Ingiltere`de bir ilkokul

Evet hep gezi, restoran, konser, ürün incelemesi yazıları yazıyoruz belki onlarda hoşlanıyoruz ama bu sefer amacım başka. İngitere ilkokul gezisi. Gönüllülük yani ‘volunteering’ İngilterede oldukça önemli bir oluşum. İnsanlar emekli olduklarında bile gönüllü olarak karşılık beklemeksizin çalışıyorlar. Herşeyi devletten beklemektense kendileri elele verip çevreleri, mahalleleri ve toplumlarına ve oradaki gençlere, yaşlılara, engelli ve hastalara destek oluyorlar.

Maraton ve dayanıklılık sporlarının hepsinde bağış toplanıyor. Senelik toplanan paralar çoğu ülkenin ekonomisinden daha büyük.

Biz de çalıştığım şirket ile Bing ekibi olarak toplandık ve Queens Park bölgesindeki bir ilkokula ziyarette bulunduk. Benim size bu gezimde anlatacağım biraz okul, gönüllülük ve okulun içerisindeki durum ve bunun bizim okullarımız ile kıyaslanması hakkında.

Tabiiki bu gittiğimiz bir devlet okulu ve imkanları dahilinde devlet okulu ile kıyaslama yapmanızı önereceğim. Gelişmiş ekonomilerin nasil eğitimlere ve çocukların gelişimi için para harcadığının göstergelerini size sunmaya çalışacağım.

Okula girdiğinizde en çok çarpıcı şeylerden biri okulun tamamen öğrencilere dedike olması. Yani burada tüm duvarlar, tüm panolar inanılmaz görsellik ve çalışmalar ile dolu. Benim ziyaret ettiğim okulda özellikle Bangladeş, Somali, Afganaistan, Kosovo gibi savaştan dolayı mülteci statüsü alan ailelerin orada ya da ingilterede doğan çocukları okuyordu.


Panolarda çocuklara o kadar yaratıcı ödevler verilmiş ki şimdiki hocalarımız kesinlikle benim zamanıma göre buna yakın eğitim hatta daha iyisini veriyordur ama benim zamanımda 1981 de panolarda tek tük içeriklerimiz vardı. Bu okulda sadece panolar değil, duvarlar, kapılar, tuvaletlerin arkası aklınıza gelecek her alan çocukların içerikleri ile değerlendirilmiş.

Çocuklar tabi her zamanki gibi heyecanlı, bazen yaramaz, bazen uslu. ama öğretmenlerini inanılmaz dinliyorlar ve onlardan izin almadan hiçbir şey yapmıyorlar. Örneğin ilkokul 2. sınıfa giden bir çocuğun el işi yaparken makas kullanması yasak. Biz ödev sırasında sürekli birşey keserken bana bir öğrenci gelip ‘Bunu keser misiniz?’  dediğinde, ‘Gel sana nasıl kesilir öğreteyim’ dedim. ‘Ama benim öğrenmem yasak bir sonraki sınıfta öğreneceğim’ dedi.

O kadar çok farklı kültürden çocuklar varki. Ve bu çocukların aynı anda birbirleri ile interaksiyonu inanılmaz. Çinli bir öğrencinin yediği yemekleri yazmasını isterken aynı anda yarı Cezayirli yari Irlandalı öğrenci ile onları konuşurken görmek ve o yemekleri öğrenmeleri müthiş bir kültür zenginliği.

Montları, çantaları ve tüm ders dışı malzemeler sınıfın dışına asılı. Ders sırasında buralara izinsiz gitmek yasak. Okulun kapıları demirli ve özel bir düğme ile açılıyor. Bu düğme çocukların boylarının yeteceği bir noktada değil.

Tüm okul kamera ile gözetleniyor ve okul çıkışında community officer denen özel polisler okul çıkışlarında bekliyorlar. Trafik ve diğer konularda önlem amaçlı. ailesi gelmeyen bir çocuk bu polis tarafından evine götürülebiliyor.

Yemekhanedeki masalar çok özel tasarlanmış. Yerler parke. Yemek sonrası bu masalar katlanıyor ve yağmurlu günlerde burada tiyatro ve beden eğitimi uygulamaları yapılabiliyor. İki ayrı katta iki adet ayrı piyanosu olan sıradan bir mahalle ilkokulu idi bu okul…

Kendilerini ve gene farklı kültürleri tanımaları için çizimler yapıyorlar. Başka ilkokullar ile yazışıp kalem arkadaşlığını devam ettiriyorlar. Günümüzde hepsi bilgisayar ve laptop kullanmaya çok meraklı ve sevdalı olsalarda bunu devam ettirmeleri çok müthiş geldi bana.

Yemekhanede önce küçük öğrenciler sıraya giriyor. Onlar yerken diğerleri oynuyor. Sonra herkesin zamanı var. Yemek bitince diğerleri sıraya giriyor. Öğretmenlerin neredeyse tamamı spor giyimli. Tshirt ve kot pantalon. Kesinlikle kumaş pantalon ve gömlek zorunluluğu yok.

Okulda tüm boyalar, defterler düzen içinde bir çalışma yapılırsa hepsini öğrenciler kaldırıyor. Bunları karışık değil çeşitli kategorilerine göre koyuyorlar. Öğrencilerin kendilerine ait mumboya suluboya, kuruboya setleri yok. Bunlar topluca okula alınıyor, okulda yapılıyor. Kimse kimsenin kalemini boyasını almıyor. Herkesin kullandığı malzeme ortak. Velilerede yük olunmuyor bunların satın alınması için.

Öğrenciler yangın, alarm, polis, ilk yardım konularında daha okuma yazmayı sökmeye başladıklarından itibaren bilinçlendiriliyorlar. Çok saygılı konuşuyorlar. Mister ve Miss ya da Mrs. ile hitap ediyorlar. İsmimle hitap et dememe rağmen çok yavaş alıştılar.

Okulun bahcesındekı zemin yumuşak bır asfalt türü. Beton değil. İnanılmaz rahat ve çocuklar düşselerde yaralanmıyorlar. Yerlerde kendiliğinden çizilmiş seksek ve diğer yaratıcı oyun kombinasyonları var. Yerleri tebeşirlemelerine gerek yok.

Koridorlarda değişik okuma kitapları sınıflara ve dersliklere göre ayrılmış.  Öğrencilerin çok az malzemeyi sürekli sırtında taşıması hedeflenmiş. Öğrenci çantalarına baktığımda kuş gibi idi. Her ders için ayrı defter vs yoktu.

Okul ziyaretinden paylaşacaklarım bu kadar. Ben beklediğimden çok farklı bir ilkokul konsepti gördüm. Öğrenciler çok çabuk kavrıyor ve takım çalışmasına çok yatkınlar. Bir görev için 3-4 öğrenciyi yanyana getirdiğinde hemen kaynaşıp yapıyorlar. Çok açık sözlüler. Birine bu senin en yakın arkadaşınmı dediğimde hayır değil ama onu da çok seviyorum diyebiliyor.

Paylaş

“Ingiltere`de bir ilkokul” üzerine 5 yorum

  1. Ben ingiltere ve Amerikadaki okulları gördüm. Eğer çocuğum olsaydı kesinlikle çocuğumun Londra ve Amerika gibi multi kültürel bir coğrafyada eğitim almasını isterdim. Dünya’yı tanımıyor sadece Türkler ve ötekiler diye sınıflandırıyoruz. Herkes düşman bu nasıl bir paronayadır tanrım.
    Ben bir sınıf öğretmeniyim ve ne yazık ki hala Türk’e Türk propagandasıyla devam ediyoruz. Ve her sene mutlaka Bayrağım şiirinde ”sana yan bakan kuşun yuvasını yıkacağım” diye okutuyoruz çocuklara… Bu kadar şiddet dolu kin ve nefret ,eğer düşman bulamazsa kendimize yöneliyor sonra da birbirimizi yiyoruz.
    Bizim emeklilerde gönüllü olarak ya emlakçı oluyor ya da kahvede taş döşüyor ya da evde gün yapıyor. Ya da kanal kanal gezip evlilik programı yapıyorlar.
    İngiltere büyük devlet ve öyle kolayca da büyük devlet ne yazık ki olunmuyor.
    Önümüzdeki öğretim yılı yaşanacak kargaşa bizi en az eğitimde 4 -5 yıl geri bırakacak. Sorun çözerken yarattığımız sorunlar sorunların kendisinden büyük olduğu bir ülke burası.
    Saygılar

  2. çok ama çok canım yandı, kendi çocuğum olmasa bile bu ülkede eğitim görmek zorunda kalan ve istisnasız tüm siyasi eğilimlerle politikacıların elinde oyuncak olan tüm çocuklarımız için…

    ah! ama biz çok daha iyisini biliyoruz öyle ya! tablet pc’ler ve interaktif tahtalar ile içi boş, yüzeysel ve çoğunlukla ya yanlış, dayatmacı ve maksatlı bir eğitim sistemi bundan daha evladır…

    keşke en azından bunun sıradan bir devlet okulu olduğunu belirtmemiş olsaydınız, keşke…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir