Northampton Ultra 58km

| Haziran 8, 2011 | Yorum yapılmamış

Uzun mesafe yarışlarda yer almak hoşuma gidiyor. Bu yavaş ama dayanıklılık getiren sporu yapanların sayısı az olmasına karşılık İngilterede neredeyse her haftasonu bir ultra mesafe yarış düzenleniyor denebilir. Ben de bu haftasonu Londra‘nın 70 mil kuzeyinde olan Northampton kasabası ve civar beldelerinde düzenlenecek olan 35 mil yani 57 km’lik Ultra Arazi Koşusuna katıldım.

I like to be in the long-distance races. Even though the people who participate in this slow but resistance-need race are low in amount, almost every weekend there is a long distance race in England. I joined the 35 miles (57 km) ultra-cross country run in Northampton town, which is 70 miles northern of London, this weekend.

Bir hafta öncesinden Alomo’dan uygun fiyatlı bir araba kiraladım ve bu şekilde gitmeye karar verdim. Yarış sabah 8:30’da başlıyordu bu da tren vs seferleri ile örtüşmedi. Geceden 04:00te kalkıp yola çıkmam, iki hafta öncesinde 42.2 km tam maraton koşmuş olmamdan dolayı bir yorgunluk vardı. Tabiiki amaç katılmak, sonra sağlıklı bir şekilde bitirmek ve yeni arkadaşlar ile tanışmak. Hepsini gerçekleştirme fırsatı bulduk.

I rented a car from Alomo a week advance to go there. The race was at 8:30 and the train schedule didn’t match up with that. Since I run 42.2 km full marathon two weeks ago and got on the way at 4 in the morning, I was tired. The aim is to join and finish with health and gain new friends. We had a chance to experience all.

Northampton‘ın biraz dışında Lamport Hall isimli büyük tarihi binanın önünden başlayan yarış İngilterenin ulusal ultra maraton yarışlarına da puan vermekte. Yarış 57 km mesafeye ve yaklaşık 650 metre elevasyon değişimine sahip genelde düz, yüzde %20si asfalt gerisi papatya tarlaları, patikalar, yürüyüş yollarından ibaret.

The race which began at the front of the historical Lamport Hall building also rates the national ultra-marathons of England. The race is 57 km, with nearly 650 meter elevation changes, generally straight and 20% pavement and the rest is full with daisies and pathways. 

Yol boyunca koşarken, tilki, tavşan, sincap, Pony, Kısrak ve gezi atları, Golf sahaları, eski evler geçerek ilerliyorsunuz…

During the run, you pass by the foxes, bunnies, ponies and horses, golf areas and old houses.

Sabah yarış için otoparka aracımı bırakıyorum. Görevlilere kayıt formunu doldurup veriyorum ve 130 numarayı ve 3 senedir düzenlenen bu yarışa katılan ilk Türk olarak gururlar şortuma iğneliyorum. Bu yön bulma içeren bir yarış. Dolayısı ile bölgeyi tanımadığımdan ve oryantiringime güvenmediğimden birilerinin temposunu izlemek en önemli yapmam gereken hareket.

I left the car to the park in the morning. I took number 130, registering with the forms and pinning the number to my shirt with honor of having the only Turk registering for 3 years. This is a race with direction finding. Since I didn’t know the area, I had to follow some people as a strategy. 

Ben de yarışın ilk 7.km’sinde Steve ile tanışıyorum. Kendisi Gobi, Libya ve Marathon Des Sables’te yarışmış ve bu sene beraber TDS’de olacağımızı öğreniyoruz. Arkadaşlaığımız 57 km sürüyor. Yol boyunca malzemeler, tempo, beslenme vs gibi konulardan konuşuyoruz. Temposunu bozmuyor ve ben ona uyum sağlıyorum ve benim oryantasyon problemimi çözüyor ve yarışı beraber bitiriyoruz.

I met with Steve at the 7th km of the race. He raced at Gobi, Libya and Marathon Des Sables and we found out that we would be together at TDS. Our friendship lasted 57 km. We talked about issues like equipment, tempo and diet. He didn’t change his pace and I adapted myself to him. He solved my orientation problem and we finished the race together.

Yarış sırasında Salomon Advanced Skin çantama 2 kramp jeli, 5 enerji jeli ve su koyuyorum. Telefonum, düdüğüm, Garmin 401 saatim, şapkam vazgeçilmezlerim. Bir de 2006 Ocak ayında Kekova’daki bisiklet gezimde sokak satıcısı teyze’den aldığım uğur kolyem.

I took 2 cramp and 5 energy gels and water to my Salomon Advanced Skin bag during the race. My phone, whistle, Garmin 401 watch and my hat are my musts. And also my lucky charm necklace that I bought from a vendor at Kekova in January 2006.

