorum.net/tapas/



Etiketler: , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir