İtalya Montalchino

Montalcino Toskana bölgesinin tepeye kurulmuş şehirlerinden. Şarapları ile ünlü.  Siena’ya 42, Floransaya 110; pisa’ya ise 150km uzakta. Etrüs zamanında başlamış yerleşim. 900’lü yıllarda ilk kliseler inşa edilmeye başlamış. Buraya gelen papazlar tarafından şehir büyümeye ve inşa edilmeye başlamış . Şehir ismini bölgede bulunan bir çeşit meşe ağacından aldığı rivayet ediliyor. Montalchino’nun tepelerinin aşağı sırtları şarap ve zeytin üretimine ayrılmış durumda…

MONTALCHINO (1)

Eski çağda şehir deri, ayakkabı ve tabakhaneleri ile meşhurmuş. Siena şehrinin uydusu şeklinde hayatına devam ederken Montaperti savaşından çok etkilenmi.Floransalı Medici ailesinin önderliğinde Siena’nın işkal edilmesi ile şehir Floransalıların eline geçmiş ve 1861’e kadar ise Toscana Dükü tarafından yönetilmiş. Şehirdeki surlar 13. yüzyılda inşa edilmiş. 1361’de kuleleri Siena’lı mimarlar tarafından yapılmış.  San Giovanni kulesi ve basilicası bu yıllarda inşa edilmiş.

MONTALCHINO (2) MONTALCHINO (3) MONTALCHINO (7)

Musei Riuniti ise bir müze. Tahta işçiliği ve Sienalı sanatçıların tahta heykelleri ve diğer Della Robbia okulunun etkilerini barındırıyor. The Duomo yani katedral , San Salvatore’ye adanmış. 14. yüzyılda inşa edilmiş. Mimarı ise  Sienalı mimar Agostino Fantasici. Ana meydan the Piazza del Popolo,surların altrında ve via matteotti sokağının yanında. Meydandaki ana bina şehir binası olarak geçen  Palazzo dei Priori. Rönesans mimarisi ile inşa edilmiş. 14. yüzyılda başlanmış; 15’te bitirilmiş.

MONTALCHINO (10)

Montalchino’nun eski şehir merkezinin ismi ise centro storico.

Biz bu kasabada kısa bir tur atıp bir kafe’de mola veriyoruz. Daha sonra şehri fotoğraflayıp dönüyoruz. Sizlere Montalcino’daki en önemli durağımızdan bahsetmek istiyorum. Popolo meydanındaki bu çok ünlü cafe 1888’den beri hizmet veriyor. http://www.caffefiaschetteriaitaliana.com/

Klasik müzik ve jazz çalıyor, kışolsa kadife koltuklarda ve farklı bir ambiansta oturma şansımız olabilirdi. Ancak bahçesi de harika… Bu bizim sabah başladığımız tura ilk durak olduğundan menü’de krosan ve Kahve var. Bir nevi kahvaltımız. Hava sıcak saat 10:00 gibi.

MONTALCHINO (5)

MONTALCHINO (6) MONTALCHINO (8) MONTALCHINO (9)

Diğer Görülesi Yerler

  • Siena Okul Fresklerinin olduğu Kiliseler
  • Yıkılmış Kale; Rocca
  • Sant’ Antimo


Faydalı Bağlantılar

http://www.bing.com/images/search?q=montalchino&FORM=BIFD#
http://www.montalcino.net/
http://en.wikipedia.org/wiki/Montalcino

Haritada

montalchino_map

ADAM-İlk Ultra Maraton’a Hazırlık

Anadolu Dağ aşma Maratonu Kuş uçuşu 50KM civarı… Bu 1800-2500 metre rakım arasında yapılacak koşu sırasında yükselti ve alçalmalar ile toplamda 70km’yi varan bir yürüyüş yapacağımızı düşünüyorum. Bu haftasonu Bolu-Köroğlu’nda gerçekleşen ADAM için hazırlıklara başladık. Unifo’dan hazır hızlı askeri yemek siparişimizi verdik. Tchibo’dan gittik yürüyüş batonu aldık; 35TL 🙂 Aşağıda sizlere resim resim malzemelerimizi ve hazırlık aşamalarımızı yazıyorum. 2 gün boyunca tüm yemek, ihtiyaç, kıyafet, çadır, uyku tulumu ve mat gibi kamp eşyalarımızı sırtımızda taşıyacağız. Bu nereden baksanız kişi başı 10-15KG arası yük demek.

Ben her yarış öncesi yaptığım gibi ne eksik ne fazla diyerekten herşeyi odama yere sererim. Bunların bazılarını tekrar hesaplar bu fazla bu az diyerek bazılarını çıkartırım ya da eklerim…

Aşağıda tüm malzemeleri bir arada görebilirsiniz (Sadece kıyafet ve ayakkabılar hariç) Yazımın aşağısında sizlere malzemeleri daha yakından tanıtıyor olacağım.

DASK MALZEME HAZIRLIK

PROGRAM

(1. GÜN)  03 Temmuz 2009 Cuma

14:00 – 17:00        Harita ve Pusula Kullanma Eğitimi (DASK Kampı)

18:00 – 22:00        Yarışmacı kayıtları (DASK Kampı)

21:00 – 22:00        Fotoğraf Gösterimleri (DASK Kampı)

22:00 – 24:00        Bilgilendirme Toplantısı (DASK Kampı)

(2. GÜN)  04 Temmuz 2009 Cumartesi

05:00 – 06:30       Çıkışlarının verilmesi (DASK Kampı)

19:30                   Varış (Ara Kamp)

21:00 – 22:00       DASK DOGAY 2009 Fotoğraf Gösterimi (DASK Kampı)

(3. GÜN)  05 Temmuz 2009 Pazar

05:00 – 06:30       Çıkışlarının verilmesi (Ara Kamp)

17:00                  Varış (DASK Kampı)

16:30 – 17:30       Kokteyl (DASK Kampı)

17:30 – 20:00       Ödül Töreni (DASK Kampı)


DETAYLI MALZEMELERE BAKIŞ

Detaylı Malzeme Fotoğrafları-1

En sağdan sola

  • Beyaz olanlar RAIDLIGHT  Tyvek tulum seti. Bu çok hafif bir malzemeden ürteilmiş gece üşümemek için alt üst kapsonlu bir giysi. Kağıt gibi bir malzeme.
  • Altında yürüyüş batonları; TCHIBO’dan aldık.
  • Yeşil uyku tulumu LAFUMA warm’n Light 800, Hem yaz hem kış için 3 Mevsim 790 Gram.
  • Altında ARTIACH şişen hafif mat. Uyku tulumu altına seriyorsunuz. 540 Gram
  • Çadır MSR ZOID 1.5. Normalde 1sıkışırsak 2 kişilik 3mevsim  çadır. 1.700 Gram
  • Sarı hafif uçak yastığı ( bunu çıkardım sadece kılıfı var içine kıyafet koyup yastık yapıyorum. 🙂
  • Çadırın altında harita torbası . Harita ıslanmaması için.
  • ELMEX diş fırça ve macun seti.
  • Mavi sol alt; eldiven , parmaksız.
  • Koyu yeşil su geçirmez torba EXPED marka cep telefonu ve fotoğraf makinesi ıslanmasın diye.
  • Elmex’in altında PETZL TIKKA kafa lambası seti.
  • Sol altta POWERJEL Enerji Jelleri.

DASK Detaylı Malzemeler 2

En soldan sağa

  • Kırılan gece acil durum ışığı
  • Altında mavi PowerBarmarka istronik içecek tozu; Gatorade gibi.
  • Kırılan ışık yanında swiss army knife; isviçre çakısı
  • Altında gece içilecek enerji koruyan ve kas rahatlatıcı içecek tozu
  • Altında osmanlı ceviz sucukları (vakumlu)
  • Tofita şekerli ciklet
  • Üstünde Plastik kaşık çatal (siyah kılıf içinde)
  • Altta Sakız kutusunda piiler
  • yanında acil durum alüminyum battaniyesi
  • Altında düdük
  • Bandaj
  • Kolonyalı mendiller
  • El ısıtıcı paket
  • En sağda uzun kollu KALENJI T-Shirt

DASK Detaylı Malzemeler 3

En soldan sağa

  • Salomon Raid Revo 30 sırt Çantası
  • Raidlight 800ML matara (bunu özellikle isotronik içecek için kullanacağım)
  • Üstünde şişme oturma minderi
  • Üstünde Salomon EXO CALF II bileklik
  • Altnda Salomon boyunluklu çöl tipi güneş şapkası
  • Altında Tadımca gofret 3 adet
  • Yanında Esbit ısıtıcı ve minik metal ocağı
  • Altında Power bar enerji ve recovery barları
  • Altında Raidlight minik bel çantası
  • En sağ üstte Salomon çanta için 2 litrelik su torbası


AdımAdım Runtalya-Bölüm 2

Kaldığımız yerden devam ediyorum… Sabah uyanıyorum. Midemin ağrıları geçmiş. Ama fiziksel olarak hala iyi hissetmiyorum. Ekipmanlarımız hazırlıyorum. Koşu için Fransadan aldığım Maraton kemerim belimde. Bu kemer  iki fermuarlı gözüne odanın anahtarını, 10’a yakın kramp engelleyici Endurolyte hapı, 1 adet enerji bar’ı ve 2 adet enerji jelini sıkıstırıyorum.

Balkonda Yanlız ve Maratona Hazır   Kalenji Koşu T-Shirt'ü ve Numaram

Ayrıca 3 adet Flask adı verilen küçük su mataralarım var. Bunların 2 tanesi 125 ml ve bir tanesi 250 ml. 250 olana sade su, 125’liklere de Nuun dehydration tableti koyuyorum. Salomon Desert kırmızı şapkam, Salı pazarı şortum, Kalenji T-Shirt ve Salomon XT Wings’lerimi giyip çıkıyorum.

Enerji Yiyecek ve İçeçekleri

Lobi’de bir heyecan herkes toplanmış. Gelen otobüslere biniyoruz. Kısa bir süre yaklaşık 5dk’lık bir yolculuktan sonra Start alanına geliyoruz. Kalabalıklaşma başlamış. Maraton ve 10KM koşuları zaten başladı ve devam ediyor. Start alanında şakalaşıyoruz. Isınmalar, son kontroller, Özlemin ayakkabı bağları hep Avrasya maratonunda açıldı dolayısı ile öyle bir bağlıyorum ki ayakkabılarını açılmamış 🙂

Start Alanı

Start zamanı yaklaşıyor. Çeşitli kamyonlar var buraya koli içinde numaralarınızın olduğu çantaları bırakıyorsunuz. Organizasyon harika, kimsenin eşyasına bir sorun olmadan sonra bu eşyalar finish yeriolan Stadyumda tekrar alınabiliyor. Ben gerçi septik bir yapıya sahip olduğumdan buraya eşya vermiyorum. Güneş gözlüğümü almadığıma pişmanım ama şapkamı iyi ki almışım; güneş beliriyor.

Isınırken-Runtalya

Geriye sayım başlıyor. Hayatımda iki maratonda da bunun heyecanını yaşadım inanılmaz keyifli. 5-43-2-1… Önümüzdeki kalabalığın gitmesini bekliyoruz… Sonra başlıyoruz koşmaya. ilk 25 dk Alper ve Özlem’e ayak uydurmaya çalışıyorum. Tazı gibiler… Harika tempo yakalıyorlar… Ben kendim koşmaya devam ediyorum. 5. KM’yi geçince artık sıcak iyice baş gösteriyor. Su istasyonu ilk 7.5’da. Su içinde Sünger ve soğuk su alıyorum. Kafama döküyorum. Bir ara Müzik dinlemeye çalışıyorum. Konsantrasyonumu etkiliyor. Yanımda gerçekten çok etkileyici iki amca beliriyor. Bir tanesi görmüyor; kör. Ellerinde ip ile birbirine bağlı koşuyorlar. Alkışlıyorum ve geçiyorum. Daha sonra benimle çok yakın zamanda bitiriyorlar bu 21.1 KM’lik etabı.

Isınırken-Runtalya

Ormanda 18 km kştuğumdan 15-16. km’lere kadar iyiyim. Ancak dönüş yolunda tempom inanılmaz düşüyor. 3 gün önce geçirilen mide spazmı ve ishal oluşum halsiz bıraktı. Kilo ve su kaybı yaşadığımdan etabın 2. yarısındaki tüm su ve meyve istasyonlarında durmadan su ve portakal alıyorum. Hatta alırken bir atlet ile çarpışma tehlikesi bile geçiriyorum. Dönüş yolunda Alper, Özlem, Isaac’i görüyorum. Keza benim önünde olduklarım ise Itır, Suna, Renay… Tuna ve Berke (ki sakat) olmalarına rağmen benden 10 dk ilerideler. 18KM’yi 1.5 saatte geçmeme rağmen3.1 km’yi 34dk da alıyorum.  Rnay beni geçiyor son 1 KM’de.. 1.59’da bitiriyor… Benim koşunun sonu ise çok zorlu geçiyor. Halbuki 1.50’nin altına inme hayalim vardı. Bir sonrakine kaldı artık…

Stada doğru 400m kaldığını bağırarak bayrak sallayan görevliler belirtiyor. Çok mutluyum. 100m kala Gökben’i görüyorum ve beni fotoğraflıyor…

Runtalya-Finish

Ve 2.04.04 derecem ile Finish’e giriyorum. Avrasya Maratonunda Ulaş ile aynı derece ile bitirmiştik. Burada da aynı derece ile bitiriyoruz. Bir de göğüs numaralarımız 2099 ve 2100.. Ki bilerek başvurmadık 🙂 Görevliler Göğüs numarama göre yarı maraton madalyamı boynuma takıyorlar. Bacaklarım titriyor. Çok mutluyum. Finish alanında Antalya stadyumu içinde çimlere yayılıyorum ve  Tayfun Hoca, Alper, Özlem’i görüyorum… Sonra Berke ve Tuna ile Fotoğraf makinamı bulup çekimlere başlıyoruz… Servislere binip otele dönüyoruz. Recuperation Drink denen efor sonrası içeceğimi içiyorum…

Kendimizi kabarcıklı Jakuzi, havuz gibi bilimum zevk-i sefalara veriyoruz. akşam patlayacak gibi yemek yiyorum.  Ertesi sabah ise 5’te havalimanından direk masama işe geliyorum… Bundan sonraki yazımda HillSide Su oteli’ni ve imkanlarını detaylıca yazacağım…

Stad-Tuna ile   Bitiş-Antalya Stadı   Madalyam


AdımAdım Runtalya-Bölüm 1

Evet muhteşem bir 3 gün ve ilk yarı maratonumu (21KM) bitirmenin verdiği keyif… Sizlere bu üç günü 2 bölümde özetlemeye çalışacağım ve Runtalya Oger Maratonunun Adım Adım hikayesini anlatacağım 🙂

Kalenji Koşu T-Shirt'ü ve Numaram HillSide Su Lounge HillSide Su Lobi, Tuna-Emre

Cuma günü rötarlı bir THY uçuşundan sonra gece saat 01:00 sularında HillSide Su otele vardım. Otel daha önce bağış toplayan Adım Adım oluşumu üyeleri için indirimli idi. Bunun sağlanması sırasında emeği geçenlere tekrarteşekkürler çünkü yaz sezonunda inanılmaz fiyatlara kalacağımız bu otelde inanılmaz uygun bir imkan dahilinde kaldık. Otel’i ayrı bir yazımda anlatacağım için detaylara girmiyorum. Oda arkadaşım Tuna ; Land Rover G4 Challenge yarı finalinden arkadaşım ve en genç yarı finalist idi. Land Rover G4 ekibinden toplam 11 kişi idik ve hepsi Adım Adım için koşuyorlardı. Ayrıca Macera yarışlarını düzenleyen sevgili Caner’de oğlunu pusete koyup 10Km koşusunu 118. olarak bitirdi 🙂

Runtalya Maraton Fuarı Runtalya Maraton Fuarı Runtalya Maraton Fuarı

Perşembe gününden başlamış olan mide rahatsızlığım beni cuma ve cumartesi sadece dinlenme ile geçirttiğinden otel imkanlarından Cumartesi minimum yararlandım. Ama günde 14-15 saat çalışan ben, kımıldamadan saatlerce yatmanın keyfine de varmış oldum. Önce saat 11:30 gibi servislerimize bindik ve şehir merkezindeki Maraton fuar alanına doğru yol aldık ve burada kaydımızı tamamlayıp meşhur göğüs numaramızı aldık. Bu göğüs numarası ile beraber OGER Maraton bizlere bir çanta taktim etti. Bunun içinde ilkyardım seti, havlu, harika bir T-Shirt, Ayakkabınıza takacağınız geçtiğini KM’leri kontrol eden manyetik chip ve broşürler bulunmaktaydı.

Salomon XT Wings ve Chip Runtalya Çantası ve İçeriği Enerji Yiyecek ve İçeçekleri

Daha sonra alışveriş merkezinde biraz oyalandık ve otobüslere 14:30 gibi bindik ve geri otelimize geldik. Yolda inanılmaz dalgalar ve akdenizin hırçınlaşmasını ve otoyolu taşlarla dolduruşunu izledik. Herkes birbirine havadurumunu sormaya başladı 🙂 Otobüste Hollandalı bir güvenlik görevlisi ile sohbet ettim, o da Hollanda’dan Yarı Maraton için gelmişti. Özellikle Türkiye’deki atletizm kulüpleri ve okulların dışında ilgilenenler hariç yabancıları her yerde her milletten görmek mümkün idi.

Gece Sahil Yürüyüşü Çıldır Akdeniz

Otel’de harika ( benim için yulaf , makarna ve bilimum mide düzeltici yemek içeren) yemekten sonra herkes aşağıda toplandık. Önce güzel 2-3 km’lik bir uzun sahil yürüyüşü yaptık… Serin gece’de yemeği bastırmak için gerekli idi ve harika geldi…

Heyecanı müzik ile biraz bastırdık. Fotoğraf çekindik topluca ve sabah erken kalkmak üzere vedalaştık…


Deli İşi Yarışlar….

Macera yarışları ve koşmak bisiklet ile beraber 3. tutkum haline geldi. Kopamıyorum bir türlü.  Sınırları zorlamak acı ve kazanmayı birleştirmek hoşuma gidiyor. Dünyadaki en zor macera yarışlarının bir listesi. HT Spor sitesinden aynen aktarıyorum En sonuncusu ve en zorlusu 2010 ya da 2011 de katılmak tek hayalim 🙂

KAYA MARATONU BUZ MARATONU MARATHON DES SABLES

Aylarca antrenman yaptınız! 42.195 kilometreyi koştunuz (maraton mesafesi) ve maratonu tamamladınız. Ama inanın bu zannettiğiniz kadar büyük bir mücadele değil. Tabii ki maraton en zorlu spor dallarından biri ama az sonra vereceğimiz örnekler bir insan vücudunun limitlerini aşan müsabakaların korkutucu listesi. Hatta bu müsabakalara katılmak için akıl sağlığında bir takım eksikler olması bekleniyor.

Zorlu biri olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Bir de şöyle düşünün, 4 kilometre yüzdükten sonra 180 kilometrelik bisiklet parkurunu pedal çevirerek tamamlayın, 100 kilometre koşun ve Alaska kışının ortasında en sevdiğiniz en hızlı on altı köpeğinizle birlikte 1600 kilometrelik bir kızak yarışına katılın.

İşte bunları, bu sırayla yapabiliyorsanız o zaman gerçekten de zorlusunuz. Ancak bu örneklerden hiçbirinin abartı olmadığından emin olabilirsiniz. Demir Adam Dünya Şampiyonası’ndan verdiğimiz bu örnekler insan vücudunu o kadar çok zorluyor ki artık nerenizin ne kadar ağrıdığını anlayamadığınız gibi günlerce ayağa dahi kalkamıyorsunuz. Antarktika 100 Kilometre Yarışı’na katılarak dondurucu fırtınada koştuğunuzda da bir farkınız kalmıyor. Bu hafta başlayacak olan Iditarod’a katılırsanız da 14 saat karanlıkta bot üzerinde, dondurucu soğukta kürek sallayarak hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. (Yazı ve Fotoğraflar HT SPOR)

Foto Galerisi için tıklayınız.

-İŞTE “KATILMAK İÇİN DELİ OLMAK GEREK” DEDİRTEN SPORLAR-

10. Toughguy
Uzunluk: 13 kilometre
Yer: Güney Staffordshire, İngiltere
ABD ve İngiltere özel kuvvetlerinin tamamlamakta zorlandığı müsabaka olarak ün yaptı. 13 kilometreyi koşarak, yüzerek ve çamurda sürünerek tamamlıyorsunuz.

9. Tour de France
Uzunluk: 3540 kilometre
Yer: Fransa
Dünyanın en ünlü ve zorlu müsabakalarından olan 1903 doğumlu Tour de France, bu listede yer alan ve herkesin bildiği belki de tek organizasyon.

8. Iron Dog
Uzunluk: 4 kilometre
Yer: Alaska
Eksi 40-50 derecede, kar motosikleti üzerinde iki arkadaşın bir takımı oluşturduğu en eğlenceli yarışma!

7. Western States Endurance Run
Uzunluk: 160 kilometre
Yer: Nevada Dağları, Kaliforniya
1955’te at yarışı olarak başlayan bu organizasyon 1974’te bir yarışmacının atı kontrolden çıkıp gittikten sonra parkuru koşarak tamamlamaya karar vermesiyle bugünkü halini aldı. Parkur rekoru 15.5 saat ve katılanların çoğu 20 saatte bile bu yarışı tamamlayamıyor.

6. Iditarod
Uzunluk: 1770 kilometre
Yer: Alaska (Ayak basılmamış bölgeler)
12 ile 16 köpeğin bağlı olduğu kızaklarla yapılan bu yarışta doğa yarı yolda kalanlara pek de acımıyor. 10 ile 17 gün arasında tamamlanabilen parkuru kazananların çoğu 9 günde yarışı bitiriyor.

5. Antarctic 100k Ultra Race
Uzunluk: 100 kilometre
Yer: Antarktika
Buz maratonu olarak da tanınan bu yarışmayı tamamlamak için ayakta durmayı zorlaştıran rüzgarda, -20 dereceye yaklaşan ortamda, 10 ile 15 saat arasında koşmanız gerekiyor. Tamamı gün ışığında geçen yarışa 20 kişi alınıyor ve katılabilmek için 16 bin 500 dolar ödeme yapmanız gerekiyor.

4. Ironman World Championship
Uzunluk: 225 kilometre (3.8 km yüzme, 180 km bisiklet, 41 km koşu)
Yer: Kona, Havai
Triatlon’un SuperBowl’u olarak bakılan bu organizasyon için Wimbledon, Dünya Kupası ve Tour de France’ın karışımı deniyor. Yüzme kısmı açık okyanusta yapılan şampiyonada, ikinci sırayı alan bisiklet parkuru Havai’nin zorlu zemininde doğa içerisinde ayakta durmayı zorlaştıran rüzgarda tamamlanıyor. Son sırayı alan koşu ise 40 dereceyi geçen ısıda gerçekleşirken bu şampiyona 9 saatin altında tamamlanabiliyor. Amerika ve İngiltere’den gelen özel kuvvetler üyelerinin de katıldığı ve “En İyi Atlet” unvanını alabilmek için yarıştıkları şampiyonada, birçok asker müsabakayı tamamlayamıyor.

3. Primal Quest
Uzunluk: 650 – 800 kilometre arasında
Yer: Kuzey Amerika (2009 yarışı için Dakota seçildi)
Bu yarışta, dağ bisikleti kullanmanız, yüzmeniz, sürüklenmeniz, tırmanış yapmanız, ata binmeniz, iple tırmanış yapmanız, kayak kullanabilmeniz gerekiyor. 2002’de başlayan ve bugüne kadar Utah, Washington ve Montana’da yapılmış olan yarışmanın tanıtımı oldukça net, “Bir zamanlar dinozorların yaşadığı topraklarda yarışacak ve kalıntılarını göreceksiniz. Kabilelerin arasından geçecek ve kurucuların terkedilmiş altın madenlerine dalacaksınız.”

2. Yukon Arctic Ultra
Uzunluk: 690 kilometre
Yer: Kanada
Dağ bisikleti, kayaklı ayakkabı ya da sadece ayaklarınızı seçerek yarışmaya başlıyorsunuz. Ancak bu seçimi yaptıktan sonra değiştirme şansınız yok ve parkuru ilk seçiminizle tamamlamanız lazım. Şartların ne kadar zorlu olduğu 2007’de yaşanan örnekle anlaşılıyor, “Eksi 50 dereceyi geçen şartlar sebebiyle 100 kilometre kala yarışı durdurmak ve herkesi helikopterle almak zorunda kaldık.”

1. Marathon Des Sables
Uzunluk: 251 kilometre (Neredeyse 6 maratona eşit)
Yer: Sahra Çölü
Bu yarışmadaki aksesuarınız sadece ayakkabılarınız. “Dünya üzerinde ayakları bitiren yarış” olarak tanınan bu maratonda sıcaklık normal bir günde 50 derece. Sırt çantanızda taşıdığınız suyla 250 kilometreyi Sahra Çölü’nde tamamlamaya çalışıyorsunuz. Yüksek tepelerin yanı sıra taşlık engebeleri aşmak zorunda olduğunuz bu maratona katılmak için 3 bin 500 dolar giriş parası yatırmanız gerekiyor. Kazanana kupa veriliyor ama para ödülü sadece 5 bin 500 dolar ki bu ödüldeki amaç ulaşım masraflarınızı karşılamış olmak.


Kalenji koşu ürünleri – Kalenji running products

Kalenji Koşu ürünleri ile bu yıl Fransa‘da 2 defa ziyaret etme fırsatı bulduğum Decatlon firması sayesinde tanıştım. Cannes‘da bulunan tamamen Carrefour büyüklüğünde içinde Kano’dan valize, Bisikletten , çadıra tüm yaz-kış spor ekipmanların satıldığı bir mağaza idi. Mağazada özellikle T-Shirt standında tanesi 4 Euro olan bu koşu T-Shirt’leri dikkatimi çekti ve 2 tane kısa bir tane’de 14 Euro’ya uzun kollu, içi daha pamuklu ama rahat terin kurumasını sağlayan bir sweatshirt satın almıştım.

I met Kalenji running products thanks to Decathlon company that I had a chance to visit twice this year in France. It was as big as Carrefour and there were lots of equipments from canoe, bicycles, luggage to tents in Cannes. There was running t-shirts for 4 EUR and I got two short sleeves and a long sleeve for 14 EUR which was cotton and useful for sweat absorption.

Kalenji Kısa Kollu Koşu T-Shirt   Kalenji Kısa Kollu Koşu T-Shirt   Kalenji Turuncu İnce Uzun Kollu

Aylardan Ekim idi ve güney fransadaydık. Paris‘e yaptığım ziyarette ise gene Decatlon’u buldum. neden mi çünkü hayatımda giydiğim en rahat Tshirtler bu 4 Euroluk ter tutmayan muhteşem antreman T-Shirtleri idi… Bu sefer 3 tane daha aldım.

It was October and we were in southern France. I found Decathlon again in my trip to Paris. You know why they were so important? Because they were the best and the most comfortable t-shirts I had ever had. I bought 3 more this time for 4 EUR each.

Kalenji Flask   kalenji_spor_urunleri-4   Kalenji Kırmızı Uzun Kollu

Fransaya yolunuz düşerse Decatlon’a uğrayın ve muhakkak Kalenji standını sorun. Ürünlerin detayına ise Kalenji web sitesinden ulaşabilirsiniz.

If you ever come to France, you should really see Decathlon and ask for Kalenji booth. You can reach the details in Kalenji’s web site.

Ben sadece T-Shirt değil aynı zamanda koşu sırasında çok yarar sağladığım bir dizi ekipman daha aldım. Burada kritik nokta bunların Avrupa gibi bir yerdeki fiyatlarının gerçekten inanılmaz uygun olması. Trail running belt isimli bir matara (ki az hacimlilere Flask deniyor) kemeri ve aynı zamanda acil durumlar (bayılma ve kaza gibi) sizin kişisel bilgilerinizin yazdığı küçük bantlar (kolunuza, bisiklet ya da ayakkabılarınıza takabiliyorsunuz.)… Mini flasklerin çifti 3 Euro. Kemer 5 Euro. Bantların 3 tanesi ise 1.5 Euro idi…

I didn’t only buy t-shirt but I also bought some useful equipment that I used while running. The important point here is that the prices are really really cheap here even it is an European country. A water bottle called trail running belt (and the less capacity ones are called as flask), also for emergencies (fainting or accidents) small bandages that your information is on which you can put on your arm or your bicycle or shoes. A couple of mini flasks were 3 EUR, belt was 5 EUR, 3 bandages were 1.5 EUR…

Kalenji Security Band   Kalenji Security Band   kalenji_spor_urunleri-6

Son not en son fotoğrafta göreceğiniz Bicyle lolipot diyegeçen fosforlu aparat ise uzun olda sizin yanınızdan geçen araçların uzaktan sizi farketmesi için kritik bir ürün. Bunu ise gene Decathlon’dan ama BTWin Bisiklet aksesuar firmasından almıştım.. Elzemdir. Not ediniz 🙂

Last thing I wanna say; as you can see in the picture, Bicycle Lolipot is an important luminescent device for cars to notice you especially in dark. I bought this again from Decathlon but the firm of BTW. It is a must, note that down. 

Tags:Decatlon Firması, Fransa Cannes Paris