Yanıma aldığım ultra light yağmurluk ve rüzgarlık inanılmaz faydalı oluyor. Yarış boyunca 5 kontrol noktası CP geçiyoruz. İlk CP de şişe su alıyorum ama devam ediyorum. Sırt çantam dolu. 2. CP’den sonra 3. CP’ye giderken kısa bir yol şaşırması yaşıyoruz. Ancak asıl 3. CPte en az 1 km sapıp 15 dakika kaybediyoruz. Önemli değil, dediğim gibi sağlık ve keyif çok önemli.

My ultra light raincoat and windbreak were so useful. During the race, we passed 5 control points. At first CP, I took a bottle of water and continued. My backpack was full. After the second CP on our way to 3rd we run off the rails a little bit. But at 3rd CP, we lost 15 minutes by taking wrong 1 km way. But it is okay, like I said, it is important to participate and finish safe and sound.

CP 4 ve 5 aralarında yokuşlarda yürüme molası veriyoruz. Ultralarda kritik konu enerjini iyi kullanmak. Ben genelde düzlükleri tempolu koşup, yokuş çıkışları çok seri yürüyorum.  Bu yarış hiç kramp yaşamıyorum. Yarışlarda başta tempo her zaman heyecandan fazla oluyor. Bunu deneyimle azaltmayı öğreniyorsunuz.

We took short breaks at 4th and 5th CP at the slopes. In ultras, the serious matter is to use the energy wisely. I generally run the platforms with pace and take the slopes in quick steps. In this race I didn’t get any cramps. At the marathons, you always have tempo at first with excitement. But you learn to reduce it afterwards.

İlk 3 km yi 11.8 gibi bir km/saat hız ortalaması ile geçtim. Ama hemen bu dengeyi saglayıp insanların beni geçmesine izin verdim. Yarışı 8.5km/h ortalama koşu hızı ile tamamlıyorum ki, koşu bandına çıkıp bu hızda 6 saat 55 dakika yükseltileri değiştirerek koşmanızı öneririm 🙂

I passed the first 3 km with 11.8 kmph. But I let people pass me and I tried to have the balance back again. I finish the race with approximately 8.5 km/h pace. You should try it on a treadmill for 6 hours 55 minutes.

Yarışa 130 yarışmacı kaydoluyor. 110’u geliyor. 100’ü bitiriyor. Ben sanırım ilk 75 içinde bitiriyorum. Zaten 40. ve75 arasında gelen yarışmacılar arasında maksimum 30 dakika var. Yarışı 7 saat civarında bitiriyorum. Rahatlıkla 6 saat civarı bitirebileceğini anlıyorum.

130 registered in the race. 110 came, 100 finished and I was in the first 75 who finished it. There is maximum 30 minutes between 75th person and the 40th person. I finished the race around 7 hours. But I understood that I could finish it at 6 hours too.

Bu yarışta diğer öğrendiğim deneyimlerden biri su alımı. Bu yarışta bunun dengesini biraz bzdum ve bu benim için mide ağrısına sebep oldu. Ayrıca patikalarda hayvanlar geçmesin diye yapılan çitlerden inip çıkarken de yavaş hareket etmek lazım, bununda karın ve kasık bölgesindeki kasları daha çok çalıştırarak kuvvetlendirmem gerektiğini öğrendim.

What I learnt from that race is the importance of to drink water. I kinda spoiled the balance of it and it made an ache in my stomach. I also learnt to do some abs exercise to be able to jump off the fences easily.

Diğer bir yorgunluk ise yanlış ayakkabı seçiminden oldu. Çoğu trail olan yarışa asfalt ayakkabısı ile katıldım bu da bileklerimde ciddi ağrı ve ödeme yol açtı. Ibufren ile tedavi ediyorum.

My other reason for tiredness was my wrong choice for running shoes. I joined trail race with my pavement shoes and it tired my ankles a lot and my feet got swollen. I treat them with Ibufren.

Yarışın finişinde benden 4 dk önce bitiren Steve’e teşekkür etmek için finişe gelirken açtığım, öpüp başıma koyduğum küçük Türk bayrağını hediye ettim. Kendisi çok mutlu oldu. Emaillerimiz aldık ve sanırım TDS’de birbirimizi bulacağız.

To thank Steve who finished the race 4 minute earlier than me, I gave my little Turkish flag to him that I opened on my way to finish. He was really happy to have it. We exchanged our e-mails and I guess we will find each other at TDS.

Dönüşte ayaklarımdaki Salomon kompresyon çoraplarımı çıkarmadım. Bu vücudun kendini düzene sokması için önemli. Ancak trafikten dolayı 3.5 satte Londraya dönmek acılı idi. Dönüşte küveti buz gibi su ile doldurdum, içinde 15 dakika oturdum ve kendime geldim. İyi bir karbonhidrat yemeği alarak uykuya daldım.

I didn’t take my Salomon compress socks on my way back. This is important for the body to get itself into order. But returning to London in 3,5 hours with traffic was painful for me. When I got home, I filled the tub with cold water and sat there for 15 minutes. Then I had dinner full of carbohydrates and went to sleep.

Tags : Northampton, Londra, İngiltere, Lamport Hall, Salomon Advenced Skin, Salomon Compress




Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir