Güney Fransa – Antibes Kasabası — Southern France- Antibes Town

| Haziran 19, 2009 | 2 Yorum

Güney Fransa gezimizin ikinci günü. Merkez üssü Cannes olmak üzere kiralık araba ile geziyoruz. Antibes Cannes’a çok yakın bir kasaba. Juan-le-Pin ile dip dibe. Roma savaşlarında barbarlardan korunmak içn yapılan kalelerin surları genişletilmi ve şehri çerçevelemiş. bu 11 günlük tatilde 2kere uğradığımız harika bir yer.

The second day of our southern France tour. We visit holding the epicenter as Cannes by our rental car. Antibes is really a close town to Cannes, nose to tail with Juan-le-Pin. To get protected from the Barbarians in Roman wars, the castle’s walls got expanded and surrounded all over the city and in our 11-day-tour we visit 2 times.

Şehir merkezinde küçük kafeler, dondurmacılar, denize açılan kale surları…. Gezmeye doyamayacağınız ara sokaklar… Antibes bizi gerçekten çok keyifli sokak turlarına sürükleyen bir kasaba. En önemli görülecek nokta tabii ki Picasso Müzesi. http://www.musee-picasso.fr/ Picassonun ayrılmamak üzere yerleştiği bu büyük deniz kenarındaki harika ev (şato) içinde denemeleri,heykel çalışmalarının yanı sıra Picasso’ya has tabloları görmek mümkün.

In the city center, there are small cafes, ice cream shops, castle walls opening to the sea… There are beautiful side streets that you won’t regret to see them… Antibes is really a fun town that takes you to some enjoyable street tours. The most important spot is Picasso Museum. http://www.musee-picasso.fr/ In this great house that Picasso settled without leaving it even for once, you can see his amazing sculpture works and his original paintings.

Antibes kasabası’nda gezerken başımıza enteresan bir olay geliyor. Eski Klasik çantacıda oturuken birden bir kadın fotoğraflarımızı çekmeye başlıyor. Daha sonra kadının Wall Street Journal fotoğrafçısı olduğunu öğreniyoruz. Gazetenin 2 gün sonraki sayısında maalesef dükkan haber oluyor ama bizim fotolar nanay oluyor 🙂 Bizde ki  heyecanı düşünün tabi. Bu arada o dükkanı gidin görün ve 1800lerden kalan çantalara bir bakın. Merkez tiyatronun karşı sokağında 100m sonra sağda.

While taking a walk in Antibes town, something weird happened. While sitting in the old, classic bag shop, a woman started taking our pictures. Afterwards we learnt that the woman was the photographer of Wall Street Journal. In the 2-days-after copy of the newspaper there was the news about the shop and our photos went for nothing but imagine the excitement of us. But you really should see the shop and see the old bags from the 1800’s. It is on the street across the center theatre and on the left after 100m.

Yürümeye devam ediyoruz. Merkez’deki Tiyatro önündeki kafede ben dondurma yerken sedef kahve kuşlar ise çeşmeden su içiyorlar.

We kept on walking. We sat down in the cafe in front of the center theatre, eating ice cream and drinking coffee, watching the birds drinking water from the fountain…

Daha sonra iki defa ziyaret ettiğimiz, sabun, meze, lavanta,bal, reçel, meyve , sebze ve çiçeklerin kokularının ve gzelliklerinin bir birine karıştığı Antibes Pazarını geziyoruz. Muhteşem ! Fransanın halk pazarlarında herşey çok güzel, sunum harika, fiyatlar çok pahalı değil ve en önemlisi doğal…

After that, we went to Antibes Bazaar where all the fabulous scents of soaps, lavender, honey, fruits and flowers got blended. Amazing! In this bazaar, everything is just great, presentation is a success, prices are not that expensive and the most important thing is, everything is natural.

Daha sonra deniz kıyısına geçip Picasso evindeki heykellerin fotoğraflarını çekiyoruz. Akdeniz masmavi… Rüzgar yok.. Ama hava ılıman… Hiç antibes’ten gidesim gelmiyor.

We went to seashore and took pictures of the sculptures in the Picasso’s house. Mediterranean sea was at its most blue, there was no win, it was calm. I really didn’t want to go back from Antibes.

Seramik ve el sanatları dükkanları ve souvenir hediyelik eşya dükkanlarında sadece buzdolabı mıknatısı alıyoruz. Bunu atlamadan tatil geçirdiğimi hatırlamıyorum 🙂 Ama bu seramik dükkanı farklı. Gerçekten Picasso’nun denemelerinin (gerçek) olduğu dükkan . Bir kül tablası boyutundaki malzemeler bile 100euro’dan başlıyor. amamüzeyi gezerseniz burayı da atlamayın derim.

We only got magnets from souvenir, ceramics and handicraft shops. I have no memory of a vacation skipping doing that. But this ceramics shop was different. It was a shop that Picasso’s touches were real. The prices of the objects that were as big as an ashtray began from 100 EUR but If you have a chance to visit the museum, make it happen to come here.

Bisiklet görmeden olmaz. Eski bisikletleri ve enteresan bisikletlerin fotoğraflarını çekmeden gelmem. Bu da Antibes’in posta bisikleti !

No going back without seeing any bicycle. I cannot come back without taking photos the old and the interesting photos of the bikes. This is the mail bike of Antibes!

Bir sonraki durak Cannes- Monaco- Nice… Güney Fransanın tüm güzel sahil şeridini sizlere fotoğraf ve görseller ile anlatmaya devam edeceğim…

Next stop is Cannes- Monaco- Nice… I will continue to tell about all the beautiful seashore of Southern France with some photos…


Bilgiler – Data

http://www.bing.com/search?q=antibes&form=QBLH&filt=all
http://en.wikipedia.org/wiki/Antibes

Resimler – Pictures

http://www.bing.com/images/search?q=antibes+france&form=QBIR#

Videolar – Videos

http://www.bing.com/videos/search?q=antibes+france&FORM=BVFD

Tags : Güney Fransa, Cannes, Juan-le-Pin, Picasso Müzesi, Antibes Kasabası, Wall Street Journal



Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Yorumlar (2)

Trackback URL | RSS Feed Yorumları

  1. Sevgi Yağmuru dedi ki:

    Bu kasaba hakkında Elizabeth’in Günlüğü başlığı altında bir roman yazıyorum. Bu yazdığım roman amatörce olsada verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyorum Sevgiler – Saygılar sunuyorum.

  2. inci dedi ki:

    ne tasadüftür ki ben de aynı tarihler de Antibes’e çok yakın bir mesafede bulunan Sophia Antipoliste işim gereği bulunmaktaydım. Sophia Antipolis bir çok şirketin ve otellerin bulunduğu bir bölge. Tam anlamıyla bir yerleşim bölgesi, gezilecek bir yer olduğunu söyleyemem. Bu nedenle iş arkadaşımla toplantı sonrasında çevreyi keşfetmeye karar verdik. İş görüşmesini yaptığımız şirketin yakınında bir otobüs durağı vardı ve tamamen maceracı bir ruhla, nereye gideceğimizi bilmeden, gelen ilk otobüse atladık! Otobüs bizi 15 dakika gibi bir süre sonra son durak olan Antibes’ e bıraktı. Şehir bence 2 ye ayrılıyor. Yeni şehir olarak adlandırabileceğim kısmı bana İzmir’i anımsattı! Sahil kenarında apartmanlar, geniş caddeler ile güzel bir Fransa kentindeydik. Ancak biraz daha ilerleyince sanki sihirli bir kapıdan bambaşka bir aleme geçtik! Eski şehir kısmına. Burası deniz kıyısında küçük , çiçekli evlerle,daracık sokaklarla dolu çok şirin ve değişik bir atmosfere sahipti. Bir yanımızda surlarla çevrili deniz kenarı, diğer yanımızda bu hoş, şirin evler ve sokaklar… Bir insan nereye gittiğini bilmeden kendini ancak böyle güzel bir yerde bulabilirdi! Ve biz de arkadaşımla ertesi gün toplantı çıkışı, bu sefer bilinçli bir biçimde, tekrar Antibes de bulduk kendimizi! Yani aynı tarihlerde biz de 2. kez Antibes’deydik. Yolu Cannes veya Nice’ e düşecek olan varsa bu şirin kasabayı görmesini tavsiye ederim. Ayrıca bir diğer iş çıkışı da kendimizi Cannes’ te bulduğumuzu belirtmeliyim! İş bahanesiyle gittiğimiz harika bir gezi deneyimi oldu benim için 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir