Mavi Yolculuk İle Şiir Tadında Bir Tatil

Tatil denilince sadece ülkemizde değil dünyanın hemen hemen her yerinde akla gelen ilk iki destinasyon Ege ve Akdeniz. Ülkemizin hem Ege denizine hem de Akdeniz’e kıyısı bulunması Türkiye’yi dünyanın sayılı tatil merkezlerinden biri haline getiren en önemli etken. Türkiye’nin güney kıyıları uzun yıllardan beri hem yerli hem de yabancı turistlerin sıkı markajı altında ve özellikle de yaz aylarında on binlerce insan muhteşem tatiller yaşamak için soluğu Güney illerimizde alıyor. Aslında yat turizmi açısından yıllardır dünyanın vazgeçilmez rotaları arasında yer alan Güney sahillerimiz son yıllarda yerli turistler tarafından da gerçek anlamda keşfedilmiş durumda ve artık yerli turistler de efsanevi mavi yolculuklara katılarak güneyin tadını çok daha fazla çıkartmanın ayrıcalığını yaşıyorlar.

Unutulmaz bir deneyim yaşamayı kim istemez ki?

Ünlü yazar Azra Erhat’ın aynı isimli kitapları ile literatüre kazandırdığı mavi yolculuk kavramı Ege ve Akdeniz’de farklı rotaları izleyerek yapılan tekne gezilerini tanımlamak için kullanılıyor. Yazarın ilk kez 1950’li yıllarda bahsettiği mavi yolculuk o günden bugüne bütün dünyada tanınır hale gelmiş durumda ve yalnızca ülkemizde değil dünyada da oldukça popüler bir tatil ve gezi alternatifi olarak görülüyor. Her yıl binlerce insan ülkemizin rüya tadındaki kıyılarını gezmek, masmavi denize kavuşup yüzmek kısacası muhteşem bir yaz tatili ve gezi deneyimi yaşamak için mayi turlara katılıyor.

Mavi yolculuk farklı sürelerde yapılabiliyor, yani uzun mavi yolculukların yanı sıra kısa ama keyifli alternatif turlar da düzenleniyor. Dolayısıyla canınız her istediğinde, Ege ve Akdeniz’in değişik rotalarını kapsayan bu yolculuklara katılabilir, daha da güzeli kendiniz yat kiralayarak kafanızdaki tura çıkabilirsiniz. Üstelik mavi yolculuklar sanılanın aksine çok yüksek bütçeler de gerektirmiyor zira her bütçeye uygun onlarca tekne ve süre alternatifi sunuluyor. Yani maliyet endişesi ile kendinizi bu muhteşem deneyimden mahrum bırakmanıza hiç gerek yok.

Bodrum’un maviliğinde kaybolmaya ne dersiniz?

Muğla’nın tartışmasız olarak en popüler tatil merkezi olan Bodrum iki katlı beyaz evleri, inanılmaz tarihi zenginliği ve doğal güzelliğinin yanı sıra her biri insanın başını döndürecek denli etkileyici onlarca koyu ile haklı bir üne sahip. Bugüne dek Bodrum’a birçok defa tatile gitmiş olabilirsiniz ancak bu harika ilçeyi ve koylarını bir de tekne ile gezmeniz Bodrum’un gerçekte sandığınızdan çok daha güzel bir yer olduğunu anlamanızı sağlayacak.

Mavi yolculuk Bodrum ve koylarını kapsayan tekne gezileri ile Bodrum’un maviliğinde kaybolma, ruhunuzu ve bedeninizi dinlendirme, geceleri denizin tatlı ninnisi ile huzurlu bir uyku uyuyup sabahları denizin mis gibi kokusu ile güne başlama ve tabi ki her anınızı denizde geçirme fırsatı sunuyor. Bu yolculuklar için farklı rotalar sunuluyor ve Bodrum’un yanı sıra çevresindeki birbirinden güzel ve doğa harikası tadındaki koyları da gezme şansını yakalıyorsunuz.

Unutulmaz bir tatil

Bodrum’da yapılan mavi turlar için rotayı kendiniz belirleyebiliyorsunuz, yat kiralayarak hem kendi belirlediğiniz rotada hem de sürede turlar yapabiliyorsunuz ki bu da mavi yolculukları çok daha çekici kılıyor. Farklı özelliklere sahip tekneler içinden ihtiyaçlarınıza ve tabi ki bütçenize uygun olanı seçip kiralayarak siz de bu büyülü tatili yaşayan şanslı insanlar arasındaki yerinizi alabilirsiniz. Kısacası Bodrum’da tatil yapmayı planlıyorsanız size tavsiyemiz mavi yolculuk alternatiflerine göz atmadan karar vermemeniz, emin olun ki eğer tekne kiralayarak mavi yolculuk yapmayı tercih ederseniz bu kararınızdan hiç pişman olmayacaksınız, hatta birçok kişinin yaptığı gibi ilk fırsatta tekrar bir tura katılarak bu keyfi defalarca yaşamak için can atacaksınız.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Video

10 Yıl sonra Doğu Akdeniz Üniversitesine yaptığım geziden 5 dakikalık Video. Tüm binalar ve Okulun 1999 yılında mezun olduktan sonraki ilk görüntüleri…

DAÜ Giriş Kapısı

Link: Doğu Akdeniz Üniversitesi


AdımAdım Runtalya-Bölüm 1

Evet muhteşem bir 3 gün ve ilk yarı maratonumu (21KM) bitirmenin verdiği keyif… Sizlere bu üç günü 2 bölümde özetlemeye çalışacağım ve Runtalya Oger Maratonunun Adım Adım hikayesini anlatacağım 🙂

Kalenji Koşu T-Shirt'ü ve Numaram HillSide Su Lounge HillSide Su Lobi, Tuna-Emre

Cuma günü rötarlı bir THY uçuşundan sonra gece saat 01:00 sularında HillSide Su otele vardım. Otel daha önce bağış toplayan Adım Adım oluşumu üyeleri için indirimli idi. Bunun sağlanması sırasında emeği geçenlere tekrarteşekkürler çünkü yaz sezonunda inanılmaz fiyatlara kalacağımız bu otelde inanılmaz uygun bir imkan dahilinde kaldık. Otel’i ayrı bir yazımda anlatacağım için detaylara girmiyorum. Oda arkadaşım Tuna ; Land Rover G4 Challenge yarı finalinden arkadaşım ve en genç yarı finalist idi. Land Rover G4 ekibinden toplam 11 kişi idik ve hepsi Adım Adım için koşuyorlardı. Ayrıca Macera yarışlarını düzenleyen sevgili Caner’de oğlunu pusete koyup 10Km koşusunu 118. olarak bitirdi 🙂

Runtalya Maraton Fuarı Runtalya Maraton Fuarı Runtalya Maraton Fuarı

Perşembe gününden başlamış olan mide rahatsızlığım beni cuma ve cumartesi sadece dinlenme ile geçirttiğinden otel imkanlarından Cumartesi minimum yararlandım. Ama günde 14-15 saat çalışan ben, kımıldamadan saatlerce yatmanın keyfine de varmış oldum. Önce saat 11:30 gibi servislerimize bindik ve şehir merkezindeki Maraton fuar alanına doğru yol aldık ve burada kaydımızı tamamlayıp meşhur göğüs numaramızı aldık. Bu göğüs numarası ile beraber OGER Maraton bizlere bir çanta taktim etti. Bunun içinde ilkyardım seti, havlu, harika bir T-Shirt, Ayakkabınıza takacağınız geçtiğini KM’leri kontrol eden manyetik chip ve broşürler bulunmaktaydı.

Salomon XT Wings ve Chip Runtalya Çantası ve İçeriği Enerji Yiyecek ve İçeçekleri

Daha sonra alışveriş merkezinde biraz oyalandık ve otobüslere 14:30 gibi bindik ve geri otelimize geldik. Yolda inanılmaz dalgalar ve akdenizin hırçınlaşmasını ve otoyolu taşlarla dolduruşunu izledik. Herkes birbirine havadurumunu sormaya başladı 🙂 Otobüste Hollandalı bir güvenlik görevlisi ile sohbet ettim, o da Hollanda’dan Yarı Maraton için gelmişti. Özellikle Türkiye’deki atletizm kulüpleri ve okulların dışında ilgilenenler hariç yabancıları her yerde her milletten görmek mümkün idi.

Gece Sahil Yürüyüşü Çıldır Akdeniz

Otel’de harika ( benim için yulaf , makarna ve bilimum mide düzeltici yemek içeren) yemekten sonra herkes aşağıda toplandık. Önce güzel 2-3 km’lik bir uzun sahil yürüyüşü yaptık… Serin gece’de yemeği bastırmak için gerekli idi ve harika geldi…

Heyecanı müzik ile biraz bastırdık. Fotoğraf çekindik topluca ve sabah erken kalkmak üzere vedalaştık…


Likya Gezisi – Lycia Trip

Güneşin Ülkesi…. Likya….

The country of the Sun; Lycia…

Tam 7 gün sürecek dağ bisikletlerimizle 400 km’nin üstünde yol yapacaktık… Nereye… Yüz yıllar boyu Akdeniz’de medeniyet beşiği olarak yer alan tarihi Likya bölgesine ve onun şehirlerine konuk olacaktık…

We were going to take over 400 km with our bikes in 7-day-trip… We would be guests in Lycia and its cities where was the cradle of civilization in Mediterranean for centuries…

Kamil Koç’un ulaşım, Eksen Harita firmasının GPS ve diğer sponsorlukları ile tüm hazırlıklarımızı günler öncesinden tamamlamıştı; İzmir üzerinden yaklaşık 13 saat güvenli yolculuk sonrasında hareket noktamız Fethiye’ye ulaştık…

We completed all our arrangements days before we took off thanks to the supports of Kamil Koc transportation and GPS by Eksen Harita Company. After 13-hour safe trip over Izmir, we reached Fethiye, our starting point…

Fethiye otobüs terminalinde Bisikletlerimizi hazırladıktan sonra Kemer ilçesine ulaşmak için yola çıktık. Yağmur ve ardından çıkan gökkuşaklarından sonra 45 km yol yaparak Kınık ilçesinde XANTOS harabelerinde ile kampımızı kurduk. Xantos; Fethiye’ye 46 km. uzaklıkta, Kınık köyünün yakınında bir antik kenttir. İlkçağda Lykia bölgesinin en büyük idari ve dini merkeziydi. M.Ö. II. yüzyılda Lykia birliğinin başkenti olmuştur. Roma ve Bizans dönemlerinde önemli yapılarla donatılmıştır. VII. yüzyıldaki Arap akınları kentin terk edilmesine yol açmıştır. UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde yer almaktadır.

After preparing our bikes at Fethiye bus terminal, we took off to Kemer. After 45 km with rain and rainbow, we set up our camp on Xantos ruins. Xantos is 46km far away from Fethiye and it is an antique town near Kınık village. It was the religious center and the biggest center of Lycia region at antiquity times. 2. Century BC it was the capital city of Lycia and was surrounded with important structures at Roman and Byzantine times. The raid of Arabs caused the abdication of the city at VII. Century. It is also on the UNESCO’s world heritage list.

Bu noktada konakladıktan sonra sabaha Letoon şehrine ve harabelerine doğru hareket ediyoruz. Yaklaşık 4-5 km sonra nehirlerin üzerindeki köprüleri, portakal bahçelerini aşarak her an bizi selamlayan ve turist zannedip el sallayan küçük çocuklarla bayramlaşarak hedefimize varıyoruz. İlkçağda Anadolu’nun Lykia bölgesinin kutsal merkezi olan Letoon, Xanthos‘a 4 km. uzaklıktadır. Burada Leto, Apollon ve Artemis tapınakları bulunmaktadır. Kentte bu üç tapınaktan başka; bir çeşme, bir manastır ve Roma tiyatrosu dikkati çekmektedir. UNESCO‘nun Dünya Mirası listesine alınmıştır.

After lodging here, we took off to Letoon and its ruins in the morning. We reached there, after passing by 4-5 km full of orange gardens, bridges on the rivers and kids that waved us assuming we were tourists. Letoon, where was the holy center of Lycia region in Ancient times is 4km far away from Xanthos. There are sanctuaries of Leto, Apollo and Artemis here. Other noticeable things beside those sanctuaries are a fountain, a priory and a Roman theatre. It is on UNESCO’s heritage list.

2. günde bir sonraki hedefimiz Patara harabeleri ve eşsiz kumsalı. Ocak ayı olmasına rağmen pırıl pırıl bir hava bizleri karşılıyor. Akropol‘de bulunan boyalı seramikler kentin İ.Ö. V. yüzyılda var olduğunu kanıtlıyor. Sürekli fotoğraf çekerek ilerlemek belki bizlere zaman kaybettiriyor ama eşsiz bir keyif yaratıyor. Patara, Büyük İskender’e kapılarını açmış ve bu olaydan sonra önemli bir liman kenti özelliğini kazanmış bir kent.  Kent ayrıca St. Nicholas’ın doğum yeri olduğu için de önemlidir. Patara’ya İ.S. 100 yılında yapıldığı sanılan üç gözlü bir kapıdan giriliyor. En önemli yapılarından birisi kumlar altında kalmış tiyatrosudur. Burada hala kazı çalışmaları devam etmekte. Patarayı gezdikten sonra Kalkan ilçesine ilerliyoruz. Günlerden Pazar ve ilçenin rengarenk pazarı bayram dolayısı ile son derece hareketli. Buradan mavi mağara, Kaputaş Plajı ve eşsiz Akdeniz manzarası eşliğinde Kaş’a varıyoruz.

Our next goal on second day was to go see Patara ruins and its amazing beach. Even though it was January, the sky was perfectly clear. The ceramics in Akropool proves that the city existed on 5 BC. Taking photos kept us away from moving but the aura was simply amazing. Patara became an important coastal town after it opened its gates to Alexander the Great. The city is also important since it was the place where St. Nicholas was born. To enter Patara, you go in 3-section-door which is assumed to be done in 100 BC. One of its important structures is the theatre that was covered under sand. There are still some excavation works going on here. After visiting Patara, we moved on to Kalkan. It was Sunday and very crowded since there was a flower bazaar full of with colorful flowers. From there, we arrived in Kas with the beautiful view of Kaputas Beach and unique Mediterranean view. 

Kaş-Kekova 3. gün etabımız ise Kaş’ın çıkışında bulunan 13 km’lik tırmanıştan dolayı yorucu geçiyor. Hedefimiz Demre; ancak Kekova üç ağız, batık şehir ise ilk hedeflerimiz. Anadolu köylülerimizin sıcak misafirperverliği, yolda el sallayan ve selam veren kornaları ile yokuşlarda moral vererek tekrar tekrar enerjimizi toplamamıza imkan tanıyor. Gecenin karanlığında Demreye varıyoruz… Sabah Myra antik şehrini ve Noel baba olarak alınan aziz Nicholas kilisesini geziyoruz. Myra çok iyi korunmuş Roma devri tiyatrosunun yanı sıra bu tiyatroyu tepeden seyreden kaya mezarları ile tanınan, Likya birliğinin en büyük 6 Şehrinden biri. Aziz Nikolas (Noel Baba) dördüncü yüzyılda bu Akdeniz şehrinde din görevlisi olarak çalışmıştır. Çocukların, denizcilerin ve yardıma muhtaç insanların koruyucusu olan Noel Baba M.S. 342 yılında burada ölmüştür. M.S. dördüncü yüzyılda Anadolu’daki hümanist prensip ve fikirlerin oluşmasında önder olmuş ve daha sonraki yüzyıllarda batıda fikirleri giderek yayılarak saygınlaşan ve batı hümanizmine de katkıda bulunan Anadolu’lu sempatik Noel Baba bugün 20. yüzyılın dünyada en sevilen iyilik sembollerinden birisidir. 19. yüzyılda da Ruslar tarafından restore ettirilen yapı bugün Noel Baba Müzesi olarak düzenlenmiş olup ziyarete açıktır.

Our third day was a bit tiring because of the 13km climbing which was on the exit of Kas. Target was Demre; but there were also Kekova, Ucagiz and Batik Sehir to see. The kindness of local people, their waving and smiling helped us recover our energy back. We arrived at Demre in the middle of the night. In the morning, we visited Myra antique town and St. Nicholas aka Santa Claus. Myra is one of the 6 biggest cities of Lycia and it also has the best protected Roman theatre. St. Nicholas worked as a priest here in 4th century. He was the protector of the people in need, the children and the sailors and he died here in 342 AD. In 4th century AD, he was the leader name of humanist principles and he also contributed the humanism of western side and became one of the most sympatric people of today. The structure was restored by Russians in 19th century and it is also open for visitors today as Santa Claus Museum.

Demre’den sonra ki hedefimiz gece ünlü Gelidonya fenerinin bulunduğu bölgeye ulaşmak. Kumluca ve Finike üzerinden Akdeniz’in maviliğini sağımıza alıp rüzgarı yüzümüzde hissederek sürekli yol alıyoruz. Finike girişinde Suluin mağarasını ziyaret etmeyi atlamıyoruz. Gagai kalıntılarının bulunduğu Kumluova Mavikent bölgesinde denize yakın boş oba evlerinde kendimizi misafir ediyoruz; ayrılırken teşekkür kartımızı evin sahiplerinin bulabileceği bir noktaya bırakmayı unutmuyoruz.

After Demre, our next stop was to reach the region where famous Gelidonya Lantern was. We were going on along Kumluca and Finike as the wind was kissing our face, taking the most blue our side. In the entrance of Finike, we visited Suluin inn. We lodged in the region of Kumluova Mavikent where was closer to the sea and we left a thank note for the host house. 

Ertesi sabah; çok zor bir 15 km etaptan sonra Gelidonya fenerine ulaşıyoruz. Bu noktaya dağ bisikletleri ve 40 kg ‘dan fazla yük ile çıkmak çok zor. Yolu patika’dan bile dar olan bu eşsiz fenere giderken yaşadığım en büyük üzüntü; fotoğraf makinemin şarjının bitmesi. Ancak GPS’imizin bu noktaya ulamamın kaydını düşüyoruz. Hava kararmadan Karaöz ve çavuşköy üzerinden Olympos antik şehrine ulaşıp şirin pansiyomuzda konaklıyoruz.

On the next morning, we reached Gelidonya Lantern after a very tough 15 km stage. It is so hard to get up to this point with mountain bikes and loads over 40 kg. My biggest sadness while reaching to this unique lantern on its narrowest path was that the battery of my camera died. Also, our GPS couldn’t come at this point. We turned back to our pretty resting house in Olympos before it got dark.

Antik Likya‘nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m’lik muhteşem sahili, bitkileri, Caretta caretta’ları Khimaira’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.

Olympos by being one of the most important harbor towns of Lycia has been in mythology for a long time. With its great location Olympos was a perfect place for pirates and it is known for worldwide for its historical values, 3200 meter-amazing-beach, Caretta Carettas, unique nature that allows all outdoor sports and tree houses that are used for lodging.

Yol boyunca yorulan bisikletim Olympos Phaselis arasında maalesef beni üzüyor ve turumuzun son 10 km’sinde son durağımız Kemer’e kamyonet üzerinde devam ediyoruz. 14 Ocak günü akşam Kemer – Istanbul Kamil Koç seferimizi yakalıyoruz. Bisikletlerimizi demonte edip bagaja veriyoruz. 440 km boyunca Kas gücü ile Likya yolunun 2 eski dostum Uğur Özgün ve Bülent Atılgan ile beraber pedallayarak tamamlamanın keyfi ile evimize dönüyoruz…

Along the road, my tired bike made me upset between Olympos and Phaselis and we had to carry on the back of a truck after the 10th km of our journey. We caught our run of Kemer-Istanbul by Kamil Koc on 14th of January. We detached our bikes and gave them for luggage. With the joy of having pedalled 4400km with old friend Uğur Özgün and Bülent Atılgan, we turned back home.

Not: Likya yoluna hariç 60’a yakın fotoğrafı Foto-Galeri bölümü içerisinde Likya fotoğrafları içinde bulabilirsiniz.

PS: You can find nearly 60 photos in the photo gallery section under the name of Lycia Pictures.

Tags:  XANTOS, Lykia, Kamil Koç, Letoon, UNESCO,  Patara,  Akropol, Myra antik şehri, Demre, Gelidonya Feneri, Fenike, Suluin, Gagai