Filozof’un Yolunda

Tapınaklar, mabedler ve bahçeler şehri Kyoto’da ilk günüm Filozof’un yolunda geçti. İsmi neden mi böyle derseniz, Kyoto üniversitesinin profesörlerinden Nishida Kitaro (1870 1945) her gün burada yürürken meditasyon yapıyormuş. Bu yolda yürürken meditasyon yapmamak mümkün değil. Yaklaşık 5km uzunluğundaki yol Kyoto’nun en önemli kültürel hazinelerini barındırıyor.

filozofun-yolunda (38)

filozofun-yolunda (29)

Bu yolda size kiraz ağaçları, sürekli gürül gürül akan suyu ile tertemiz bir su kanalı, sağlı sollu muhteşem evler, galeriler ve nefes kesici güzellikte ki tapınaklar eşlik ediyor.

filozofun-yolunda (1)

filozofun-yolunda (3)

Burası Kyoto’nun en çok sevilen yerlerinden. Kiraz ağacı ve sonbahar yaprakları zamanında Kansai bölgesinde yaşayan Japonlar ve turistler hücum ediyor. Akşam üzeri başladığımız yürüyüşü karanlık basana kadar devam ettiriyoruz. Bir an için bile ayrılıp başka yere gitmek istemiyorum.

filozofun-yolunda (4)

tokyo

filozofun-yolunda (5)

filozofun-yolunda (6)

Evlere mi bakayım, sanat galerilerine mi gireyim, kiraz ağaçlarının altında mı oturayım yoksa girdiğim tapınaktan hiç çıkmasam mı acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum…

filozofun-yolunda (10)

Belirtmeliyim ki tapınakların arkası orman, kısacası yürürken sonsuz yeşilliğe bakıyorsunuz. Ormanlar son deree sık. Kyoto zaten şehir olarak 300-500 metre yüksekliğinde tepecikler ile örtülmüş. Buralarda çoğu zaman sportif aktiviteler de düzenleniyor. Tarif edilmesi çok garip bir duygu burada olmak…

filozofun-yolunda (7)

filozofun-yolunda (11)

Sonsuz olağanüstü bir yeşillik, kiraz ağaçları, yere düşen yapraklar, altta akan suyun sesi inanılmaz bir huzur ve mutluluk veriyor. Buradaki göletlerde bulunan Japon balıklarının boyutları 45-55cm civarında…

filozofun-yolunda (17)

Filozofi profesörü olan Kitaro’yu 19.yy sonu 20.yy başında burada yaptığı yürüyüşlerini hayal etmeye çalışıyorum. Elinde not defteri, kimi zaman no tutarak kimi zaman baktığı görüntüleri yüzyıllarca önce olduğu gibi hayal ederek yürüyor… Tıpkı şimdi benim yaptığım gibi…

filozofun-yolunda (15)

filozofun-yolunda (16)

Nanzenji tapınağını ziyaret etmekle işe başlıyoruz. Tapınak içinde tapınak geziyoruz, zira içeride 12 adet daha tapınak bulunuyor, bunları 3 tanesi yıl boyunca halka açık durumda.

filozofun-yolunda (43)

Nanzenji tapınağının en dikkat çeken tarafı ise önünde dev bir su kemerinin bulunması. Bu su kemeri bu yazıda çeşitli yerlerde fotoğrafını göreceğiniz büyük yapı.

filozofun-yolunda (22)

tokyo

filozofun-yolunda (26)

filozofun-yolunda (23)

Soğuk kış aylarında tapınak içerisinde bulunan Yudofu yani haşlanmış Tofu yiyebilirsiniz. Kyoto’da bazı tapınaklar da vejeteryan ve Tofu restoranları bulunmakta.

filozofun-yolunda (24)

Bir sonraki tapınak Eikando. Bu tapınak muhteşem parkı ile ortaya çıkıyor. Tapınaklar genelde akşam üzeri saat beş gibi kapandığından zamanı iyi ayarlamanız lazım. Biz son iki tapınağa maalesef yetişemedik.

filozofun-yolunda (25)

filozofun-yolunda (39)

Ginkakuji tapınağı muhteşem bahçesi ile bazı Japonlar için sanat harikası olarak adlandırılıyor. Bu arada belirtmeliyim ki yol boyunca başka tapınaklar da bulunmasına rağmen biz turumuzu bu kadarla sınırladık, zira yorulup arada çay keyfi yapmak vazgeçilmezlerimizden oldu.

filozofun-yolunda (27)

filozofun-yolunda (28)

Yol üzerinde tavsiye üzerine son derece sempatik ve otantik bir çay evi bulduk. Kapanmasına kısa bir süre kala keyif yaptık.

filozofun-yolunda (49)

İçeri girerken bir çok yerde olduğu gibi ayakkabılarımızı çıkardık ve Japon usulü yer masasına bağdaş kurarak oturduk. Genelde yeşil çay servisi yapıldığını söylemeliyim.

filozofun-yolunda (51)

Toz şeklinde olan yeşil çaylar köpüklü bir şekilde hazırlanıp servis ediliyor. Önümüz yere kadar cam ve karşımızda harika bir bahçe. Japonlar bahçeleri nerede ve hangi büyüklükte olursa olsun inanılmaz dinlendirici, huzur verici özelliğe sahip.

filozofun-yolunda (34)

Çayımız bittikten sonra yürüyüşümüze devam ederken yol üzerinde gördüğümüz sanat galerilerine girdik. El sanatlarında son derece başarılı olan bu toplumun bir başka özelliği ise paketleme. Taraklar, tahta boyalı kutular ve el sanatlarına dair her yer bu dükkanlarda.

filozofun-yolunda (20)

Japonlar hayatımda gördüğüm ve iddia ediyorum herkesten zevkli, özenli paketleme yapan insanlar. Alışveriş yaptıktan sonra paketleri açasım inanın gelmiyor.

filozofun-yolunda (33)

Oraya gir başka yerden çık, önünden geçtiğimiz muhteşem iki katlı evleri gözetle, kısacası yol hiç bitsin istemiyorum.

filozofun-yolunda (36)

Yavaştan hava kararıyor, nefis bir akşam yemeği için geri dönmemiz gerekiyor. Filozofun yolunu aklımız kalsada istemeye istemeye bitiriyoruz.

filozofun-yolunda (47)

filozofun-yolunda (37)

Geri dönücem Japonya aklımdasın, burada kiraz ağaçlarının altında saatlerce oturup hayal kurup kitap okuyacağım. Bekle beni…

filozofun-yolunda (14)
filozofun-yolunda (30)
filozofun-yolunda (35)
tokyo

 

Paylaş

Dubrovnik

Dubrovnik bizim Karadağ ziyaretimiz sırasında günübirlik gittiğimiz bir şehir idi. Ben daha önce bisiklet turum sırasında görme ve konaklama fırsatı bulmuştum. Tarihi anlamda çok eski ve Unesco Dünya miraslarından biri olan Hırvatistan’ın Dubrovnik kentine gelin birlikte göz atalım.

dubrovnik (33)

Hırvatistan’ın Karadağ ile sınır komşusu olduğu bölgeye yakın en güneyinde bulunan Dubrovnik 2013 Temmuz’un da Hırvatistan’ın Avrupa Birliğine girmesi ile maalesef vizesiz turlar kapsamı dışında kaldı.

dubrovnik (8)

Bu çok turistik lokasyon küçük, İtalyan ve Osmanlı izlerini taşıyan enteresan bir şehir. Nufüsü 43 bin ama sanırım yazın bunun 10 katı ziyaretçiyi aylık ağırlamaktadır. Adriyatiğin İncisi lakabı da verilen şehirde 2012 yılına göre 45 otel var.

dubrovnik (31)

Eski latin ismi Ragusa. Eski dönemlerde Venedik’in ticari konumuna ilk rakip olan şehirlerden biri. 15 ve 16.yy’da çok gelişmiş. Hırvat dilinin ve kültürünün gelişiminde önemli pay sahibi olan bir şehir olan Dubrovnik bir çok matematikçi, fizikçi ve yazar’ı yetiştirmiş.

dubrovnik (30)

Bugün tamamen bir turism cenneti. 4-5 güzel plajı, eski duvarları ve bol restoranları ile 2 bilemediniz 3 gün harcayacağınız güzel bir seçim. Bernard Shaw’un yazdığı gibi “Cenneti arayanların bir gün Dubrovnik’i görmesi gerekir…” En son papa John Paul II bile şehre o kadar çok tutkun ki şehrin fahri hem şehrisi yapılmış. Tüm Hırvatistandaki 23 lux otelin 12 tanesi bu şehirde bulunuyor.

dubrovnik (25)

Dubrovnik mimarisi ve her dönemdeki mimari değişklikleri ile size bir çok güzellik sunuyor. Yugoslavya savaşı sırasında çok zarar görmüş ama gene de ayakta kalmayı başarmış. Hala mermi izlerini gördüğünüz yerler olabiliyor.

dubrovnik (9)

Yakın bölgede ise 2006 yılında gezdiğim muhteşem lokasyonlar var. Bunlar, Korcula adası, Miljet adası, Ston, Peljesac bölgesi.  Kotor ve Perast Karadağ’da, Mostar ise Bosna’da görmeniz gereken aşırı yakın yerler.

dubrovnik (19)

ESKİ ŞEHİR

  • Roland’s Column (Zil Kulesinin önünde). Dubrovnik Yaz Festivali sırasında burada bulunan bayrak göndere çekilir. Orlando’nun Kolon’u da adı verilmektedir. 
  • Bell Tower yani Zil kulesi. Her saat başı çalınmaktadır. Orjinali Sponza sarayında duruyor. 

dubrovnik (1)

  • Sponza Palace, (Sponza Sarayı.Zil kulesinin batısında. Gotik tarzda inşa edilmiştir. 1667 depreminde zarar görmüştür. Tarihi arşivler buradadır. 
  • Rector’s Palace Rektör’ün sarayı. Şehir müzesine ev sahipliği yapmaktadır. 
  • War Photo Limited Savaş fotoğraflarının bulunduğu müze. 

dubrovnik (3)

  • Pile Gate Eski şehre girdiğiniz kapı. Bu şehre girmeden dışarıdan duvarları görmeniz için iyi bir lokasyon. 
  • Placa Stradun (Eski Şehir). Stradun meydan demek. Burası şehrin ana caddesi geniş ve uzun. Küçük dükkanlar, ara sokaklar ve hediyelik eşya satıcıları ile fazlaca turistik. 

dubrovnik (2)

  • Big Onofrio´s Fountain. Onofrio’nun Çeşmesi. Herkesin buluşma ve serinleme noktası. Güvercinleri bol. 

dubrovnik (16)

  • Old Port. Eski Liman. Çoğu büyük cruise gemileri buraya geliyor. 
  • Fort Lovrijenac. Kale duvarları ve surlar. 37m yüksekliğinde.

dubrovnik (4)

ŞEHİR DUVARLARI

Duvarların üstüne çıkıp yürümek hem sizi serinletecek hem de yoracaktır. Yaz sıcağında gölgesi kesinlikle yok, dikkat edin. Rüzgarı bazı mevsimlerde bol. Ama manzaraya kesinlikle değer. Fotoğraf severler için kaçırılmaması gereken bir fırsat.

dubrovnik (11)

Dubrovnik şehir duvarları 2km uzunluğunda. Unesco mirası. 3 şekilde bu duvarlara çıkabilirsiniz. Ana Plie Gate kapısından, Saint John’s surundan ve Custom Gate House yakınından.

dubrovnik (32)

St. John’s suru 16.yy’da yapılmış. Yakınında gezebileceğiniz bir akvaryum var. İkinci katında ise denizcilik müzesi. Bokar suru ise şehrin duvarlarını dalgalardan koruyor. Floransa’lı mimar Michelozzi tarafından 15.yy’da yapılmış.

dubrovnik (5)

ÖNEMLİ KLİSELER

  • Franciscan Manastırı İçinde Barok klisesi de var. Dünyanın en eski 3. eczanesi içerisinde bulunuyor. 
  • Virgin Mary Katedrali Aslan Yürekli Richard tarafından desteklenerek yapılmış .3. Haçlı seferinden dönerken buraya uğramış Richard. 18.yy’a kadar uzanan bir Barok Katedrali inşa edilmiş. 

dubrovnik (13)

  • Saint Blaise Klisesi Crkva Svetog Vlaha)
  • St. Ignatius Klisesi ve Jesuit Koleji  1667 ve 1725 yılları arasında mimar Ignazzio Pozzo tarafından tasarlanmış ve yapılmış. 

dubrovnik (26)

  • Dominik Manastırı Eski Dubrovnik hakkında tüm detayları bulabileceğiniz bir yer.  
  • St. Sebastian Klisesi Ploče kapısı yakınında. 15.yy’da yapılmış. 

dubrovnik (14)

  • Sırp Ortodoks Klisesi ve Ikona Müzesi 1865-1877 arasında inşa edilmiş. Etkileyici demir kapıları var. İkonalar Bizans ve Girit ağırlıklı.

dubrovnik (24)

MÜZELER

Bolca müzeye ev sahipliği yapıyor Dubrovnik. Bu müzelerin bazılarına girerseniz diğerlerine indirimli giriyorsunuz. Turis Ofisinden bilgi almayı unutmayın.

  • Bukovac’ın Evi (Kuća Bukovac), Bukovčeva 5, Cavtat. Ünlü hırvat ressam Vlaho Bukovac (1855-1922) ve eserleri. 
  • Dubrovnik Doğal Tarih Müzesi (Prirodoslovni muzej), Androvićeva 1. adresinde.
  • Franciscan Manastırı ve Müzesi Placa 2 adresinde. En eski eczane. 

dubrovnik (10)

  • Sigurata Convent Müzesi Od Sigurate 13.
  • Sinangog ve Yahudi Müzesi. Zudioska 5. Biz çok beğendik burayı. Küçük ve dar bir yolda bulunuyor. 3 katlı. 15. yy’da şehirde yaşayan Yahudileri hayatını anlatıyor. Portekiz ve İspanya’dan göç eden cemaatin hayatını burada inceleyebilirsiniz.

dubrovnik (18)

  • Katedral ve Hazinesi Kneza Damjana Jude 1.
  • Denizcilik Müzesi St. John Surlarında.
  • Marin Drzic ve evi. Široka 7. Marin Drzic, Hırvatistan’ın en önemli yazarlarından biri. 

dubrovnik (17)

  • Etnoğrafya Müzesi Od Rupa 3. 1590 yılında yapılmış o zamanki Dubrovnik’in ekonomik ve güçlü durumunu simgeler gibi. Tekstil ve hal kıyafetlerini görebilirsiniz. dubrovnik (28)

DİĞER GÖRÜLECEK YERLER

  • Lapad Plajı ve Bölgesi Arabasız girilen kumsal plaj. 3.5 km şehirden uzakta. Ağaç altı dinlenmek için ideal. Bazı beton plajlar Tito zamanında halkın kullanımı için açılmış.
  • Banje Plajı Eski şehre çok yakın. Ücretsiz giriş. Şehir duvarlarını gören çok güzel konumdan. Sahil voleybolu ve kafe mevcut.

dubrovnik (21)

  • Lokrum Adası .Yazın çok ama çok kalabalık. Bot ile eski iehirden 10dk. Son feribot akşam 20:00’de Yüzmek için ideal.
  • Mount Srđ.  Manzara için muhteşem. Bir sur bölgesi de var ve içinde müze barındırıyor. Yürüyerek, Teleferik ya da araba ile çıkabilirsiniz.
  • Lovrijenac Kalesi Şehri deniz ve kara ataklarından korumuş. Duvar kalınlığı 60cm.

dubrovnik (23)

  • Kale kapısında: “Non bene pro toto libertas venditur auro” “Freedom is not sold for all the gold in the world” yazıyor.

    Yani Özgürlük dünyadaki hiç bir altın ile alınmaz …

NE YENİR?

Deniz ürünleri, makarna, börek bizim ülkemizde olanlardan. İtalyan esintilerinden dolayı bolca pizza ve dondurma var. Kasım ve Mart arası düşük sezonda çoğu restoran kapalı.

dubrovnik (22)

NE İÇİLİR?

Ev yapımı hırvat rakısını deneyin, adı : Rakija. Erikten yapılan: Sljivovica. Üzümden yapılan Loma: Cevizden yapılan ise Orahovica. Hepsi çok sert.  Ucuz şarap alırken dikat edin çarpabilir ve düşük kalitede olabilir.

dubrovnik (6)

DİĞER YAPILMASI ÖNERİLENLER

  • Burası dışında Hırvatistan’da önereceğimiz yerler: Split, Zadar, Trogir, Hvar ve Korcula adaları. Doğal parklardan ise Plitvice yapılması gerekenler arasında.
  • Karadağ’a ulaşmak otobüsle 2 saatten fazla sürmez. KotorBudva or Herceg Novi’yi biz gezmiştik.
  • Ston midye ve istirdyeleri ile ünlü. Avrupa’nın en uzun taş duvarına sahip (5km)

dubrovnik (7)

  • Trsteno 15yy’dan kalma harika yazlık bir bölge.
  • Mostar‘a otobüsle gitmeniz ise sadece 3 saat.

dubrovnik (20)

  • Saraybosna 2 saatte ulaşabileceğiniz mesafede.
  • Elaphiti adalarına bot turu alın.(Koločep, Šipan, Lopud) bu adalardan bazıları . Yüzme ve dinlenme için ideal.
  • Međugorje manasatırını ziyaret edin.

dubrovnik (15)

  • Mljet adasında bisiklete binin ya da kamp yapın.
  • Pelješac bölgesinde şarap tadın.

dubrovnik (27)

dubrovnik (29)

Paylaş

Eski Kyoto`da Keşfedilmesi Gerekenler

Japonya’ya 1000 sene başkent olmuş eski emperyal güzel Kyoto bütün görkemini koruyor. Bunu kısmen de olsa ikinci dünya savaşında bombalanmamasına borçlu. Kyoto yazı serime ilk olarak, şehirde hangi dükkanların peşine düştüm ve nasıl dolaştım onu anlatarak başlamak istiyorum.

Yazı: Sedef TOK, Fotoğraflar: Emre TOK

Eski-Kyoto (56)

Kyoto geleneksel Japon kültürü ve el sanatlarının merkezi ve bunu korumaya devam ediyor.

Eski-Kyoto (22)

El sanatları bazı ailelerde 20 jenerasyon geriye kadar gidebiliyor. Sanatlara hamilik yapıyor olmasına gelince ise nedenlerini çeşitli şekilde sıralayabiliriz.

tokyo

Eski-Kyoto (54)

Eski imparatorluk başkenti olması, aristokratlar için verilen çay partileri ve yapılan seromoniler, Budizm merkezi olması, Geisha ve Kabuki tiyatrosu ve dansı, el sanatlarının gelişiminde ve korunmasında önemli faktör olmuş.

Eski-Kyoto (47)

Elimde kitap ve harita önceden belirlediğim atölye ve dükkanların peşine düştüm. Ne yalan söyleyeyim, Japonya da adres bulmak pek kolay olmayabiliyor ama Kyoto kısmen de olsa Tokyo’ya göre daha kolay.

Eski-Kyoto (11)

Aradığım bazı dükkanlar ara ve arka sokakta olduğundan zaman harcadım, bazen kapısına gittiğimde kapandığını gördüm.

Eski-Kyoto (49)

Ana cadde üzerinde olanları bulmak daha kolay oldu ve zaman zaman taksiye bindim. Bu sayede vakitten kazanmak ve bir sonraki durağıma yetişmek daha kolay oldu. Tabelaların hepsi Japonca olduğunu bilmem yazmama gerek var mı?

Eski-Kyoto (20)

Yan yana dizili küçük geleneksel tahta binaların içlerine dalıp sanatkarlarla sohbet etmeye çalıştım. Çalıştım diyorum çünkü Japonca dışında başka dil pek konuşulmuyor.Bazılarının turizm’den dolayı çok iyi İngilizce bilmesine şaşırmadım.

Eski-Kyoto (55)

Güler yüzlü, nazik insanlar kapılarını benim gibi burnunu her şeye sokan yabancıya kapılarını açtılar ve ellerinden geldiğince yardım ettiler.

Eski-Kyoto (53)

İlk adresim Owariya isimli Kyoto’nun en eski soba denen buğday unundan yapılan bir çeşit makarnacı oldu. Soba noodles Japonya’da çok fazla tüketiliyor. İki katlı ahşap dükkan tam 400 senelik ve İmparator’un Kyoto ziyaretlerinde muhakkak uğradığı adres. (Aşağıdaki fotoğraflarda bu tarihi makarna restoranının tüm fotoğraflarını görebilirsiniz.)

Eski-Kyoto (18)
Eski-Kyoto (10)

Eski-Kyoto (12)

Eski-Kyoto (15)

Eski-Kyoto (9)

Eski-Kyoto (8)

Eski-Kyoto (7)

Eski-Kyoto (6)

Eski-Kyoto (5)

Eski-Kyoto (2)

Eski-Kyoto (1)

Eski-Kyoto (13)

Eski-Kyoto (19)

Bulunduğu sokak turist haritalarında bulunmuyor. Aslında sevindirici. Çünkü tamamen yerel halk ile geziyorsunuz. Dükkanlar ve evler ahşap geleneksel Japon mimarisi hakim. Kısacası etrafta gezinmek yemek öncesi veya sonrası çok keyifli. Yemek sonrası veda ederken evde pişirmek üzere soba satın alıyorum.

Eski-Kyoto (14)

İkinci adresim Aizen Kobo isimli tekstil ürünleri satan bir dükkan. İşte burayı bulurken biraz zorlanıyorum fakat değiyor çünkü sahibi ile unutulmaz bir sohbet yapıyoruz.Bize Japon ipekleri ile ilgili bilgiler veriyor.

Eski-Kyoto (36)

Eski-Kyoto (38)

Eski-Kyoto (39)

Eski-Kyoto (37)

Eski-Kyoto (35)

tokyo

Eski-Kyoto (31)

Eski-Kyoto (32)

Atölyesinde misafir ederken etrafı da inceleme fırsatı buluyorum. Nefis Japon hat sanatı ile dolu atölye ve 1500 senedir kullanılan bir teknik ile ipeklerini nasil boyadığını bize gösteriyor.

Eski-Kyoto (41)

Kullandığı İndigo boyama tekniği Japonya’da sadece dört beş yerde kaldığını söylüyor.

Eski-Kyoto (30)

İçeride nefis ipek şallar, yastıklar, gömlekler bulunuyor. Sohbetimiz sırasında zarif eşi ile de tanışma fırsatımız oluyor.

Eski-Kyoto (43)

Tek katlı ahşap yapı Kyoto belediyesi tarafından kültürel varlık olarak korunuyor. Aynı hizada bulunan sırayla yan yana dizili dört tane çok eski yapıyı da fotoğraflamadan duramıyoruz, zira bunların 400 senelik olduğunu öğreniyoruz.

Eski-Kyoto (42)

Japonya’ya giderken ne almalıyım diye sorup soruştururken ilk karşıma çıkan yeşil çay oldu. Tokyo’da 12 sene kadar yaşayan çok sevdiğim bir arkadaşım da yeşil çay almadan dönme dediğinden, çay satan dükkanların peşine düştüm.

Eski-Kyoto (57)

İlk durağım Tokyo’da Ippo Do çay dükkanı idi, ancak orijinal mağaza Kyoto’da olduğundan oraya da gitmeden yapamadım.

Eski-Kyoto (63)

Yaklaşık 140 senelik tarihi olan mağazanın içi ana baba günü gibiydi. Japonya’nın önemli çay yetiştirilen yeri Uji’den gelen çaylarla dükkanın içi enfes kokuyordu. Acelesi olmayanlar için bir fincan yeşil çaydan daha güzel bir şey olabilir mi?

Eski-Kyoto (21)

Eski-Kyoto (59)

Üzülerek belirtmeliyim ki yeşil çay son derece kıymetli ve ülkemizde satılan çayların ne derece yeşil olduğu tartışılır. Ne kokusu ne tadı benim gördüklerim ve tattıklarıma benzemiyor.

Eski-Kyoto (62)

Ippo Do ikinci dünya savaşına kadar İmparatorun ailesinin de armasını taşıyormuş. Çay 11. yy da Budist rahipler tarafından Çin’den getirilmiş ve 20yy başına kadar yüksek zümre tarafından tüketilmiş.

Eski-Kyoto (61)

Her sene Mayıs ayında toplanan çay yapraklarını tatmak için Connoisseur’lerin bir araya gelmesi gelenek halini almış. Ippo Do çevresinde antika ve modern çay takımları satan dükkanları gezmek ve alışveriş yapmak mümkün.

Eski-Kyoto (64)

 

Eski-Kyoto (60)

Japonlar güzel, uzun ve parlak siyah saçları ile gözüme çarpıyor. Bu güzel saçları da bir o kadar görkemli tokalar süslüyor. Geisha bölgesi olan Gion tarafında Kazura Sei 1865 yılından kalma saç süsleri ve tokaları satan bir dükkan. Kaplumbağa kabuğu, ağaç, lak ve incilerle bezeli muhteşem tokalar aklımı başımdan alıyor.

Eski-Kyoto (50)

Bazı toka ve taraklar sedef bezemeli ve maki e denilen serpme altın tozu kullanılan bir teknikle yapılmış. Koleksiyonerler için de minyatür Geisha perukları bulmak mümkün. Kamelya yağından yapılan şampuan saçınıza parlak bir görünüm veriyor deseler de ben olayın genetik olduğunu düşünüyorum.

Eski-Kyoto (23)

Toka ve aksesuar satın almak isterseniz paraya kıymak zorundasınız yoksa benim gibi sadece gezebilirsiniz. Unutmamak gerekir ki bunların hepsi yüksek ve yok olmaya yüz tutmuş sanatlar.

Eski-Kyoto (52)

El yapımı kağıt meraklıları için adres Morita Wagami. Japonlar kağıdı çeşitli ve farklı yerlerde kullanıyor. Şemsiye yapımında, lamba tasarımında, kapı, pencere, pervane ,resmi yazışmalar…

Eski-Kyoto (34)

Paketleme konsuunda özel bir ilgi ve emek göstermeye dikkat ediyorlar. İşin garip tarafı siz de seyahat süresince kağıt delisi olup çıkıyorsunuz. El yapımı kağıda Washi deniyor ve Japonya günümüzde en iyi ve dayanıklı kağıdı üreten ülke durumunda. Özellikle sanatçılar için kağıdın önemi bu dükkanda ortaya çıkıyor.

Eski-Kyoto (28)

Yelpaze Japon kültürünün ve kadının ayrılmaz parçası. Miyawaki Baisen An 1823 den beri yelpaze yapıyor. Yelpazenin önemi sıcak Kyoto yazlarında nemle savaşmaktan çok, aksesuar olarak önümüze çıkıyor.

Eski-Kyoto (48)

Batı dünyasının aksine Japon kadınları kimono ile kolye, küpe, bilezik takamadıkları için yelpaze mücevherleri durumuna geliyor. Yelpaze boyama güzel sanatlar arasına giriyor, tabii bunu döneminin ünlü ressamlarına da borçlu olduğunu belirtmek lazım. Yelpaze dükkanın bulunduğu dükkan Kyoto’nun en eski yapılarından.

Eski-Kyoto (24)

Liste uzadıkça uzuyor, Kyoto’nun her bir köşesinden tarih fışkırıyor. Aralarında adını bilmediğim fakat geçerken tesadüfen görüp girdiğim bir çok antikacı var.

Eski-Kyoto (26)

Aklımı başımdan alan nefis Imari porselenleri gözümün önünden gitmiyor. Belirtmeliyim ki her yerde güler yüzle karşılandım belki de Batı ile Japonya’nın en büyük farklarından bir tanesi de bu olmalı.

Eski-Kyoto (33)
Eski-Kyoto (25)

Eski-Kyoto (27)

tokyo

Paylaş

Musee des Automates

Lyon gezimizde öncelikle şehri keşfettik. Çok fazla müze gezmediğimiz kısa bir hafta sonu idi. Ancak Fransa’da çok moda olan, çok büyük emek isteyen, elle yapılan Otomat atı verilen oyuncakların olduğu müzeyi gezmeden edemedik. Dar bir sokakta gördüğümüz müzenin açık olması bizi çok mutlu etti.

Musee des Automates (33)

İçeri girince ise önce ücret ödüyor daha sonra size Müzenin tarihini anlatacak arkaşala buluşuyorsunuz. Çok basit tek katlı ve birden fazla odası olan bir salon. Burada elle yapılan çok emek sarfedilen bu kuklalar ile hazırlanmış çeşitli reprodüksüyonları ve yaratıcı çalışmaları görüyorsunuz.

Musee des Automates (1)

TARİHİ/HISTORY

1946

George Augustine ve oğlu Robert bunları savaş sonrası 1946’da başlatıyor. Asıl amaç, dükkanlardaki cazibeyi arrtırmak ve satışları tetiklemek için vtirinlerde sergilemek. Buralar için yapılan bu otomatik kuklaların yapılması 1 ay sürüyor. Daha sonra yıllar geçip elde bunlar birikince müzeye çevrilmesine karar veriliyor.

Musee des Automates (4)

Establishment of a workshop to the construction of electro-mechanical automatons by Augustine, Georges, and their son Robert EMA.These automatons are made to be sold or rent for the animation of shop-windows, for Christmas… But as the years are passing by, the tradition vanishes and the orders become scarce. Robert EMA decides to open an exhibition to develop the activity.

Musee des Automates (47)

1991

Aralık 1991’de müze açılıyor. O zaman 4 oda ve 100’e yakın Otomatik Kukla var.1997 yılına gelince ise rakam 250’ye çıkıyor. 7 oda içerisinde tam 20 değişik sahne canlandırılıyor.

Musee des Automates (31)

Opening of the museum, on December 8, 1991.About one hundred automatons are exposed over 4 rooms. The production of automatons continues in the workshop and many new animated scenes are created.In 1997, the museum presents a collection of 250 automatons spread out over 20 scenes, and 7 rooms.

Musee des Automates (50)

2007

Robert’in çoculları olmadığı için tüm bu yapılanları ve koleksiyonu bir derneğe bağışlıyor. ASG-EMA Mayıs 2007’de kuruluyor ve bir halk müzesi halini alıyor.

AS Robert EMA doesn’t have any children, he works on the creation of a foundation to donate his automatons and save his collection.On May 15, 2007, the museum is recognized of public utility, and the ASG-EMA Foundation is created to ensure the continued existence of the activity.

Musee des Automates (46)

Today

Günümüzde hala 2 kişi ile bu otomatik kuklalar yapılıyor. Kauçuk ve lastik kullanılarak yüzlere şekiller veriliyor. Tek tek elbiseleri dikiliyor. Gene firmalar için özel siparişler alınıyor. Bir kukla 2500-3500 Euro’ya mal oluyor.

Musee des Automates (28)

The museum is now administered by the ASG-EMA Foundation.The museum team keeps creating automatons in the workshop, on demand, for the decoration of the shop-windows, and also for the museum to improve the scenes and increase the collection.

Musee des Automates (49)

KOLEKSİYONLAR

Şimdi aşağıda tüm sahneleri ve kolleksiyonların tanıtımlarını size kendi çektiğimiz fotoğraflar ile sunmak istiyoruz. İngilizce içerikler Müzenin resmi sitesinden alınmış ve benim tarafımdan (Emre Tok) Türkçeye çevrilmiştir.

SIRK/THE CIRCUS

Sirk sahnesi müzenin tam girişinde. Fotoğraf çeken palyaço, tavşan numarası yapan sihirbaz ve jonglörlerle muhteşem bir görünümü var.

Musee des Automates (2)

Presented in the setting of a big top of circus, the white clown takes photos, the magician makes a rabbit appear and disappear, and the equilibrists and jugglers are doing some acrobatics. There is a small tightrope walker bear trying to escape…

Musee des Automates (3)

ÜNLÜ TABLOLAR/REPRODUCTION OF PAINTINGS

Hollandalı Artist Vermeer’in İnci Küpeli kız tablosu ve Paul Cezanne’dan kart oynayan adamlar burada tekrar otomatik kuklalar ile canlandırılmış. Gene Manet’den de eser bulunuyor.

Musee des Automates (5)

Homage to painting with the reproductions of two famous paintings of Dutch painter Johannes VERMEER, “Girl with a pearl earring“ and “The Milkmaid“. Also showing, “The Card players“ from french painter Paul CEZANNE and “The Fifer boy“ from french painter Edouard MANET. The background of the painting is the same as the original, we have just animated the characters so the paintings come alive.

Musee des Automates (48)

ÇİFTÇİLER/FARM LABOUR

Fransız ressam Miller’in öiftçilerin çalışmalarını resmettiği tabloyu bir otomatik kuklalar festivaline çevirmiş bu müze ve yaratıcıları. Tüm çüfçiler doğal yaptıkları hareketleri burada canlandırılmış şekilde izliyorsunuz. Endüstriyelleşen dünyamızda artık kimse bu tekniklerle çalışmıyor ama çocuklarla gezen aileler çocuklarına harika bir eğitimi görsel olarak sunabiliyorlardı. Tereyağı yapımı, çamaşır yıkanması vs buradaki canlandırılanlar.

Musee des Automates (6)

Tribute to the french painter Jean-François MILLET (1814-1875) whose paintings express the past work of farmers in the fields. We can see : The ploughman, the sower, the man digging with his hoe, the mowers, the threshers with their flail, the gleaners. Today, because of the agricultural industrialization, farmers do not work that way anymore. These reproductions allows to illustrate how they used to harvest the wheat, and how countrymen used to live with “Churning Butter“, “The First Steps“ and the washerwomen inspired by several paintings and sketches.

Musee des Automates (7)

NOTRE-DAME DE PARIS

Victor Hugo’nun ölümsiz eserinin tamamen birebir kopyası. Fonda çalan müzik ile Notre Dam’ın kamburunun Esmeralda’ya şarkı söylediği sahne canlandırılıyor. 1482’de Aptallar festivali gününde en büyük hilkat garibesi seçildiği an sergileniyor. Frollo, Gringoire, şair, Clopin gibi kahramanları da bu sahnede görebiliyorsunuz. Bu müzede gözleri oynayan tek kukla Quasimodo!

Musee des Automates (8)

Musee des Automates (11)

Homage to Victor HUGO (1802-1885) for his famous novel. The setting of that beautiful love story between Quasimodo, the bellringer, Esmeralda the gipsy dancer, Captain Phoebus and Frollo the archdeacon is the Cathedral. The story takes place at the end of the Middle Ages, on January, 6th, 1482, which is the day of the “Festival of Fools” when Quasimodo is sacred “King of Fools” for making the ugliest face! We can also see Gringoire, the poet, Clopin and his Court of  Miracles, Jehan Frollo and the schoolboys, merchants and people from the Middles-Ages. Did you notice that Quasimodo is the only puppet in the museum with eyes moving… ?

Musee des Automates (10)

GUIGNOL

Gene Fransız Mourguet’in yarattığı kukla Guignol burada sergileniyor. Arkadaşı Gnafron, eşi Madelon ve bir polis bu sahneyi tamamlıyor. Kiralarını ödeyemeyen Guignol’un evden çıkarken sahnesi yaratılmış.

Musee des Automates (12)

Homage to Laurent MOURGUET (1769-1844), a lyonnese workingman who used to pull out teeth in the streets and created a famous puppet, Guignol, to distract his patients. He has imagined numerious plays staging Guignol, his friend Gnafron, his wife Madelon, a policeman… We chose to illustrate one of his play, “Guigol moving out“ : Guignol tries to move out to avoïd to pay his debts (several months of rent) to his landlord…

Musee des Automates (13)

LYON ve IPEK / LYON AND THE SILK

Musee des Automates (45)

Lyon’da çalışan insanların sahnelendiği bu alanda Bakkal, Sütçü Teyze, Çamaşırcı Kadın gibi kuklalar bulunuyor. Jacquard’ın anısına yapılmış. Jacquard 1800’lü yıllarda otomatik makineyi üreten ilk kişilerden.

Musee des Automates (18)

Musee des Automates (16)

TRIBUTE to Joseph-Marie JACQUARD (Lyon 1752 -Oullins 1834) : Mechanic and inventor in 1800 of the first automatic device for the weaving loom. We walk by the Place des Terreaux and start going up the “grande-côte de la Croix Rousse”, passing by the working people of Lyon , a manufacturer, the foreman, the grocer, the milkwoman, the laundry woman, the “borriau” (apprentice in Lyonnese language).

Musee des Automates (20)

At mid-coast, let’s take a “traboule”, and get inside a weaving shed to share a moment of the silk worker’s family life.

Musee des Automates (17)

PETER PAN

Peter Pan ve Tinker Bell kardeşleri ve Kaptan Hook ile bir timsah tarafından takip ediliyorlar. Bu hilayeyi İskoç yazar Barrie 1904’te yazdı ve 1911’de eser haline getirdi.

Musee des Automates (22)

Peter Pan and Tinker Bell in Never Land with Wendy and her brothers, John and Michael, and Captain Hook followed by the crocodile. James Matthew Barrie, a writer from Scotland (1860-1937) has written this play in 1904 and the novel in 1911.

PINOKYO / PINOCCHIO

Hepimizin bildiği yalan söylediğinde burnu uzayan kukla Pinokyo ve onu üreten Geppetto. Yazar Gollodi.

Musee des Automates (23)

Homage to the small puppet made of wood and born in Geppetto’s workshop. Pinocchio’s nose elongates when he tells a lie. This work was written by the italian writer Collodi between 1881 and 1883.

ZORRO

Zorro karakteri 1919 yılında Amerikalı yazar McCulley tarafından yaratıldı. Walt Disney TV showlarından birinden esinlenmiştir. Adalet savaşçısı Zorro Syah pelerin ve maskesi ile…

Musee des Automates (24)

Character created in 1919 by the American writer Johnston McCulley in the novel “the Curse of Capistrano”. It has inspired the famous TV show produced by Walt Disney Pictures between 1957 and 1961, staging, in the 19th century, in the Spanish California, a man dressed in black and wearing a mask, fighting injustice under the name of Zorro.

Musee des Automates (26)

Musee des Automates (25)

DENIZLER ALTINDA YIRMIBIN FERSAH / 20 000 LEAGUES UNDER THE SEA

Musee des Automates (43)

Jules Verne’in eserini okumayan yoktur sanırım. Nauttilus gemisinin kaptanı Nemo,, Professor Aronnax ve ona destek olan sadığı Conseil ve mızrakçı Ned Land 10 ay boyunca okyanuslarda. Denizaltının bir kısmı burada canlandırılmış. Hareket eden periskop çok ilginç. Jules Verne’in ofisteki çalışma odası Nautilus’u çizişini sembolize ediyor. Büyük yengeç ve aktapot denizaltının dışındaki görüntüyü canlandırıyor.

Musee des Automates (44)

Tribute to Jules Verne (1828-1905) and to its novel written in 1870. On board of the submarine Nautilus navigated by the famous captain Nemo, professor Aronnax, his faithful domestic Conseil, and Ned Land, the harpooner, will spend 10 months to sail the oceans of the planet, and discover some mysterious marine world. We can see Jules Verne in his office, sketching the Nautilus. The rest of the scene is dedicated to the famous submarine : it’s big living-room fitted out with portholes behind which there are divers, a spider crab and a giant octopus, and also the engine room…

Musee des Automates (29)

Musee des Automates (42)

SIHIRLI FLUT / THE MAGIC FLUTE

Musee des Automates (30)

Mozart’ın eserinin seslendirildiği ve canlandırıldığı sahne. Violonistler, Cellistler, Flüt çalanlar. 1791’deki opera sahnesi birebir gözünüzün önünde.

Musee des Automates (32)

Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791) is playing the harpsichord accompanied by his orchestra of violinists, cellist, flute player and which is lead by the conductor.

Musee des Automates (34)

The scene in the background represents one of the most famous work of Mozart : “The Magic Flute” . This fairy opera was composed in 1791, the year he died.

Musee des Automates (27)

BEAUKOLAISTE ŞARAP HASATI / TRADITIONAL WINE HARVEST IN BEAUJOLAIS

Musee des Automates (35)

Beaukolaiste bölgesinde büyük sepetlerde üzüm taşıyanlar ve bunların ayakları ile üzümleri ezip şarap yapılma sahnesi…

Musee des Automates (39)

The heavy baskets are carried on man’s back towards the ox-driven cart lead by the cowman.The wine press ancestor is the feet crushing of grapes ! In the end, the wine growers can finally taste the “Paradis”.

Musee des Automates (37)

GARGANTUA

Musee des Automates (36)

Fransız çocuk karakteri Rabelais’in yarattığı karakter bir dev. Bu romanda öğretmeni Ponocrates eşlik ediyor. ahne Theleme abbey’de geçiyor. Hesperie Kulesi ve bahçesi ve muhteşem mutfak onlara eşlik ediyor. Burada hazırlanan yemek sembolize edilmiş.

Musee des Automates (41)

A tribute to François RABELAIS (1483-1553), writer of the Renaissance period. His motto : “Laughter is man’s special gift”. Gargantua, jolly giant, hero of that glorious tale, is accompanied by Ponocrates, his teacher. The scene takes place in the Thélème Abbey with the Hespérie Tower and its gardens, the Tailor’s House and the fabulous kitchen where cooks and kitchen boys bustle about in order to make Gargantua’s gigantic feast.

Musee des Automates (40)

MÜZE VIDEO

FAYDALI BILGILER / USEFUL INFORMATION

  • Adres : 100 r. St-Georges F – 69005 Lyon
  • Telefon : 0472777528
  • E-Posta : contact@museeautomates.com
  • Web : 
  • Giriş Fiyatı : 7.50 €
  • Açık Saatleri : Hergün 2pm-6pm everyday


Musee des Automates (9)
Musee des Automates (14) Musee des Automates (15)
Musee des Automates (19)
Musee des Automates (21)
Musee des Automates (38)

Paylaş

Grenoble

Grenoble 158,000 nüfuslu bir şehir. Fransa’nın güney dopusundaki Rhone Alpes bölgesinde yer alıyor. Biz de hafta sonu hem Grenoble hem de Lyon’u gezme fırsatı bulduk. Gelin size önce Grenoble’ı tanıtalım.

Grenoble (8)

Kışın soğuk bir havası var bu şehrin. Arkasındaki dağların arasında kalmış düz plato olmasına rağmen, dağdan gelen suların soğuk nehre dökülmesi ve bu nehrin şehri çerçevelemesi de buna katkı yapıyor. Yazları sıcak. Bunalırsanız dağlar hemen arkanızda.

Grenoble (2)

Drac ve Isère şehri çerçeveleyen iki nehir. Drac oldukça sert akıyor. Dağ silsileleri ise Vercors, Chartreuse ve  Belledonne. Biz ayrıca Chartreuse de de zaman geçirdik, harika bir dağ ve kayak kasabası olduğunu bir gün koşmak için bölgeye gideceğimi belirtirim.

Grenoble (5)

Grenoble iki konuda çok ünlü. Üniversite ve teknolojik araştırmaları.  Burası nano teknoloji, X-Ray ve endüstriyel araştırmalar için çok önemli bir merkez. Bu bağlamda şehir öğrenci, mühendis ve bilim adamı kaynıyor.

Grenoble (16)

3 Tane havalimanı bu şehre ulaşım için çok yakında. St Geoirs küçük bütçeli Avrupa havayolları için. Kayak için gelenlere hizmet veriyor. 40km mesafede, bizim indiğimiz Lyon St Exupery ise 100km uzakta. Cenevre havalimanı ise 157km ötede.

Grenoble (10)

Şehrin içinde Taksi bulmak isterseniz faydalı telefonlar şöyle:

  • Taxis of Grenoble : Tél. +33 (0)4 76 54 42 54 ; Fax +33 (0)4 76 51 55 66
  • Suburban Taxis : Tél. +33 (0)4 76 54 17 18 ; Fax +33 (0)4 76 54 45 75 

Grenoble (15)

Şehrin atmışlı yıllarda Kış Olimpiyatlarına ev sahipliği yaptığını ve kış sporlarında son derece gelişmiş olduğunu belirtmek isterim.

Grenoble (20)

Grenoble (7)

Diğer bir önemli ulaşım ise bisiklet. Dağlarla çevrili şehir düz plato da olduğundan bisiklet için ideal. Her yerde bisiklet yolları var. Bisiklette kiralanabiliyor.

Grenoble (27)

Grenoble (11)

Şehirde gezilmesi gereken önemli Müzeler

  • Bastille Hill yani Bastille tepesi. Burasına teleferikle çıkıyorsunuz. Tüm şehri görebiliyorsunuz. Çeşitli aktiviteler düzenleniyor. Teleferik gidiş geliş iki kişi 13 Euro ya da 45dk yürüyebilirsiniz. Bizim zamanımız olmadığından teleferiği kullandık. Detayları aşağıda…
  • Parc Paul Mistral burası büyük bir park. Paten pisti ve sokak hokeyi popüler.

Grenoble (4)

  • Art Museum Sanat galerisi. 5, place Lavalette adresinde. (+33) 4 76 63 44 10). Dört Picasso ve bir kaç güzel Matisse ve Andy Warhol eseri var.

Grenoble (1)

  • Natural History Museum Tarih müzesi , 1 rue Dolomieu adresinde (+33) 4 76 44 05 35
  • Musée Dauphinois 30, rue Maurice-Gignoux adresinde  (+33) 4 76 85 19 01). Çarşambadan Pazartesine kadar açık ve ücretsiz.
  • Museum of Resistance and Deportation 14 rue Hebert caddesinde. (+33) 4 76 42 38 53 ,İkinci dünya savaşı sırasında Fransızların Alplerdeki direnişini anlatıyor. Giriş Ücretsiz. Özellikle bu dağlar Fransız alpinist dağcı askerlerinin tesisleri ve eğitim alanı.

Grenoble (22)

  • Musée Archéologique de Grenoble Place Saint Laurent meydanında. 1846 yılında açılmış. Çok eski ve önemli bir bölge. 3.000 adet obje var.
  • St. Roch Cemetery 1810 yılında açılmış mezarlık. 25,000 mezar var bunların 824 adedi çok özel.

Grenoble (12)

Diğer Önemli Müzeler

  • Saint Roch Cemetery
  • Palace of the Parliament of dauphiné,
  • Cathedral

Grenoble (28)

  • Little train of La Mure A Bu 18 tüneli geçen küçük bir tren gezisi ve manzara açısından muhteşem. Drac nehrini sürekli görüyorsunuz. Nisan 2013te hala açılmamış durumda imiş ancak sanırım yakın zamanda tekrar açılacak. Kapanmasının sebebi erozyon ve kayaların kayması.

Gezilecek Diğer Yerler

  • The cable car Tabiri caizse nam-ı diğer Teleferik. Çok keyifli bir yolculuk ile Bastille kalesine çıkıyorsunuz. Zamanımız olsaydı inişi yürüyerek yapacaktık. Kışın 3 hafta bakım için kapalı. Çıkış 5 dakika sürüyor. Fotoğraf çekmek için ideal. Yükseklik korkusu olanlar binmesin. Açık havada Mont Blanc görünüyor.

Grenoble (9)

Grenoble (23)

  • Yürüyüş ve tırmanış son derece popüler. Tabii ki dağ amratonları ve trail running’in de cenneti bir nevi. Bizim uğradığımız Chartrusse bölgesi benim nefesimi kesti ve ileride bir yarış için kesinlikle geleceğim. Yürüyüşe başlamak için ideal yerlerden biri ise Maison de la Montagne (3, rue Raoul Blanchard)

Grenoble (13)

  • Kayak sezonu açıldığında bu şehir kalkınıyor. 10. Kış Olimpiyatları 1968’de burada yapıldığına göre varın siz düşünün tesislerin yakınlığını ve etkinlikleri. En yakın kayak merkezleri araba ile 35 dk.

Grenoble (25)

  • Dağ Gölleri gene gezmek için ideal. Lacs Robert ve Lac Achard kesinlikle görülmeli. Chamrousse bölgesinde yürüyüş yaparken ulaşabilirsiniz.Gene Fransızların ünlü göl çevresinde bulunan Annecy şehrini kaçırmayın derim.

Grenoble (17)

  • Moucherotte dağı ise şehri görmek için muazzam.  Saint-Nizier-du-Moucherotte araba ya da otobüsle ulaşın. Tüm günü dağlarda geçirebilirsiniz.

Grenoble (21)

  • Şehirde gezmek için önerimiz ise Victor Hugo tramway istasyonundan yürüyüşe başlamak. Place Grenette meydanında bir çok dükkan bulunmakta. Tabii ki harika pastaneler ve yemekler de.

Restoranlar

Biz sadece bir gece yemek yedik. O da aşağıda yemek fotoğraflarını gördüğünüz Restoran Lyoainnes. Harika idi ve kesinlikle tavsiye ederim. Güler yüzlü ve geleneksel. Et yemekleri enfes idi. Kuzu ve Biftek burda başka güzel. Turistik bürolardan alacağınız üniversite öğrenciler tarafından hazırlanan restoran kitabı  Guide du Dahu çok güzel. Bu şehrin tüm retoran, bar ve kafelerini kapsıyor. Diğer önerilen restoranlar ise şu şekilde:

Grenoble (18)

 

  • Cadet Rousselle, 3, rue Millet. Krep için ideal.
  • Restaurant Kori Tika, 99, rue Saint Laurent . Güney Amerika Restoranı
  • Les Alpages, 5 rue de Strasbourg. Önemli bir peynir dükkanı.

Grenoble (29)

  • La Marie Morgane, 3 rue Frederic Taulier. Brittany bölgesinden tuzlu krepler.
  • La Fondue, 5 rue Brocherie. Batı İsviçre ve Doğu Fransanın meşhur peynir eritme fondü yemeği.

Grenoble (30)

Boulangeries and Patisseries ise pastanelere ve ev yemeği yapan yerlere verilen ad. Bu küçük pastaneler inanılmaz. Baget alıp içine peynir ekleseniz bile yeterli .Grenoble ve Lyon yemek konusunda Fransanın önemli şehirleri. Burada badem, ceviz ile yapılan tartlar inanılmaz önemli.

Bizim dağlık bölgesine çıktığımız Chartreuse bölgesi ise likörleri ile meşhur.

Grenoble (31)

  • Auberge Napoléon, 7 rue Montorge , Grenoble Tél.
  • Restaurant Les Terrasses, Place Déesse Hygie , Uriage-les-Bains
  • La Madelon, 55 Avenue Alsace-Lorraine.

Grenoble (32)

Barlar ve Diğer Bilgiler

Place Grenette ve Place Notre Dame meydanları arasında bir çok bar ve cafe var. Les Frères Berthom, iyi atmosfer ve biralara sahip. Couche TardBukana, ve London Pub öğrenci kaynıyor. Place Saint-André meydanında şehrin en eski kafesi var. La table ronde, 1739 yılından beri orda. Fransanın da en eski 2. kafesi. İlki ise Paristeki Le Procope.

Grenoble (26)

Villeneuve bölgesine gece kapkaç için dikkat edin. Metro’dan ya da tramvaydan bu duraklarda inmeyin La Bruyère, Arlequin, Grand’Place veVillage Olympique.

Grenoble (3)

Grenoble (6)
Grenoble (19)

Paylaş

Ryokan

Taksi şöforü nereye gideceğimizi soruyor… Hiiragiya Ryokan diyorum. Haftalardır bu anı bekliyorum. Japonya seyahatimiz belli olur olmaz ilk iş Kyoto’da konaklayacağımız Ryokanı ayarlamak oldu. Uzak olmasına rağmen senelerdir Japonya ve Ryokan hayalim vardı ve nihayet gerçekleşiyor.

Yazı: Sedef TOK – Fotoğraflar: Emre TOK

Ryokan (28)

Ryokan takıntımın kaynağını okuduğum kitaplara, karıştırdığım dergilere ve hepsinden önemlisi son senelerde merak duyduğum Japon kültürü ve sanatına borçluyum.

Ryokan (31)

Ryokanlar geleneksel Japon hanları. Japon misafirperverliğini ve ruhunu özenle koruyor ve hissettiriyorlar. Hiiragiya’da dahil olmak üzere genelde aile işletmeleri olarak geçiyor. Japon misafirperverliği kavramına göre, ortamın doğallığı, görüntüsü ve bunların harmonisi çok önemli.

tokyo

Ryokan (2)

Örnek vermek gerekirse oda ve Ryokan içinde bulunan çiçek aranjmanları mevsimleri sembolize ederken, girişe su serpme ve tütsü yakma ise geleneksel olarak arınma ve konukları selamlamayı simgeliyor.

Ryokan (8)

Ryokan çalışanlarının kimonaları bile mevsimleri sembolize ediyor. Bir başka deyişle Ryokanlar yemesi içmesi, oturup kalkılması, çay seremoniler ve hamamları ile gerçek, egzotik Japon kültürünü temsil ediyorlar. Nezaket ve misafir ağırlama bu kültürün en önemli parçası.

Ryokan (3)

Üzülerek belirtmeliyim ki 1.300 seneden bu yana süren bu gelenek, ülkemizde ve dünyada pek bilinmemekte ve Ryokanlar oteller ile karıştırılmakta. Umuyorum bu yazım ile bir parça da olsa bu şahane geleneği ve deneyimi sizlerle paylaşabilirim.

Ryokan (9)

Ryokanları 3 farklı kategoriye ayırmak mümkün. Heritage, yani tarihi ve kültürel mirası barındıran, geçmişte sanatçıların ve yazarların konaklayıp ilham aldıkları en okkalı Ryokanlar. Bizim seçimimiz Hiiragiya’da Heritage Ryokan olmasının yanında Kyoto bölgesinin en iyisi olarak adı geçiyordu.

Ryokan (11)

Traditional yani geleneksel yapıyı Japon tipi odaları ve Kaiseki mönüleri ile koruyan Ryokanlar Kyoto’da beş on tane kalmış durumda. Bazılarında batı tipi oda bulmak imkanı olabiliyor. Batı tipi derken, Japon yer yatağı ve mobilyaları haricinde gündelik hayatımızda alışık olduğumuz tipte mobilyalar yani contemporary, modern mimariye ve mobilyalara sahip olan Ryokanlar.

Ryokan (26)

Seçim sizin olmakla birlikte, biz tercihimizi Heritage olandan yana kullanıp, kendimize 200 sene öncesine götürmek istedik, zira odamızda ve Ryokan içerisinde bulunan mobilyalar, objeler antika aile yadigarı idi.

Ryokan (29)

Daha önce belirttiğim gibi otel ve Ryokan arasında en önemli fark, Ryokan da sunulan yemekler. Odaların antikalarla bezenmiş olması veya sıcak termal havuz keyfi yapmak tamamen, konukların yedikleri enfes Kaiseki mönülerinden sonra geliyor.

Ryokan (13)

Kaiseki nedir, neden bu kadar önemli ve Japonya’da adını sıkça duyuyorsunuz bir başka yazımda paylaşacağım. Ryokanın şefi günlük temin ettiği malzemelerle akşam yemeğini ve sabah kahvaltısını hazırlıyor. En önemlisi de, önceden herhangi bir alerjiniz var mı, neler yiyebiliyorsunuz soruyorlar.

Ryokan (14)

Ryokan (15)
Ryokan (17)

Bizim durumumuz da Emre Kaiseki mönüsü alırken, bana özel yemek hazırlanıyor. Her gün için farklı mönü çıktığını belirtmeliyim. Ryokanların bir diğer özellikleri ise Onsen, yani sıcak termal su ile alınan banyo, hamam keyfi, Japon kültürünün de vazgeçilmez parçası.

Ryokan (16)

Ryokan da bir gün nasıl geçer?

Öğlen 14.30 gibi varış, arzu edenler için ücretsiz tren istasyonunda karşılama. Varır varmaz kapıda ayakkabıları çıkartma ve size verilen terlikleri giyme. Bu noktadan itibaren başka bir dünyaya, deneyime bir kez daha yelken açtığınızı anlıyorsunuz.

Ryokan (20)

Resepsiyon ya da odanızda check in, ardından size kalıcağınız süre boyunca hizmetli tahsis ediyorlar. Sizin akşam yemeği, sabah kahvaltısı , yatağınızın yapılması ve kaldırılması, çay servisi ve hamamınızı hazırlamakta yardımcı oluyor. Miyugi bizim hizmetlimiz idi. İngilizcesi çok iyi idi. Çok iyi hizmet etti. Maalesef kesinlikle bahşiş almıyorlar. Ben de ev sahibesinin önünde kendisinin hizmetini överek onore etmeye çalıştım. En iyi yapacağınız veonu en mutlu edecek şey bu.

Ryokan (18)

Check in yaptıktan sonra akşam yemeği ve sabah kahvaltı saatlerinizi teyit etmeniz lazım, zira sunulan yemekler belirli ısılarda hazırlanıyor ve geç yemek yenmesi tavsiye edilmiyor.

Ryokan (12)

Odanıza çıktıktan sonra terliklerinizi girişte çıkarıyorsunuz, rahatlatıcı yeşil çay servisi yapılırken akşam yemeği servisi ve diğer gerekli bilgileri sizinle paylaşıyorlar. Dolabınızda Ryokan içerisinde dolaşırken giymeniz için Kimono tarzı son derece rahat kıyafetler bulunuyor.

Ryokan (4)

İlk işim üzerimi değiştirip iyice havaya girmek oluyor.  Bu koton Kimonolara yukata deniyor, Ryokana varmadan önce beden ölçülerinizi verirseniz size özel Yukata hazırlıyorlar. Biz elde olanlarla yetiniyoruz ve son derece memnun kalıyoruz.

Ryokan (10)

Saat 16.00 gibi sıcak termal suyu banyosu Onsen, zira önceden bildirip rezervasyon yaptırmanız gerekebiliyor, bunlar özel banyolar. Banyo öncesi bir kadeh viski alan Emre, bu tahta küvette yorgunluğunu atıyor.

Ryokan (19)

Ofuro, yani banyo. Odanızda günün yorgunluğunu sıcak bir banyo ile atmak isterseniz bunun da bir kaç kuralı var. Öncelikle ayrı banyo terlikleri de olduğunu belirtmem lazım. Banyoda küvete sabunlu bir şekilde hijyen açısından girilmiyor, sabunlanıp duşunuzu aldıktan sonra küvete girebiliyorsunuz. Anlayacağınız küvet keyif yeri fakat bizim alışık olduğumuz anlamda değil.

Ryokan (27)

Banyo sonrası akşam yemeğine kadar tavsiye edilen canınızın istedini yapmak, benim tavsiyem ise arada atıştırma yapılmaması zira akşam yemeği servisi oldukça doyurucu.

Ryokan (32)

Aksam 19.30 gibi akşam yemeği servisi, ben buna servisten çok seremoni demek istiyorum. Mevsimler ve değişimleri Japon kültürünün en vazgeçilmezi, çocuk yaştan itibaren bu şuur ve farkındalık içerisinde yetişiyorlar. Bunun yemeğe yansımaması kaçınılmaz oluyor.

Ryokan (7)

Yemek servisi Hiiragiya’da en nadide porselen, cam ve laklar içerisinde oluyor. Mevsime vurgu yapmak için kullanılan materyaller de olabiliyor. Örnek olarak bambu ve buz. Yemeklerin hangi sırayla nasıl yenmesi gerektiği en ufak ayrıntısına kadar seremoni sırasında anlatılıyor.

Ryokan (22)

Yemek sonrası odanızda dinlenip yeşil çay içebilir veya masaj yaptırabilirsiniz.  Akşam yatacağınız saati belirtmek zorundasınız, odanıza gelip yer yatağınızı hazırlıyorlar. Bu yatağa Futon deniyor. Yer yatağı fikri ilk başta cazip gelmese bile, itiraf etmeliyim inanılmaz derecede konforlu ve Japonlar işini gerçekten biliyor.

Ryokan (23)

Sabah kahvaltısı 8.30 gibi yapılıyor, öncesinde sıcak banyo veya yürüyüş iyi gelebilir diye düşünüyorum. Bu arada kahvaltı seçiminizi eğer Japon kahvaltısı almayacaksanız geceden size sunulan formlar üzerince seçenekleri işaretliyorsunuz. Kahvaltının da muhteşem porselenler eşliğinde sunulduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Ryokan (24)

Hiiragiya 200 senedir aynı ailenin işletmesinde olduğu için ev sahiplerinin büyükannesi ile de tanışma fırsatımız oldu. Japonlar dünyanın en nazik, saygılı ve yardımsever insanları. Bizi uğurlarken bile bütün ailenin kapının önüne çıkıp dakikalarca ayakta bekleyip, el sallamaları inanılmaz hoşumuza gidiyor ve mutlu ediyor.

Ryokan (1)

Bu güne bir çok güzel otelde kalmama rağmen, yaşadığım en özel deneyim Hiiragiya’da oldu. Aklım da kalbim de Japonya’da kaldı.

ryokan-son

tokyo

Paylaş

THY Business Class

Japonya yolculuğumuz uzun ve meşakatli bir yolculuk olacağından çok uzun zamandır planladığımız, ince eleyip sık dokuduğumuz bu uçuş için rahat etmek istedik. Daha önce kısa mesafeli iş seyahatlerinde deneme fırsatı bulduğum Business Class’ta uçmayı bu sefer Türk Hava Yollarının en uzun seferlerinden birinde deneme fırsatı bulduk. Sizlerle de paylaşmak istedik.

THY Business Class (32)

Business Class uçuş deneyimine aslında 1970’li yılların başında KLM başlamış. O zamanlar ismi Full Fare Facilities olan servisi hemen Air Canada, United Airlines gibi firmalar da hizmete sunmuşlar. 1993 yılının Ağustos ayında A-340-300 uçağı ile ilk First Class uygulamasını başlatan THY, günümüzde iç ve dış hatlarında tüm destinasyonlar için Business Class uygulaması sunmakta.

tokyo

Bizim Tokyo uçağımız Pazar günü akşam üstü olduğundan, trafik sorunu yaşamamak ve daha önce bu yazımızda belirttiğimiz Atatürk Havalimanı Dış Hatlar CIP Lounge’da vakit geçirmek için biraz erken havalimanına gittik. Online Check-in yapmış ama sınırlı koltuk bulunduğundan Sedef ile yanyana oturamamıştık. Bunu uçak içinde düzelteceğimiz belirtildi. Dış hatlar terminalindeki özel Business Class kapısından geçtik. Burada sıra neredeyse yoktu. Daha sonra kontuar ise bomboş idi.

Diğer yolculardan farklı olarak serbest bagaj hakkınız 20 kg değil 30 kg olarak uygulanmakta. (Parça sayısı uygulaması bulunan Atlantik aşırı uçuşlarda iki parça serbest bagaj hakkı veriliyor). Kabinde yanınızda bulundurabileceğiniz el bagajı sayısı da 2 ol adet. İngiltere çıkışlı uçuşlarda sadece 1 parça el bagajı taşınabiliyor.

Valizimizi verdik ve CIP Lounge’a giriş kartlarımızı aldık. Check-in bankosunda bagajlarımıza “öncelikli” “Priority” bantları yapıştırıldı. Bu sayede valizlerinizn erke çıkması sağlanıyor.

THY-CIP-LOUNGE-2011 (9)

CIP Lounge deneyimini bu yazımızda anlatmıyoruz çünkü diğer yazımızda çok ama çok detaylı şekilde anlattık. Bu sefer tek güzel fark masaj yapan personel idi. Kendisi bana ve Sedef’e uçuş öncesi rahatlatıcı bir baş, boyun ve sırt masajı yaptı. Uçağa gitmek istemedim diyebilirim.

THY-CIP-LOUNGE-2011

Kapımıza doğru ilerledik ve anons yapılınca Business Class yolcuları önceden koltuklarına davet ettiler.

THY Business Class (26)

Uçağımız Boeing 777 300 ER. Çok büyük bir uçak. Bizim uçtuğumuz toplam 3 sınıf içermekte. Business, Comfort ve Economy. Seat Guru’nun bu bağlantısından uçak koltuk düzeneğini inceleyebilirsiniz. Türk Hava Yollarında bu konfigürasyonda toplam 13 uçak var.

Ayrıca First Class’ı olan versiyonlardan da vardı ancak Japonya’ya bizim uçacağımız gün biz bu uçak ile uçtuk.

THY Business Class (1)

177 derece yatabilen 28 koltuktan oluşan bu kısma geçtik. Önce yerimize oturduk. Sedef bir önümde bir Japon beyefendinin yanına, ben ise tam arkasında bir Japon hanımefendinin yanına düştük. Kendisinden rica ettim ve Sedefi yanıma aldım. Japonların nezaket kavramı ve saygı çerçevesini bir çok yazımızda okuyacaksınız…

Business Class yolcularına THY, koltuklarına yerleşir yerleşmez, sıcak havlu servisi yapıyor. Hem bir rahatlama, hem de ferahlama sunuyor. Havlu servisi, uçuş sırasında yemeklerden önce ve sonra da tekrarlamakta.

THY Business Class (10)

Öncelikle ayrımcılık olarak belirtmek istemiyorum ama Business Class’taki servis kalitesi çok farklı. Adeta yolcuları için pervane olan bir kabin ekibi var. İki Koridordan oluşan uçakta her koridor sanırım nöbetleşe iki kişiden oluşuyor. Uçakta ayrıca bir aşçının da bulunduğunu belirtmek isterim ki daha sonra bu konuya geleceğim. Oturur oturmaz battaniyeniz, istediğiniz sayıda bel ve boynunuz için yastık ve küçük faydalı bir tuvalet kiti veriliyor.

THY Business Class (3)

Bu kitin içinde çorap, gözlük, el kremi gibi ürünler içeren bu çanta harika. Giderken Porche Design bir çanta dönerken ise daha farklı bir tasarım aldık. İçindekiler aynı idi. Yolculuk sırasında özellikle uçuş çorabı ve terlikle uçakta dolaşmak çok rahatlatıcı. Uzun yolculuklarda kan pıhtılaşmasını engellemek için rahat kıyafetler giymenizi öneriyoruz. Biz eşoftman ile yolculuk yaptık. Terleme ve rahat olmadığından dolayı kumaş pantalon ve kot pantalonu önermiyorum. Zaten takım elbisenizi değiştirip bunu kabin ekibi elbisenizi özel dolaba yerleştirebiliyor. Bu şekilde toplantılarınıza gidiyorsanuz ütü sorunu da yaşamıyorsunuz.

THY Business Class (4)

Daha sonra yolcularına “hoş geldiniz içeceği”olarak yüksek kalitede şampanya ve taze portakal suyu sunuluyor. Biz uçuşun uzun olacağından su ile başlamayı tercih ediyoruz.  Arkasından çeşitli gazete ve dergiler daha uçuş başlamadan size sunuluyor.

THY Business Class (2)

Yerli yabancı gazeteler ve özellikle Japonya uçuşu için Japonca dergi ve gazetelerde bulunmakta. 28 koltuğun tamamı dolu. Bunlardan sadece 6 tane yolcu Türk, geri kalan tüm Business Class ise bizim uçuşumuzda Japon yolculardan oluşmaktaydı.Havalandıktan sonra Boğaz Köprüsü manzarasını izlemek çok keyifli idi.

THY Business Class (9)

THY Business Class (8)

Ayrıca küçük kutularda harika Godiva çikolata ikramını belirtmeyi unutmayayım.

THY Business Class (7)

Yemek Servisi

Özel tasarımlı mönüler dağıtıldıktan sonra yolculara arzu ettikleri aperatif içecekler servis edilir. Ben burada dayanamayıp bir kadeh beyaz şarap aldım, yanında kuruyemiş ılık olarak servis edildi.

THY Business Class (12)

Yemek listelerinizin adınıza olması muhteşem. Sayın Tok şeklinde önceden kişiselleştirilmiş yemek listesi gerçekten özel hissetmenizi sağlıyor.

THY Business Class (11)

Kalkıştan hemen sonra aparetif ufak atıştırmalıklar geliyor ve yemek servisi başlıyor. Yemek servisinin özellikleri ve sunum şekli seferin gündüz veya gece olmasına göre değişiyor. Biz dönerken Japonya’dan sabah geldik. Bu sefer kahvaltı ile başladık ve akşam yemeği ile bitirdik.  Giderken ise akşam yemeği sonrası uçak karartıldı ve sabaha kadar özel kanape talepleri dışında genelde herkes istirahate çekildi.

THY Business Class (14)

Akşam yemeği için masanıza çok güzel bir masa örtüsü geliyor. Kağıt değil, gerçekten kaliteli kalın bir kumaştan. Daha sonra çatallar ve bıçaklar, zeytinyağınız, tereyağınız, ekmeğiniz ve tuzluk biberlik servisinize ekleniyor. Yemekten hemen önce ise yemek servisi başladığında ortaya yayılan kokuların sizi daha fazla acıktırmaması için ise küçük atıştırmalıklar sunuluyor.

THY Business Class (13)

tokyo

THY Business Class (15)
Gündüz yapılan seferlerde başlangıç olarak Türk ve dünya mutfağından meze ve ordövr seçenekleri sunulur. Bu seferde de önce bir meze tepsisi ile geliyor kabin memuresi. Burada 6-7 değişik meze var. Ben bunlardan oluşan bir meze tabağı alıyorum. Tabağınıza istediğiniz kadar servis ediliyor ve koridorda hazırlanıyor.

THY Business Class (17)

Daha sonra et, balık ve tavuk içeren listeden ben Londra’dan sonra hem özlediğimden hem de denemek istediğimden kebap ve pirzola söyledim. Nefis pişirilmişti. Nasıl pişirilmesi gerektiği de pirzola için sorulmuştu.

THY Business Class (18)

Daha sonra tatlı servisi başladı. Gene Türk ve yabancı tatlılardan oluşan bir tepsi ile servis yapıldı. Ben özlediğimden Türk tatlılarına daha çok ağırlık verdim. Hepsi nefis ve taze. Daha sonra arzu ederseniz taze demleme çay ve Türk kahvesi alabilirsiniz.

THY Business Class (19)

THY Business Class (20)

Sabah kahvaltısı talebiniz ise geceden alınıyor. Yumurtanızın nasıl pişeceği, hangi peyniri istediğiniz, içecek talebinize özel sizin kahvaltınız hazırlanıyor ve istediğiniz saatte sunuluyor.

THY Business Class (21)

Hava Japonya’ya gelirken harika. Bulutların üzerinde bu şekilde kahvaltı etmek çok keyifli. Yumurtamı poşe olarak istiyorum. Enfes yapılmış.

THY Business Class (24)

THY Business Class (22)

Eşim Sedef ise benden farklı bir kahvaltı istiyor. Onun yediklerini de fotoğraflıyorum. Gece yolcuları rahatsız etmemek adına flaş kullanmamıştım. Sabah ise camdan vuran güneş ışığı ile biraz daha net fotoğraf alabiliyorum.

THY Business Class (23)

Dönüş yolculuğunda ise gene verilen hizmeti fotoğraflıyorum. Aparetifler ve yemekler bu sefer daha çok deniz ürünü ağırlıklı. Dönüş yolculuğunda 1A koltuğunda oturuyorum. Burası prestijli yolcular için önemli bir numara. Bu seferlik buraya oturmak da çok keyifli.

THY Business Class (27)

THY Business Class (28)

THY Business Class (29)

THY Business Class (30)

Yemeklerinizden sonra peynir tabağı ve en az 4 değişik şarap seçmeniz mümkün. İçki seçeneklerinde ise Konyak ve değişik Viskileri tadabilirsiniz.

Kabin İçi Eğlence sistemi

Business Class için en keyifli özelliklerinden biri bu. Uyku uyumanız aslında mümkün değil. Harika filmler ve belgeseller var. Özellikle her ülke için THY’nin hazırlattığı belgeseller nefis. Kalem ve kağıdınızı alın, gideceğiniz destinasyonda nereleri görmeniz lazım not alın.

THY Business Class (16)

Bu ekranlarda Planet dijital sistemi kullanılmakta.Bu sistemde sunulan programlar arasında,uçak tipine göre koltuklarına yerleştirilmiş olan kumanda yardımıyla ya da ekranlarına dokunarak seçim yapabiliyorsunuz. Hatta uçak burnu ve arkasını gösteren kameralar ile inişi izlemek son derece keyifli.

THY Business Class (31)

“Eğlence”,“İletişim” ve “Bilgi” olmak üzere üç bölümden oluşan Planet dijital sistemde bulunan özelliklerin bazılarını şunlar:

  • Klasik, vizyon, uluslararası, çocuk vb.filmlerden oluşan pek çok film.
  • Dizi, belgesel, spor, seyahat, yemek, moda, teknoloji ve çizgi filmler.
  • Birçok farklı tarzdan oluşan bir albüm kanalı, radyo kanalları.
  • Oyun kanalı ve çocuk kanalı.
  • Sesli kitap kanalı.
  • Ekonomi, magazin, finans, hava durumu vb.içeriği barından haber kanalı.
  • Kısa mesaj veya e-posta gönderebilme ve karşı taraftan cevap alabilme imkanı.
  • Uçağın iniş kalkışını izleme imkanı.

THY Business Class (34)

THY’nin 2 saati aşan tüm uçuşlarında film ve kısa program gösterimi yapılmakta. Uçak tipine bağlı olarak müzik yayını da bulunuyor.

Koltuklar

Yolculuğun en muhteşem noktalarından biri. Nerdeyse 180 derece yatan koltuklar son derece rahat. Battaniyeler ve yastıklar ile çok rahat bir positiona getiriliyor. Tek önerim TV kumandasının olduğu yere kişisel eşyalarınızı koymayın. Koltuğu yatırmaya başladığınızda bir boşluk oluşuyor. Ben kişisel MP3 çalarımı iki defa koltuk arkasına düşürdüm ve müfettiş Clouseau kıvamında gece telefonumun ışığı ile buldum. 🙂

Koltukların özellikleri ise şu şekilde:

  • Tam yatar pozisyona getirilebilmekte ve uçta bulunan puf kısmıyla birlikte 75 inç (188 cm)uzunluğunda bir yatak olabilmektedir.
  • Koltukla ilgili bütün kontroller dirsekliğin ön ucunda bulunan ana kontrol ünitesinden yapılabilmektedir.
  • Koltuklarda kişiye özel okuma ışığı ve dirseklik altında bir aydınlatma bulunmaktadır.

  • Elektrikli masaj mekanizması bulunmaktadır.
  • Laptop ve benzer cihazlar için kesintisiz güç sağlanabilmektedir.
  • Ayarlanabilir ve dönebilir özellikte yemek masası mevcuttur.
  • Merkez konsol üzerinde bulunan dirseklik, yükselerek perde işlevi görebilmektedir.Bu pozisyondayken kullanılabilecek bir okuma ışığı da vardır


THY Business Class (6)

Uçuşunuz sonrasında Pasaport kontrolüne giderken Fast -Track yani hızlı çıkış kartınız Türk havalimanları ve bazı yurtdışı uçuşlar için veriliyor. THY’nin ayrıca yeni başlattığı gelen yolcu CIP salonu ise Türkiye’de bir ilk.

Yurtdışından gelerek İstanbul’a inen Business Class ve Elite Plus yolcularına özel “İstanbul Lounge Arrival” hizmeti Atatürk Havalimanı dış hatlar geliş katında bulunuyor. Atatürk Havalimanı dış hatlar geliş katında bulunan Lounge’ı THY ‘nin uzun uçuşlardan gelen yolcularının kullanması amaçlanırken, Lounge’ın içinde duş, dinlenme salonu, ütü odası, açık büfe yiyecek bölümü bulunuyor. Buranın amacı bir soluklanmak ve yemek yemek ama asıl iş adamları için uzun bir uçuştan sonra duşunu alıp elbisesini değişmesi otele gitme ihtiyacı duymadan ütüsünü de yaptırabilmesi ve bussines yolcunun adeta uçmamış buradan işini halledebilirler.

İnsanın kendi ulusal havayolu’nun bu kalitede hizmet vermesi son derece güzel. İmkanımız tekrar olursa, uzun yolculuklarımızda THY Business Class’ı tercih etmeyi tekrar istiyoruz.

THY Business Class (33)

 

tokyo

Paylaş

Cambridge

Cambridge bir Üniversite şehri. Biz ikişer hafta ara ile hem Oxford hem de burayı ziyaret ettik. Sedef Oxford’u ben ise burayı daha çok beğendik. Açık yeşik alanları bol olan bu şehrin merkezi ise tarihi ve küçük. Bir çok bina okullara kolej olarak ayılmış. İçinden geçen nehir ise burayı muhteşem bir yer haline getirmiş.

Cambridge (19)

Cambridge bir çok muhteşem manzarayı da beraberinde getiriyor. King’s College şapelinin manzarası nehirden inanılmaz. Ayrıca şehre bisikleti ile giden öğrenciler, nehirde yazın sandallarla tembellik yapıp gezmek ve Gotik mimari bunlardan sadece bazıları.

Cambridge (3)

Cambridge  Üniversitesi 13. Yy’da Oxford’dan ayrılan mezunlar tarafından kurulmuş. Daha çok teknoloji ve fen bilimlerine ağırlık verilmiş. Daha sessiz olan bu şehrin çalışmaya daha elverişli olması burayı bir öğrenci cenneti haline getirmiş.

Cambridge (33)

Cambridge Universitesinden mezun olanlar arasında ünlü matematikçi Sir Isaac Newton, filozof Bertrand Russell ve Ludwig Wittgenstein, yazarlar John Milton ve Lord Byron gelmekte. Dünyada en çok Nobel alan üniversite de Cambridge. Trinity Kolejinin Nobel ödülü sayısı Fransa’daki ödüllerden fazla.

Cambridge (42)

Cambrigde etrafında bir çok tarihi kasaba da var. Ely, Petersborough ve Grantchester bunlardan bazıları. Her sene 3.5 Milyon kişi burayı ziyaret ediyor. Yürüyüş yapmak için ideal. Amerika’nın önde gelen dergilerinden Forbes 2009 yılında Cambridge’i dünyanın en güzel şehirlerinden biri seçmişti.

Cambridge (40)

Londra’nın 50 mil kuzeyinde olan bu şekhre trenle (King’s Cross ve Liverpool Street istasyonlarından) gelmek 45 dakika. Şehrin tren istasyonu ise merkezin 1.2mil güneyinde. Cambridge’in kendine ait havalimanı var ancak sadece Fransa,Italya ve Jersey’e uçuşlar bulunuyor.

Cambridge (36)

Şehrin en önemli ulaşımı bisiklet. Burada kaldırımda bisiklete binmek yasak. Yolda binmeniz gerekli.

Cambridge (7)

Şehirde park olanağı kısıtlı. Yürüyerek gezmenizi öneririz.

Cambridge (37)

Şehre Londra’dan otobüsle de gelebilirsiniz. Şehirde gezerken bisiklet kiralamanız ya da iki katlı tur otobüslerini kullanmanız mümkün. Taxi’ye ihtiyaç duyarsanız. Panter Taxi telefonu 01223 715715. Camtax : 01223 313131. Camcab ise 24 saat çalışıyor: 01223 704704.

Cambridge (18)

Cambridge Üniversitesi birden fazla bağımsız ve yarı–bağımlı kolejden oluşan bir system. Oxford’da bu şekilde kurulmuş. Şehrin 3 Mil çapında yayılmış durumda olan bu kolej binaları muhteşem ve gezmeye doyulmuyor. Bazı okullara girmek ücretli. Sınav zamanı gezmek yasak. Mayıs sonu ve Haziran ilk haftası buraya gitmek yanlış zaman.

Cambridge (39)

Gezerken lütfen derslere ve ögrencilere saygılı olunuz. Sessizlik önemli. Yurtlarda siz gezerken bir dersten bile kalındığından okuldan atılabilen sert bir eğitim sistemine sahip bu okullardaki öğrencileri düşünerek gezmenizi öneririm. Öncelikle burası bir üniversite, turistik bir mekan değil. Yurtlarda kimlerin kaldığı yurt kapılarında yazılı.

Cambridge (12)

Cambridge (9)

Kolej Binaları

  • King’s College ve Şapeli –  King’s Parade Caddesinde Şapele giriş 7 GBP.

Cambridge (15)

  • Queens’ College – Silver Street ve Queens’ Lane İki Kraliçe Margaret ve Elizabeth Woodville tarafından kurulmuş. İki bina meşhur Matematik köprüsü ile bağlı. Bu köprünün Isaac Newton tarafından kesinlikle vida, ve demir bağlantı kullanılmadan yapıldığı yönünde. Ama bu yanlış bilgi. Köprü Newton ölümünden 22 yıl sonra yapılmış. Eski koridor ve girişini görmeniz lazım. 1.3 GBP vermek kaydı ile. Ekim ve Mart arası gezmek bedava.

Cambridge (25)

  • Trinity College – Çok büyük bir bahçesi var. Kütüphanesi Sir Christopher Wren tarafından yapılmış. Isaac Newton’un bir çok koleksiyonu ve eski İnciller burada. Kolej kapalı olsa bile kütüphane gezilebilir.

Cambridge (22)

  • St Johns College- Eski hastane. 13. Yy ‘da inşa edilmiş. 1511’de kolej haline gelmiş. En eski akademik bina bu. Ahlar Köprüsü burada bulunuyor.

Cambridge (6)

  • Pembroke College – En eski 3. Kolej. 1347’de kurulmuş. Pembroke Kontesi Marie de St Paul tarafından kurulmuş. Bahçeleri kaçırılmayacak kadar güzel.

Cambridge (45)

  • Clare College – En eski ikinci kolej. En eski köprüye ve harika bahçelere sahip.

Cambridge (30)

  • Saint Catharine’s College – 1473’de Robert Wodelarke tarafından kurulmuş. 17.yy’da inşaatı genişlemiş. Şapel 1704’te bitirilmiş. King’s College’in hemen yanında bulunuyor.

Cambridge (28)

  • Homerton College – En yenilerden biri. Hill Road üzerinde. Şehirden 15 dakika yürüme mesafesinde. Gezmesi  bedava.

Cambridge (14)

  • Corpus Christi College – Cambridge yerlileri tarafından kurulmuş. Aslında eski şehir binası üzerine inşa edilmiş. En eski binalardan ve meydanlardan biri. 1350 yılına kadar giden bir geçmişi var.

Cambridge (10)

Cambridge Mimarisi Hakkında

Cambridge mimarisi ve binalarının korunması ile ünlü olmuş bir yer. Bir çok mimari stili bir araya toplaması belki de en önemli özelliği. Bazen modern, gotik, bazense İngiliz mimarisi ağırlıklı. Her zaman bahçeleri ve bahçelerinin peyzajı da bu güzellikte en büyük etkenlerden biri.

Cambridge (35)

Üniversite kütüphanesi en önemli örneklerden biri. Londra’daki Tate Modern müzesi binası olan Bankside Güç Santralini de tasarlayan kişi olan Sir Giles Gilbert Scott imzasını taşıyor. Bunun dışında mimari anlamda en önemli eserlerden diğer ise Roberson Koleji. Yeni ve 1980 yılında yapılmasına karşılık çok etkileyici.

Cambridge (29)

Homerton Koleji ise yeni Georgian stili ve gotik Victoria girişini bir arada tutan bir yapı.

St John’s ve Magdalene kolejleri’de gene Ahlar köprüsü gibi bir güzelliğie sahip. Bu 16.yy mimarisinin tüm öğelerini barındırıyor diyebiliriz. Pythagoras Okulu gene 13.yy mimarisi için nefis bir örnek.

Cambridge (41)

Magdalene Koleji ise Cripss binasının arkasından girilerek ulaşılabiliyor. Buranın içinde aynı zamanda Lutyens binası bulunmakta. Sir Edwin Lutyens tarafından tasarlanan bu binayı da görmenizi öneririm.

Cambridge (31)
Cambridge (4)

Pepys binası ise sonradan Pepys Kütüphanesine dönüşmüş. Simetrik dış cephesi arka planı ile bambaşka özelliklere sahip. Magdelene binası gözünüze çirkin gelebilir ancak 1990 yılında yapılan yeni mimari ile nasıl enteresan bir harmonide harmanlandığına tanıklık etmeniz gerek.

Cambridge (32)

Parklar ve Bahçeler

  • The Backs – Kolejlerin arkasında kalıyor. Onun için ismi Backs. Yani arkalar… Clare, Trinity ve St John’s College arkası gezmek için mükemmel…
  • Botanik Bahçesi  Garden-1846’dan beri açık. Giriş 2.5 GBP. Kışın Kasım-Şubat arası hafta içi ücretsiz.
  • Jesus Green. Yenilenmeyi bekliyor. Eski tren istasyonunun orada.

Cambridge (17)

  • Parker’s Piece. Park Terrace, Regent Terrace, Parkside ve Gonville Place bahçelerine komşu büyük açık alan.
  • Christ’s Pieces. Şehrin merkezinde otobüs durağının yanında. Viktorya tarzı.

Cambridge (11)

Müze ve Galeriler

  • The Fitzwilliam Museum – Trumpington Street üzerinde . Her sene 300bin kişi ağırlıyor. 1816’da açılmış. Antika, Uygulamalı sanatlar, Kitaplar, Resimler ve Çizimler isimli 5 ana bölümü var. Titian, Rubens, Van Dyck, Canaletto, Hogarth, Gainsborough, Constable, Monet, Degas, Renoir, Cézanne ve Picasso var desek yeterli olur sanırım.
  • Kettle’s Yard – Castle Street üzerinde.

Cambridge (5)

  • The Sedgwick Museum of Earth Sciences – Downing Street üzerinde. Üniversitenin en güzel eserleri burada. 1 Milyondan fazla fosil var. Bazıları 3000 Milyon yıl geriye gidiyor. Charles Darwin’in taş koleksiyonu da burada. Gezmek bedava.

Cambridge (8)

  • The University Museum of Zoology –  The Whipple Museum of the History of Science, Museum of Archaeology and Anthropology, Museum of Classical Archaeology, The Folk Museum, The Polar Museum ve Üniversite kütüphanesi gezilmesi gereken diğer yerler.

Cambridge (21)

Kliseler

Her Kolejin binasında bir şapel ve Klise var diyebiliriz. Buraları gezmeden dönmemenizi öneriyoruz.

  • Great St Mary’s – hergün açık ve ücretsiz. 15.yy’dan kalma bu klise İngiliz dikey mimarisinin güzel örneği. Kulesine çıkmak için 2.5 GBP vermeniz gerek.
  • St. Benet’s – 11.’yy klisesi. Klise çanlarına ilgilisi olanlar için ayrı öneme sahip.

Cambridge (24)

  • All Saints, Jesus Lane -19.’yy Klisesi. İbadete kapalı ama müze olarak gezilebiliyor.

Cambridge (20)

Diğer Gezilecek Önemli Yerler

  • İkinci Dünya Savaşı Amerikan Mezarlığı ve Anıtı – Burada 3,812 Amerikan askeri yatıyor. İkinci dünya savaşında ölenlerin anısına yapılmış.
  • Duxford Kraliyet Savaş Müzesi – Hava müzesi olan kullanılıyor. Eski Concorde da burada görülebilir. 7 Numaralı otobüs direk gidiyor. Biraz şehir dışında.

Cambridge (13)

  • Punting. Sabah 9’dan güneş batana kadar nehirde yolculuk.  Bu ince uzun bir sal ve bir kişi idare ediyor. Kişi başı 10 Pound.

Cambridge (34)

  • Kürek. Cambridge ve Oxford yarışlarını bilmeyen yoktur sanırım. Kürek burada önemli bir spor. Haziran aylarında çeşitli klüpler birbirleri ile yarışıyor. Temmuz 4. Haftada ise büyük yarışlar düzenleniyor.

Cambridge (16)

  • MP3 ile şehirde yürüyüş turu – Harika bir fikir. £5’ a 60 dakikalık iki tane MP3 alıyorsunuz ve şehri dinleyerek geziyorsunuz. Turist bürosundan sorunuz.

cambridge 47

Etkinlikler

Cambridge Yaz Müzik Festivali , Yaz Fuarı (Haziran), Çilek Festivali (Haziran), Film Festivali (Eylül), Fen Festivali (Temmuz), Halk Festivali (Temmuz), Shakespeare Festivali (Temmuz-Ağustos) ve Fikirler Festivali (Ekim-Kasım) arasında düzenleniyor.

Cambridge (44)
Cambridge (1)

Cambridge yazımızı beğendiyseniz, Oxford yazımıza göz atmak için lütfen tıklayınız.

Paylaş