Granada

| Şubat 1, 2011 | 5 Yorum

Granada için Sevilla‘dan yola çıktık, güzel bir gün. Kahvaltımızı yolda yapıyoruz yolumuz çok uzun değil ama yinede vakit kaybetmek istemiyoruz. Ve Granada‘ya varış. Otelimiz Gran via üzerinde, burası Granada‘nın ana caddesi ne ararsanız var. Otelin karşısında bulunan otoparka arabamızı koyuyoruz. Odamıza yerleştikten sonra ilk iş öğle yemeği. Otelin arka sokağında buluınan tapas barlardan birine giriyoruz ve ne yazık ki 6 kişilik sipariş veriyoruz

Çünkü mönüden hiç bir sey anlamadık. Küçük zannettiğimiz porsiyonlar kocaman geldi, olsun kalanları paket ettiririz dedik.

We took off from  Sevilla to Granada on a beautiful day. Since we didn’t want to waste any time, we had our breakfast on our way even if it wasn’t a long distance. We arrived our hotel which was on Gran via where was the main street of Granada and had more or less everything. We parked our car in the carpark that was across the hotel. After checking in our room, the first stop was lunch. We went to one of the tapas bars behind the hotel and since we didn’t understand anything from the menu, we gave our order for 6 people, unfortunately. However the servings came bigger than we thought and we got packed the rest of them.


Yemekten sonra yürüyerek Albayzin bölgesine gidiyoruz. Buraya gelmeden önce spor ayakkabılarınızı hazır edin, Albayzin oldukça yokuşlu bir yer.

After lunch, we went to Albayzin region where you should bring your sneakers since it is an area full of slopes.

Yürürken sağlı sollu tarihi eserlerin ve güzel evlerin önünden geçiyoruz, nehrin karşi tarafı Elhamra sarayı ve oldukça yeşillik.

While on our way, we crossed historical places and some beautiful houses. The other side of the river was Elhamra Palace and it was pretty green over there.

Şimdilik keyfimiz yerinde. Granada küçük ama çok hoş. Albayzin için epeyce dik yokuş çıkıyoruz, labirent tarzı dar sokaklar, beyaza boyalı çiçeklerle bezenmiş evler bütün yorgunluğa değdi dedirtiyor doğrusu. Amacımız tepede bulunan Mirador San Nicolas‘a varmak.

So far so good! Granada is a small but a great place. We took up a pretty stiff slope for Albayzin. But, narrow, maze like streets and the white houses with lots of flowers were worth of getting tired. Our goal was to reach Mirador San Nicolas on top.

Bulmak kolay olmuyor ama sonunda varıyoruz. Tepede modern bir camii bulunuyor. Manzara inanılmaz, tek dikkat edilmesi gereken durum kalabalık ve yan kesicilerin etrafta gezinmesi, insanlar gün batımını seyretmek için buraya geliyorlar.

It wasn’t easy to find but we did finally. There was a modern mosque on top and the view was simply amazing. The only thing to be careful about was the snatchers around since it was too crowded to realize them easily. People generally come here to see the sunset.

Biz gün batımına kalmadan aşağı inmeye karar veriyoruz. Hava kararmadan La Madrasa yani eski İslam üniversitesinin ön cephesini görmeye gidiyoruz. Üniversite şimdi modern binanın devamı.

We decided to go down before the sunset and arrived the front side of  La Madrasa aka Islam University. The university is the follow up of the modern building.

Yorgunluğumuzu atmak için sıcak çikolata ve churros yemek için kafeye gidiyoruz.

To get some rest, drink hot chocolate and eat some churros we went to a cafe.

Akşam olunca hava serinliyor. Otele dönerken yolumuzun üzerinde bulunan Katedralide görüyoruz.

The weather cooled off a little bit when it got evening. We also visited the Cathedral on our way back to the hotel.

Akşam yemeği için otelde kalmaya karar veriyoruz ve Indiana Jones izliyoruz. Ertesi gün erken kalkıp Elhamra sarayına gidicez. Biletleri önceden almanızı tavsiye ederim, Granada‘ya geldiğinizde bankamatiklerden satın aldığınız kredi kartıyla bastıra bilirsiniz.

We decided to stay at the hotel for dinner and watched Indiana Jones. Next way we would go to Elhamra Palace. I recommend you to buy the tickets in advanced and when you come to Granada you can print them with the credit card you bought from the atms.

Sabah erken kalkıp otelin karşısında bulunan kafede kahvaltımızı ediyoruz sonra gec kalmamak için taksiyle Elhamra sarayına gidiyoruz.

We got up early and had our breakfast in the cafe across the hotel and took a cab to Elhamra Palace not to get late.

Elhamra Arapça kırmızı kale demek, günümüze ulaşan saray ne yazıkki orijinal değil, yinede görülmesi gerek! Bahçeleri, sarayı ve müzeyi gezdikten sonra saraydan ayrılıyoruz. Sarayın bahçesinde bulunan Convento de San Fransisco artık Parador otel olarak kullanılıyor.

Elhamra means red castle in Arabic. The palace today is not the original one but it is a strong must to see! After visiting the palace, the garden and the museum, we left. Convento de San Francisco in the garden of the palace is used as Parador Hotel.

Elhamra‘dan yürüyerek geri dönüyoruz. Öğle yemeği için yine tapas. Sonra dinlenme vakti ve otele dönüyoruz. Akşam yemeği için dışarı çıkıyoruz, otel yakınında bulunan tapas barlardan birine gidiyoruz. Tıklım tıklım, içkiler ve mezeler havada uçuşuyor.

We turned back from Elhamra on foot and decided to go to  tapas  again for lunch, and after it we went back to hotel to get some rest. We went out for the dinner and went to one of the  tapas  bars near the hotel. It was fully crowded and the side dishes were in the air.

Yemekten sonra otele dönüyoruz, ertesi sabah çok erken kalkıp San Sebastian’a gideceğiz. Yolumuz çok uzun tam 875 km…

After dinner, we went back to hotel. Next morning, we were going to wake up very early to go to San Sebastian. Our way was sooo long, it was 875 km…

Tags: İspanya Gezisi, Granada Gezisi, El Hamra Sarayı, Sevilla, Albeyzin, Mirador San Nicolas, La Madrasa, Convento de San Francisco




Etiketler: , , , , , , , ,

Yorumlar (5)

Trackback URL | RSS Feed Yorumları

  1. Akıllı Misafir diyor ki:

    Teşekkürler çok güzel bir gezi yazısı olmuş.

  2. Taner Ciğer diyor ki:

    Gezilesi yerler.

    Güzel bir gezi yazısı.

    Teşekkürler

  3. Paul Bateson diyor ki:

    Hola,
    Hope you can return to Granada area, maybe wwww.alandalus-ut.com and/or http://www.ultimafrontera160.com would see the first ever Turkish trail runner competing:)
    I just saw your post about trail running in Turkey in trailrunfar, many, many years ago that I was there in the Antalaya area.
    Beautiful country.
    Adios
    Paul

  4. emre diyor ki:

    Paul; Granada what a food i ate there ! Beatiful country, i have a dream of running an ultra in spain may be years later. I loved the air… cheers

  5. Onur diyor ki:

    Endülüs bölgesi gezisinden henüz yeni döndük.
    Gitmeden önceki kısa zamanımda yazıların benim için genel bilgi olarak ve özellikle yeme içme mekanı seçiminde çok faydalı oldu.
    Takipteyiz!
    Teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir