Bologna

Emilia Romagna’nın başkenti Bologna saklı kalmış bir mücevher. Mücevher diyorum, zira bizim ülkemizde halen daha çok fazla bilinmiyor.Yeme içme, Bolonez soslu makarnaları Avrupa’nın en eski üniversitesi akla ilk gelenler arasında olsa da, Bologna’nın tarihi yapıları, jazz festivali,müzeleri ve şehri sarıp sarmalayan portikoları görülmeye değer.

bologna (3)

Şehrin ana ve en büyük meydanı olan Piazza Maggiore, Bologna’nın sembolü olan Neptün çeşmesi,üniversite bölgesi ve Via Rizzoli görülmesi gereken yerler arasında. Gelelim meşhur kulelere, Asinelli ve Garisenda. Bunlar 12.yy da yapılmış ve şehrin sembolü olmuş durumdalar. Modern zamanlarda bilim insanları deneyler için kullanmış bu kuleleri. Orta çağlarda ise güç sembolü olarak görülüyormuş. Bolognayı diğer İtalyan şehirlerinden ayıran en önemli özellik ya da mimarı fark diyelim, toplamı ortalama 40 km yi bulan bulan portikolar. İtalya Turları sizin için araştırmak için önemli bir referans noktası olmalı.

bologna (2)

Binalar sağlı,sollu kemerlerle kaplı ve bu kemerlerin altında dükkanlar,kafeler ve restoranlar bulunuyor. Bu yürüyüş yollarına, geçitlere portiko deniyor, yani siz Bologna’da yağmurlu bir günde yürürken şemsiyeye hiç ihtiyaç duymuyorsunuz. Eskiden portikoların altından atlı arabalar rahatça geçebiliyormuş. Strada Maggiore’de orijinal tahta portikoları görebilirsiniz,bunlar freskler ve aile armalarıyla kaplılar. Zaman içinde tahta olan portikolar taşa dönüştürülmüş.

bologna (10)

Bologna’nın üç takma isminin olduğunu biliyor muydunuz?

  • Bilge; zira Avrupa’nın en eski üniversitesi burada kurulmuş.
  • Kırmızı; yapılar kırmızı ve tonlarına bürünmüş durumda ayrıca tarihte sosyalist geçmişi ve manifestolarıyla akla geliyor.
  • Şişman; tabii ki Bologna mutfağı şehrin turizminde en önemli etkenlerden bir tanesi ve gerçekten muhteşem yemekler yiyebiliyorsunuz

bologna (14)

Bir diğer özelliği ise Bologna’nın müzik şehri olması… Harika bir müzik müzesi bulunuyor. Olağanüstü klasik müzik konserleri yakalama şansınız var. Caz severler için ise bulunmaz nimet bir yer. Her sene Kasım ayında Caz festivali ayrıca yılın çeşitli zamanlarında ünlü sanatçıları ağırlıyor.

bologna (11)

Görülmesi gereken anatomi anfi tiyatrosu bulunuyor. 17 yy da tıp öğrencileri burada otopsi yapıp,insan anatomisi öğreniyorlarmış.Ben gezerken çok etkilendim diyebilirim. Anfi tiyatronun oturma yerleri son derece rahatsız nedeni ise öğrenciler ders yaparken uyuya kalmalarını önlemekmiş. Bologna’da gezerken bir çok ücretsiz galeri ve müze görebilirsiniz.

bologna (6)

bologna (8)

Ben ilgi alanıma girenleri gezmeyi tercih edenlerdenim zira vakit benim için çok önemli. Müzik müzesi, Giorgio Morandi müzesi,Ulusal Resim müzesi ve modern sanat galerisi bunlardan bazıları.

bologna (13)

Parkları ve bahçeleri oldum olası çok severim ve gezdiğim şehirlerde kaçırmamaya çalışırım. Margherita bahçeleri ve Orto botanik bahçelerini gezme fırsatım oldu. Bologna’da bir çok kilise bulunuyor bunlardan en önemlisi San Petronio ise, Maggiore meydanında.

bologna (4)

Yine bu meydanda bulunan Salaborsa kütüphanesi görülmeye değer zira burası belediye tarafından işletiliyor ve hafta sonları aileler çocuklarını alıp burada vakit geçirip, aktivitelere katılıyorlar. Yapının altında arkeolojik kalıntılar bulunuyor,yerler cam panellerle kaplı siz gezerken kalıntıları da inceleyebiliyorsunuz.

bologna (7)
Buraları gezerken insan kendine sormadan edemiyor acaba bir gün benim ülkemde de bunlar hiç bir çıkar gözetmeksizin olur mu… Ben gezdiğim şehirlerde kaybolmayı severim. Kayboldukça daha çok görür öğrenirim. Bologna’da da aynı şeyi yaptım hatta daha da ileri gidip kapısını açık gördüğüm binaların içine daldım.

bologna (12)

Huyum kurusun meraklıyım ne yapabilirim. İyi ki de yapmışım, harika avlulu yerler gezdim,içlerine girip yüksek merdivenlerini tırmandım. Bu binaların çoğu 19.yy dan kalma aralarında 18.yy da görebiliyorsunuz. Zamanın aristokrat,elitleri maddi olarak dara düşünce bu binaları iş yerlerine kiralamış veya satmışlar.  Sohbet ettiğim Bologna’lılar halen daha zenginlerin bu evlerde yaşamakta olduğunu söyledi.

bologna (9)

Sıra geldi yeme içmeye. Benim en sevdiğim restoran Drogheria della Rosa oldu. Eski bir eczaneden dönme küçük bir restoran,tamamen lokallerin buluşma yeri diyebilirim.Muhteşem lazanya ve tagliatelle alla Bolognese yapıyor. Tatil süresince burada iki kez yemek yedik.

bologna (1)

Diğer önerebileceğim yerler Al Pappagallo, All’Osteria Bottega,Diana ve hem yemek hem Caz severler için Cantina Bentivoglio. Bunun haricinde benim gibi hamur işi sever biri iseniz mutlaka ve mutlaka Paolo Atti/Figli isimli dükkana gitmenizde fayda var.  1880 den beri ayakta duran dükkanda dünyanın en lezzetli makarna ve çeşitlerini satın alabilirsiniz. Bir sonraki durak Mart ayında Roma. Roma Turları‘nı inceleyiniz.

Tor Des Geants

Tor des Géants® dünyanın en zor ultra dağ maratonlarından biri. İtalya’da yedi gün süren bu kendine yeterliliğin sonucu 330km ve 24.000m pozitif tırmanış ve bir o kadar da iniş içeren zorlu bir yolculuk. Sizlere aşağıdaki yazımda bu yarışı tanıtmak ve basın merkezinden elde ettiğim güzel fotoğrafları paylaşmak isterim.

The Tor des Géants® is one of the world’s most challenging endurance trails (in terms of altitude difference and length). It takes place in the heart of the Italian Alps, in a single stage that runs right through Valle d’Aosta.

Aosta vadisinde gerçekleşen bu yarış 1,200 gönüllü tarafından ve organizayson yöneticileri tarafından organize ediliyor. İki büyük doğal parkın içinden geçen yarış, Mont Blanc, Gran Paradiso, Monte Rosa ve Matterhorn gibi 4.000 metreden yüksek beş ‘dev’ dağ kütlesini tavaf ederek geçiliyor.

The runners, the organisers and the 1,200 volunteers are gearing up for this great adventure along the Alte Vie routes in Valle d’Aosta, a race that runs through 2 natural parks (the Gran Paradiso National Park and the Mont Avic Regional Park) and a nature reserve (Mont Mars). The route winds its way around the foot of Mont Blanc (4,810 m), the Rutor (3,486 m), the Gran Paradiso (4,061 m), Monte Rosa (4,634 m) and the Matterhorn (4,478 m): the 5 giants of the Alps.

2012 yılındaki versiyonunda 22 değişik ülkeden 500’e yakın koşucu start alıyor. 25 dağın geçilmesi 150 saat ile sınırlı.

The 500 runners signed up in 2012 (from 22 different countries) are raring to go, and can’t wait to set out on this extraordinary adventure, limited to just 500 entrants. Ahead of them lie 330 km of superlative landscapes, with 25 mountain passes of over 2,000 m, an altitude difference of 24,000 m and a time limit of 150 hours. 

Normalde yarış Eylül’ün ilk haftası gerçekleşiyor. Pazar start alan yarış bir sonraki Cumartesi başladığı noktada Courmayeur’da sona eriyor. soğuk, dağ geçişi, taşlık zeminde iniş çıkışlar ile zorluk derecesi en üst seviyede olan Tor des Geants epik olmayı bu şekilde hakediyor.

Over  six days and six nights, trailers will be running, marching and running once more, with the sole aim of completing this great race around Valle d’Aosta within the deadline set. Along the way, they’re sure to encounter cold weather (since they’ll have to cross two passes at over 3,000 m), warm September temperatures – as well as perhaps fog, wind and rain, who knows?

Özellikle görülen manzalar, güneş doğu ve batışları, uçsuz bucaksız alanlarda koşan atlar, otlayan inekler ile tamamen kendinizi doğada hissedeceğiniz bu yarışı genelde ilk bitiren erkek yarışmacılar 75-80 saat arasında finiş alanına geliyor.

All the runners are aware of what lies ahead: hard, gruelling conditions, joy, pain, encounters and exchanges, breathtaking scenery. This is what ultra-trails are all about. Every entrant is well equipped and raring to go, ready to set out on a journey that won’t be easy, but is sure to be a marvellous experience.

The first runner is expected to cross the finishing line in the centre of Courmayeur about 80 hours after the start of the race. Ulrich Gross (ITA), the 2010 winner with a time of 80:27:00 hours, is one of this year’s favourites, along with his sister Anne-Marie Gross, who finished last year in 91:19:00 hours… 

Her yarışmacı bileklerinden zaman çipleri ile 10kmlik istasyonlarda kontrol ediliyorlar. Yanlarında ise ultra maratonların klasikleşen standart ve zorunlu malzemelerini taşımak zorundalar.

Each racer has an electronic chip to wear on the wrist. With control points every 5-10km, the racers’ conditions are constantly monitored. The main Control Point is in Aosta, in the very heart of the valley. The safety of the racers also depends on the equipment that they should carry with them.

Bu yarış hakkında bilgi almank isterseniz : www.tordesgeants.it

İtalya – Siena

Ortaçağın tüccar,tekstil şehiri olan Siena gotik mimarisiyle karşımıza çıkıyor. Burada aynı zamanda güzel sanatların kolun olan resim okulu var. Siena sanatından biraz bahsetmek gerekirse, kısa bir zaman Floransa kadar önemliydi.Fakat rönesanas ta büyük rol oynamadı(sanat açısından).

Siena which was the city of merchants and fabric in Middle Ages comes our way with its gothic architecture. The school of painting which is a subsection of fine arts is also here. To speak of the art of Siena, it can be said that it was important as much as Florence for a short time. But it didn’t play an important role in Renaissance (in terms of art).

Siena çok güzel bir şehir. Avrupanın en büyük meydanlarından biri burada. 13. yy sonlarına doğru gotik sanat eğilimi başladı, daha önceleri bizans stili yaygındı.14.yy Lorenzetti kardeşler isimli sanatçılar renkleri canlı tutup paletlerini zenginleştirdiler. Bu arada Floransada başlayan rönesans bütün italyayı kasıp kavuruyodu. Siena‘da hakim olan gotik stil buna yenik düştü. Ekonomi olarak da zayıf olan ve kendini yapılandırmaya çalışan şehir, sanata ayıracak para ve zaman bulamadı.

Siena is a very beautiful city. One of the biggest squares of Europe is here. Towards the end of 13th century, Gothic art tendency started, Byzantine style was common before. In 14th century, Lorenzetti brothers enriched their palettes by freshening up their colours. Renaissance that began in Florence during this time stormed through the whole Italy. Gothic style that was dominant in Siena was defeated by this. The city which was economically weak and trying to reconstruct itself didn’t find the time and the money for designating for art.

Biz yine arabamızı şehirin dışına bırakıp yürümeye başladık. İlk durağımız duomo grubu. Bu muhteşem katedrale gotik heykel hazinesi, ilk zaman rönesans resimleri ve barok dizayn hakim. Burası gotik mimarinin İtalyadaki en önemli örneklerinden biri.

We started to walk after having left our car outside the city. Our first station is the group of cathedrals. The treasure of Gothic statues, early Renaissance paintings and the baroque design are dominant in this magnificent cathedral. This place is one of the most important examples of Gothic architecture in Italy.

Sıena Duomo

Duomo grubu denmesinin nedeni meydanda diğer yapılarında bulunması. Santa Maria della Scala hastanesi, meydanın tam karşısı. Metropolitane müzesi ve vaftiz yeri. Duomo 13. yy’da inşaa ediliyor fakat 14. yy’da genişletme çalışmaları başlıyor. Amaç hristiyanlık için en büyük katedrali meydana getirmek.

The reason for their being called as the group of cathedrals is the existence of other structures in the square. Santa Maria della Scala Hospital is the exact opposite of the square. The museum of metropolitan and the baptistery. The cathedral was constructed in 13th century but enlargement efforts were started in 14th century. The aim is to construct the biggest cathedral for Christianity.

Sıena Sehre Gırıs Sıena Duomo 2 Sıena Sedef

Duomo‘yu gezdikten sonra hemen karşıya Santa Maria della Scala‘ya koştuk. Burası bize daha enteresan geldi çünkü eski bir hastane. Duvarlarda o zamandan kalma resimler var. Geniş birbirine bağlı uzun odalar ve koridorlar var. Aynı zamnada yetim çocuklarada burada bakıyolar. İyi birer hristiyan olarak yetişip, eğitim alıyolar ve buradan evlenip ayrılıyorlar.

After touring the group of cathedrals, we immediately run to the Santa Maria della Scala. It seemed to us as more interesting because it is an old hospital. There are paintings on the wall dating from that time and also large and interconnected rooms and corridors. Besides, orphans are looked after in here. They are raised as a good Christian, educated and left this place after marrying.

Yani kimsesiz çocukları yetiştiriyorlar. Burası 1440’dan kalma. O zamanlar hasta ya da yaralı olanlar da burada tedavi ediliyorlar. Bizim resimlerde o zaman yapılan ameliyatları gördük.

So, they raise orphan children. This place was dated from 1440. In those times, patients or injured people were treated in here. We saw the surgeries that were operated at that time in the pictures.

Öğle yemeğimizde de gene tipik italyan lokantası, yavaş servis, güzel yemek, ağır ve uzun ama keyifli. Retoranımız fiyatları uygun ve garsonumuz komik…

We went to a typical Italian restaurant for our lunch. The service was slow, the food was delicious and it was pleasant anyway. Prices of the restaurant were high and our waiter was funny.

Sıena Yemek

RISTORANTE MUGOLONE

Via pellegrini, 8 53100Siena (SI) Italia  Tel. 0577.283235

Sıena Makarna

Burada çıkıp Piazza del Campo‘ya gidiyoruz. Aynı zamanada İl campo da deniyor. Avrupanın en büyük ve çekici meydanlarınadan biri.Yarım ay şeklinde, etrafı kafelerle dolu. Meydanın tam karşısında Palazzo Publico var, zamanında hükümet bianası olarak kullanılıyomuş. Campo meydanı Sienalılar için başka önemi de var. Sienalılar kendilerini önce contrada (bir çeşit heyet) sonra Sienalı sonrada İtalyan olarak tanımlıyor. Contrada kilisesinde vaftiz ediliyolar,kendi içlerinden evleniyor, iş bulmalarına yardımcı olunuyor. Bir çeşit sosyal grup görevi görüyolar. Suça hiç bir şekilde tolerans gösterilmiyor. Bu yüzdende suç oranı burada çok düşük.

We went to Piazza del Campo after this place. It is also called as IL campo. It is one of the biggest and the most attractive places of Europe. It is crescent and there are cafés all around it. Palazzo Publico is in the exact opposite of the square, it was used as the state house. Campo square has another importance for the people in Siena. People in Siena identify themselves as “Contrada” (some kind of a group) at first and then from Siena and Italian. They are baptised in Contrada church, married with people from their community and get help for finding a job. They act as some kind of a social community. Crime is never tolerated so, crime rate is very low.

Sıena Pıazza Del Campo

Sıena Pıazza Del Campo Sıena Pıazza Del Campo Sıena Pıazza Del Campo

Palazzo publico şu anda müze olarak kullanılıyor. Campo meydanı öyle bir yerki her sene 2 kere geleneksel ortaçagdan kalma kostümlerle at yarışları yapılıyor. İnsanlar meydanda bulunan kafelerin üstlerindeki evlerin balkonlarını yada özel olarak düzenlenmiş oturma yerlerini kiralıyolar. Bedava seyretmek için ayakta aşağıda durmanız gerek ama inanılmaz kalabalık var bunu hatırlatmakta fayda var. Bu yarış sadece 90 sn sürüyor!!!!. Hazırlıkları ise bir hafta. Yinede çok güzel bir deneyim.

Palazzo public is now used as a museum. Campo square is such a place in which horse races are carried out twice in every year with traditional costumes dating from middle ages. People rent the balconies of the houses over the cafes in the square or the seats that are peculiarly made. For watching free, you have to stand up but it must be noted that it is very crowded. This race lasts only 90 seconds and its preparations a week. Still, it is a great experience.

Sıena Pıazza Del Campo Sıena Pıazza Del Campo Sıena Pıazza Del Campo

Sıena  Sokak Lambası 1 Sıena  Sokak Lambası 2 Sıena

Vakit ilerliyor bizim kahve krizimiz geliyor. Güzel bir yer arıyoruz. Nannini. Siena’nın en iyi kahvelerinden burada içmek mümkün. Hemen ayak üstü birer espresso içiyoruz. İtalyada kahve genelde ayakta, kafelerin bar kısmında içiliyor ve espresso her zaman bir numara. http://www.guidonannini.it/

As the time goes, we want coffee more. We looked for a good place and then found Nannini. You can drink one of the best coffees in Siena. We immediately drank espresso. Coffee is generally drunk standing in bar part of cafes and espresso is always the number one. http://www.guidonannini.it/

Sıena Nannını

Sıena Nannını Sıena Nannını Sıena Nannını

Kahvelerimiz bittikten sonra sokaklarda gezinmeye başlıyoruz. Diğer gezdiğimiz şehirler, kasabalar gibi burasıda rüya gibi. Gitme vakti geldiğinde arabamıza doğru şehirden aşağıya doğru inmeye başlıyoruz.

After having drunk our coffees, we started to wander in the streets. Like other cities and towns that we visited, this place is also like a dream. When it was time to go, we began to walk downwards to our car.

Sıena Sıena Sıena

Sıena


Faydalı Bağlantılar (Useful Links)

http://tr.wikipedia.org/wiki/Siena

http://en.wikipedia.org/wiki/Siena

http://www.italyguides.it/us/siena_italy/siena_italy.htm

http://www.bing.com/images/search?q=siena&FORM=BIFD

http://www.aboutsiena.com/

Siena Haritası (The map of Siena)

piazza del campo

Tags : İtalya, Siena, Duomo grubu, Santa Maria della Scala hastanesi, Metropolitane müzesi, Piazza del Campo,Palazzo Publico, Nannini

Italya Greve in Chianti

Greve in Chianti benzer ismi taşıyan diğer Castellina Chianti kasabası ile aynı günde gezdiğimiz Toscana’nın “Yavaş Şehir ‘lerinden” biri. Kasaba Greve olan isminin sonuna Chianti bölgesinde olmasından dolayı (ki bu bölgenin şarapları ayrı bir dava konusu) Chianti’yi eklemiş.  12.000 nüfuslu kasaba’da fast food namına hiç bir şey yok ! 🙂 Aksine eskiden kalma et dükkanları, kasaplar, şarküteriler, şarapçılar ve peynircilerle çepe çevre sarılmış harika bir meydanı var. Meydana geldiğinizde etkokusundan, proschitto’lardan anlıyorsunuz zaten etin bu kasaba için önemini.

Yol boyunca gördüğümüz harika bağların arasından kıvrılarak gelen yol sizi bu meydana kadar getiriyor. Arabamızı park edip açlığımızı bastırmadan önce küçük bir tur atıyoruz. Şarküteri kültürü benim için çok önemli, kesif et kokularına çok daha fazla dayanıklı olduğumdan vitrinlerde göz bebeklerimi büyütürken Sedef kafe’nin yolunu tutuyor zaten.

GREVE IN CHIANTI (4)

Şarküteriler küçük, küçük sıra sıra ve önlerinde büyük şarap fıçılarının üzerinde aldığınız etinizi ve şarabınızı hemen tüketebilirsinizde.

GREVE IN CHIANTI (3)

Şehirde görülebilecek en önemli yerler ve özelliklerine gelirsek ise;  eski şehri göbeğinde eski manastırı ve şehir meydanı aslında buranın kalbi. 11. yüzyıldan beri var olan meydan 1325 civarında geçirdiği büyük yangından sonra Lucca Dükü Castracani tarafından tekrar yeni baştan inşa edilmiş. Meydanda ilk fotoğraftada gördüğünüz hekel ise burada doğan Giovanni de Verrazzano’ya ait. New york limanını keşfeden kişi ve bura doğumlu.

Gene başka bir Kaşif ve bura doğumlu olan Amerigo Vespucci’nin mezarı da burada. Gene bizim görmediğimiz yakın bölgelerde ise Panzano eski şehir ve evlerinin bulunduğu bölge bulunmakta.

GREVE IN CHIANTI (5) GREVE IN CHIANTI (7) GREVE IN CHIANTI (8)

Sedef’i Kafe’de yakalıyorum. Kalabalık. Özellikle alman turistler kuzeye çıktıkça daha da artış gösteriyor. Gazlı birlimonata söylüyorum bol buzlu. Aman tanrım ! İçtiğim en güzel şeylerden biri. Dev bir dilim Bruchetta; üstü sebzeli ve peynirli, dilimlenmiş yanında çerez oluyor ama karnı şişirmemek lazım malum geceleri yemekler italya’da çok uzun…

Chianti bölgesindeki tüm cafe ve restoran önerileri için size bulduğum bir adres: http://www.slowtrav.com/italy/restaurant_list/greve_chianti_jane.htm

GREVE IN CHIANTI (6)

Caffé Lepanto
:  Piazza Matteotti
meydanı

GREVE IN CHIANTI (10)

Şehirde bir yürüyüşe çıkıyoruz. Küçük sokaklar, gene bağıran İtalyan amcalar, bisikletler, eski sevdiğim Alfa Rome’lar eşliğinde sokaklarda geziniyoruz. Özellikle meydanı ve şarküterilerinde çok zaman harcadığımız Greve in chainti’den de ayrılarak bir sonraki durağımıza doğru ilerliyoruz. Ancak yolda ise gene süprizlerle dolu bir an yaşıyoruz.

GREVE IN CHIANTI (9) GREVE IN CHIANTI (13) GREVE IN CHIANTI (11)

Bisiklet gördüğüm her yerde fotoğrafını çekmeye bayılıyorum.

GREVE IN CHIANTI (12)

Otoyolda giderken 1960 model bir Mercedes 220 S Cabrio‘nun dikizden yaklaştığını görüyorum. Sedef fotoğraf makinesi hazırlatıyorum. Araba Lüksemburg Plakalı. Önde baba, yanında 10 yaşında kızı oturuyor.Arkada anne ve 14-15 yaşlarında bir başka kız ise başlarında eşarp ile oturuyorlar. Arka camı tamamen açık ama üstü kapalı bu klasik şaheser ile bizim efsane Fiat 500 bir süre ön- arka şeklinde ilerliyoruz. Onlar bizim onların fotoğrafımızı çektiğimizi görüyor ve el sallıyorlar. Belliki bu arabaya olan ilgi hoşlarına gidiyor. Birbirimizi geçiyor ve biz Ficulle’ye doğru dönerken onlar ise düz devam ediyorlar bize korna çalarak…

GREVE IN CHIANTI (14)


Faydalı Bağlantılar

http://www.bing.com/images/search?q=greve+in+chianti&FORM=BIFD#
http://www.greve-in-chianti.com/
http://en.wikipedia.org/wiki/Greve_in_Chianti

http://www.bella-toscana.com/greve_in_chianti.htm
http://www.world66.com/europe/italy/tuscany/florenceprovince/chiantiregion/greveinchianti

Haritada

greve_in_chianti_map

İtalya Citta della Pieve

Evet İtalya gezimizin yazılarına başlıyorum. 10 günlük seyahat boyunca aslında gezimizin rotasını tam anlamıyla çizdiğimde ilk gezdiğim şehir Citta della Pieve değil. Öncelikle gezimiz Alitalia’nın yaz aylarındaki olağanüstü promosyonu sayesinde Roma’ya bir cumartesi günü sabah erkenden inerek başladı. Roma’nın sıcağı ve 2 euro için kavga eden taksici ile 4 kişi boğuşup otelimize vardık ve dinlenip kendimizi öğlen sokaklara attık. Pazar öğlene kadar Roma’da gezdik. Bunların detaylarını ilerideki yazılarımda anlatacağım. Daha sonra kiraladığımız küçük kırmızı Fiat 500’ümüzü alarak ana konaklama alanımız olan Fabro Scalo (Umbria Bölgesi) şehrinin 10km dışındaki at çiftliği olan La Casella’ya yerleştik. Burası ana lokasyonumuz haline geldi ve hergün 250-300km yaparak Umbria ve Toscana bölgesindeki 14 şehri gezdik. bu şehirlerden bir tanesi de Citta Della Pieve idi.

CITTE-DELLA-PIEVE (2)

Bu şehir Umbria ve Toscana bölgesinde tarihi Etrüslerden kalma bir şehir. Kilise’nin boyundurluğu altında uzun yıllar yönetilmiş. Şehir surlarla çevrili ve inanılmaz dar sokaklar ile birbirine bağlı. Duvarlar 1300 yılından kalma. Hatta aşağıda fotoğrafını görebileceğiniz İtalya’nın en dar resmi sokağı da bu şehrin içinde; ismi Via Baciadonne ! Kendimizin fotoğrafını çekmek için öğle saatinde kimse olmadığından bir su borusuna fotoğraf makinemi asıyorum ve o şekilde fotoğrafımızı çekiyorum. 🙂

CITTE-DELLA-PIEVE (13) CITTE-DELLA-PIEVE (12) CITTE-DELLA-PIEVE (14)
CITTE-DELLA-PIEVE (15)

Şehir merkezi çok sakin. Küçük turistik dükkanlar, cafeler dışında şehrin yaşlılarının oturduğu küçük gölgelikalanlarda bağıran çağıran yaşlı italyan amcaları izlemek çok keyifli. Her şehrin ve bölgenin kendine ait bayrakları var. Bunları her ayrı yazımda diğer bölgelerde de göreceksiniz. Hatta kendime Siena’nın bir bölgesinin çok komik bir bayrağını almayı ihmal etmedim. Sabah güzel bir tost yedikten sonra şehirde yaklaşık 1.5 saatlik bir gezinti yapıyoruz. Şehre araba ile girmeyip sur dışında arabamızı bırakıyoruz.

CITTE-DELLA-PIEVE (1) CITTE-DELLA-PIEVE (4) CITTE-DELLA-PIEVE (6)
CITTE-DELLA-PIEVE (5)

Del Pubblico kulesi,  ve S.Francesco kilisesini görmenizi tavsie ederim. Bunlar diğer şehirlerde göreceğimizden görkemli kiliseler olmasa da gerçekten eski. Deri ve deri aksesuar üretimi bu bölgelerde oldukça yoğun. Güzel bir fonksiyonel çantayı alıp Sedef’in boynuna asıyoruz. Böylelikle tüm tatil boyunca büyük birçanta taşımaktanda kurtuluyor.

CITTE-DELLA-PIEVE (7)

CITTE-DELLA-PIEVE (11) CITTE-DELLA-PIEVE (8) CITTE-DELLA-PIEVE (9)

Dar sokaklar bu şehirde büyüleyici. Gerçekten insanın koşarak kaçması ve saklambaç oynayası geliyor. Ben gece burda oryantiring yapılsa nasıl olur diyorum kendi kendime… Ya da saklanıp Sedef’i mi korkutsam gibi aklıma bin bir numara geliyor. Her dokunduğunuz taşın 1300 yıllarından kalmasının verdiği enteresan bir duygu bu.  Umbria bölgesine giderseniz 1-2 saatliğine olsa bile imkanınız olduğunda uğramanız gerektiğini düşündüğüm, tüm rehber kitaplarda da bahsedilen bu şehri şiddetle tavsiye ederim.

CITTE-DELLA-PIEVE (16)


Faydalı Bağlantılar

http://www.bing.com/images/search?q=citta+della+pieve&FORM=BIFD#
http://www.cittadellapieve.org/indexen.htm
http://www.booking.com/city/it/citta-della-pieve.tr.html

Haritada görmek için haritaya tıklayınız

Citta_della_pieve_map